İcra ve İflas Hukuku, alacaklıların alacaklarına ulaşma hakkı ile borçluların varlıklarının korunması arasında dengeli bir düzen sağlamaya çalışmaktadır. Bu hukuk dalı, usul kurallarının titizlikle uygulandığı bir alan olup, özellikle haczedilen malların paraya çevrilmesi aşamasında sıkça yaşanan uyuşmazlıklar dikkat çekmektedir. Yıllar içinde, satış istemi ile fiili satış arasındaki sürecin uzaması, haczin devamlılığını sağlamak için ödenen avanslar ve icra dairelerinde biriken dosyalar, sistemin işleyişini olumsuz etkilemiştir. Bu sorunları ele almak ve icra sistemini modern teknolojik gelişmelere entegre etmek amacıyla, 30 Kasım 2021 tarihinde 7343 sayılı Kanun yürürlüğe girmiştir. Söz konusu kanun, sadece teknik değişiklikler getirmekle kalmamış, aynı zamanda elektronik satış usulünü ve satış giderlerinin peşin olarak ödenmesi gerekliliğini içeren köklü bir reform sağlamıştır.
Her yasal değişiklik, hukuk güvenliği ilkesi doğrultusunda "kanunların geçmişe yürümesi" veya "zaman bakımından uygulanması" sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından alınan 2025/15-80 Esas ve 2025/685 Karar sayılı karar, 7343 sayılı Kanun ile İcra ve İflas Kanunu'na eklenen Geçici Madde 18/3 hükmünün, Adalet Bakanlığı Satış Giderleri Tarifesi yürürlüğe girmeden önceki takiplerde nasıl uygulanacağına dair önemli bir çözüm sunmaktadır. Karar, "satış isteminin yapılmamış sayılması" gibi ciddi sonuçların alacaklıya bildirim yapılmadan uygulanıp uygulanamayacağı konusunda önemli tartışmalara yol açmaktadır.
Değişiklik Öncesi ve Sonrası Durum: Satış Giderleri
Yargıtay kararını anlamak için, uyuşmazlığın temelinde yatan yasal düzenlemeleri incelemek gerekmektedir. 7343 sayılı Kanun öncesinde, İcra ve İflas Kanunu'nun 106. ve 59. maddeleri, satış istemiyle birlikte giderlerin peşin yatırılmasını zorunlu kılmasına karşın, uygulamada bu kural esnek yorumlanmaktaydı. Alacaklılar, satış talep ederken genellikle cüzi bir avans yatırmakta ve eksik kalan tutar, icra müdürünün hesaplaması sonrasında gönderilen bildirimle tamamlanmaktaydı. Bu sistemde, eksik giderin tamamlanması için icra dairesinin bildirimde bulunması zorunluydu.
Ancak 7343 sayılı Kanun ile bu durum köklü bir değişime uğramıştır. Satış isteminin ciddiyetini artırmak ve işlemleri hızlandırmak amacıyla, İcra ve İflas Kanunu'nun 106. maddesinin üçüncü fıkrası, "Satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamının peşin olarak yatırılması zorunludur" ifadesini içermektedir. Böylece, giderlerin tamamının yatırılması artık icra müdürünün takdirine bırakılmamış ve satış isteminin geçerliliği için bir şart haline getirilmiştir. Ayrıca, giderlerin belirlenmesi için Adalet Bakanlığı tarafından bir "Tarife" çıkarılması da öngörülmektedir.
Geçiş Hükümleri ve Uyuşmazlığın Kaynağı: İİK Geçici Madde 18
7343 sayılı Kanun, eski ve yeni düzenlemeler arasındaki geçişi sağlamak amacıyla İcra ve İflas Kanunu’na Geçici Madde 18’i eklemiştir. Bu madde, karara konu uyuşmazlığın temelini oluşturur. Genel kuralı belirten Geçici Madde 18/2, elektronik satışa geçilmeden önce konulan hacizler için eski kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edeceğini ifade etmektedir. Bu hüküm, kazanılmış hakları koruma amacını gütmektedir. Özel kuralı tanımlayan Geçici Madde 18/3 ise, satış giderleri için belirli bir zaman dilimi tanımaktadır. Bu maddeye göre, Tarife’nin yürürlüğe girdiği tarihten önce satış istenmiş ancak giderler tamamen yatırılmamışsa, Tarife’de belirtilen giderlerin belirli bir süre içinde yatırılması gerektiği belirtilmektedir. Belirtilen süre içinde giderler yatırılmazsa, satış istemi yapılmamış sayılacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararının Tahlili
Karara konu olayda, alacaklı H… Ltd. Şti. vekili, borçlu B… Ltd. Şti.’nin taşınmazlarına 2016 yılında haciz koydurmuş ve cüzi bir avansla satış istemiştir. 7343 sayılı Kanun ve Tarife yürürlüğe girdikten sonra, alacaklı vekili 13.06.2023 tarihinde işlemlere devam etmek istemiş, ancak İcra Müdürlüğü, Geçici Madde 18/3 uyarınca satış isteminin yapılmamış sayılmasına ve hacizlerin kaldırılmasına karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesi, İcra Müdürlüğü’nü haklı bulurken, Bölge Adliye Mahkemesi, haciz tarihinin eski olduğu gerekçesiyle genel kuralın uygulanması gerektiğini ifade etmiştir. Uyuşmazlık, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun gündemine gelmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, çoğunluk görüşüyle, Geçici Madde 18/3’ün satış giderleri konusundaki genel kuralı dışlayan bir özel kural olduğuna karar vermiştir. Yüksek Mahkeme, kanun koyucunun satış giderleri konusunu ayrı bir fıkrada düzenleyerek, haciz tarihine bakılmaksızın yeni kuralın derhal uygulanmasını istemiştir. Bu görüş, birçok hukukçu tarafından desteklenmektedir. Kararın önemli bir noktası, alacaklıya bir bildirim yapılması gerekliliğinin olmadığını belirten tespitidir. Yargıtay, geçiş düzenlemesinde muhtıra çıkarılmasına ilişkin bir hüküm bulunmadığını ifade ederek, alacaklının bu süreyi kendiliğinden takip etmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Karşı oy ise, çoğunluk görüşünün gözden kaçırdığı bir çelişkiye dikkat çekmektedir. Karşı oyda, kanunun alacaklıya "Tarife’de belirlenen giderleri" tamamlama emri verdiği, ancak Tarife'nin kendisinin "henüz elektronik satışa geçilmeyen yerlerde uygulanmayacağı" belirtildiği vurgulanmaktadır. Bu durumda, alacaklının ne kadar ödeyeceğini bilmesinin hukuken mümkün olmaması, bir "imkânsızlık" hali olarak nitelendirilmektedir. Yargıtay’ın bu kararı, icra dairelerindeki birikmiş dosyaların azaltılması ve usul ekonomisinin sağlanması amacına hizmet etse de, hukuki belirlilik ilkesi açısından tartışılmaya devam etmektedir.