Selahaddin ve Nureddin, Türkmen Beylerini Zengi Sancağı altında birleştirerek büyük bir kuvvet oluşturmuş ve Gazze'yi fethetmeyi başarmışlardır. Bu zafer, sadece Zengiler için değil, tüm İslam dünyası için önemli bir dönüm noktası olmuştur. Ancak bu zafer, Hristiyan dünyasında büyük bir şok etkisi yaratmış ve Papalık tarafından ölüme mahkûm edilen Bernard'ın intikam hırsını körüklemiştir.

Gazze'nin kaybı sonrası Bernard, bir şekilde kendini kurtarmış ve yeni planlarını devreye sokmaya başlamıştır. Öte yandan, Kraliçe Viktorya, Zengilerin Gazze'yi fethetmesinin ardından sıranın Kudüs'e geleceğini düşünerek, Zengilerle bir barış antlaşması yapma çabasına girmiştir. Ancak Bernard, Viktorya'nın bu antlaşmayı yapmasını engellemek için devreye girmiştir.

Bu arada, Selahaddin’in at uşağını tersleyerek geri gönderdiği Melik Arslanşah, büyük bir öfkeyle Zengi topraklarına geri dönmüştür. Abbasi Halifesinin Hamisi sıfatını elinde bulunduran Arslanşah, Sultan Nureddin ve etrafındaki beylere boyun eğdirmeyi amaçlamaktadır. Sultan Nureddin, bu tehdit karşısında geri adım atmamış ve Melik Arslanşah'a karşı durmuştur. Bu anlaşmazlık, iki lider arasında büyük bir gerilim yaratmış ve bölgedeki huzuru tehlikeye atmıştır.

Kuruluş Osman'da Nefes Kesen Yüzleşme Kuruluş Osman'da Nefes Kesen Yüzleşme

İntikam ateşiyle yanıp tutuşan Bernard, Trablusşam'dan büyük bir Haçlı ordusunu harekete geçirirken, Fatımilerle olan ittifakını da sürdürmeyi başarmıştır. Bu yeni Haçlı seferi, Zengilere karşı yeni bir tehdit oluşturmuştur. Bernard’ın, Gazze’de aldığı yenilgiden sonra ayağa kalkmak ve intikam almak adına nasıl bir plan yapacağı büyük merak konusu olmuştur. Selahaddin ise Bernard'ın kuracağı oyunlara karşı koyup koyamayacağı sorusuyla karşı karşıya kalmıştır.

Diğer taraftan, Melik Arslanşah’ın bölgede Zengilerin gücünü zayıflatmak için ne tür faaliyetlerde bulunacağı da merak edilmektedir. Bu durum, Zengi topraklarında büyük bir belirsizlik ve tehlike yaratmıştır. Selahaddin ve Nureddin, dört bir yandan kıskaca alınırken, Kudüs’e doğru yapılacak olan kutlu fetih yürüyüşüne çıkıp çıkamayacakları büyük bir soru işareti haline gelmiştir.

Bernard'ın Yeni Planları ve Selahaddin'in Mücadelesi
Bernard, Gazze’deki yenilginin ardından büyük bir Haçlı ordusunu yeniden toplayarak Zengilere karşı harekete geçmiştir. Bu süreçte Fatımilerle olan ittifakını koruyarak, Zengilere karşı yeni bir cephe açmayı başarmıştır. Bernard'ın bu yeni planı, Zengiler üzerinde büyük bir baskı yaratmış ve bölgedeki güç dengesini değiştirmiştir.

Melik Arslanşah ve Zengi Topraklarında Yeni Tehditler
Selahaddin’in at uşağını terslemesiyle öfkelenen Melik Arslanşah, Zengi topraklarına döndüğünde Sultan Nureddin'e karşı açıkça meydan okumuştur. Abbasi Halifesinin Hamisi olarak, bölgedeki beylere boyun eğdirmek isteyen Arslanşah, Zengilerin güçlenmesini engellemek için çeşitli faaliyetlerde bulunmaya başlamıştır. Bu durum, Zengiler için iç ve dış tehditlerin artmasına neden olmuştur.

Kudüs’e Doğru Kutlu Yürüyüş
Selahaddin ve Nureddin, tüm bu tehditlere rağmen Kudüs'e doğru kutlu bir fetih yürüyüşü başlatmayı planlamaktadır. Ancak karşılarındaki engeller ve iç çekişmeler, bu hedeflerine ulaşmalarını zorlaştırmaktadır. Selahaddin’in Bernard’ın planlarına karşı koyma kabiliyeti, bu yürüyüşün başarısında kilit rol oynamaktadır.

Sonuç ve Beklentiler
Selahaddin ve Nureddin'in Gazze zaferi, İslam dünyasında büyük bir sevinçle karşılanmıştır. Ancak bu zafer, beraberinde yeni tehditler ve zorluklar getirmiştir. Bernard’ın intikam planları, Melik Arslanşah’ın iç çekişmeleri ve Haçlı ordularının yeni seferleri, Zengileri zor bir dönemece sokmuştur. Bu süreçte Selahaddin’in liderlik kabiliyeti ve stratejik zekası, Zengilerin Kudüs'e doğru yapacakları fetih yürüyüşünde belirleyici olacaktır.