İkisi de Türk tiyatrosunun önemli isimleri arasında yer alan Şükran Ovalı ve Kubilay Aka, "Fora" adlı tiyatro oyunuyla sahne alarak izleyicilere güçlü bir aile hikayesi sunuyor. Uzun yıllardır tanışan ve dostluklarıyla dikkat çeken bu iki sanatçı, yeni projeleri üzerinden kuşak çatışmaları, aşk, dostluk ve aile ilişkilerini derinlemesine ele alıyor.
Oyun ve Teması Üzerine
Şükran Ovalı, "Fora" oyununu tarif ederken, "Bu aslında bir aile hikâyesi. Herkesin hayatına düşen bir anne-baba var, biz de bununla yüzleşiyoruz" ifadelerini kullanıyor. Oyun, aile ilişkilerinin karmaşıklığını ve bireylerin içsel dünyalarını keşfetmeye olanak tanıyor. Aynı zamanda, ölüm teması da işleniyor; bu bağlamda, ertelemeden yaşamak gerektiği mesajı veriliyor. Ovalı, yazar Hikmet Hükümenoğlu'nun bu temaları ustalıkla işlediğini vurguluyor.
Karakterlerin Yüzleştiği Duygular
Kubilay Aka, oyunun karakterleri aracılığıyla aile içindeki mesafeleri, söylenemeyen duyguları ve yarım kalan ifadeleri dile getirdiklerini belirtiyor. İki oyuncu, aynı zamanda, herkesin kendi yaraları ve eksiklikleri ile yüzleşmek zorunda olduğunu da dile getiriyor. Ovalı, "Hepimizin derdi ortak; bu oyunda bunu daha iyi anlıyoruz" diyor.
Aile İlişkileri: Lütuf mu, Lanet mi?
Oyun tanıtımlarında "Aile hem bir lütuftur hem de bir lanet" ifadesi dikkat çekiyor. Ovalı, bu durumu değerlendirirken, geçmişte yaşadığı zorlukların onu güçlendirdiğini ifade ediyor. "Ben lanet sandığımız şeylerin aslında hediye olduğunu fark ediyorum" diyen Ovalı, büyüdüğü ortamın kendisini şekillendirdiğini vurguluyor. Aka ise aile ilişkilerinin her zaman zorluklar barındırabileceğine dikkat çekiyor.
İletişim ve Modern Hayatın Getirdikleri
İki sanatçı, modern yaşamın getirdiği iletişimsizlikten de bahsediyor. Ovalı, "Zamanla yarışıyoruz" derken, Aka İstanbul'daki trafik ve sürekli hareket etmenin insan ilişkilerini nasıl etkilediğine değiniyor. Bu bağlamda, sosyal medyanın bilgi akışını hızlandırdığı ancak iletişimi yüzeyselleştirdiğini düşünüyorlar.
Ölüm Korkusu ve Kuşak Çatışması
Ölüm teması, oyuncuların kişisel deneyimleriyle de örtüşüyor. Aka, ölümü teslimiyet olarak gördüğünü söylerken, Ovalı ise anneliğin getirdiği kaygıların ölüm korkusunu artırdığını aktarıyor. Kuşak çatışmasına da değinen Aka, farklı nesillerin bakış açıları arasındaki uyumu sağlamakta zorlanmadığını ifade ediyor. Ovalı ise yeni neslin kendini ifade etme konusunda daha özgür olduğunu belirtiyor.
Sanatçıların İlişkileri ve Gelecek Beklentileri
Kubilay Aka, Ovalı'yı çok sevdiğini ve ona güven duyduğunu ifade ediyor. İkili, profesyonel yaşamlarında birbirlerine destek olmanın önemini vurguluyor. Ovalı, Aka'nın içtenliğini ve sanata olan tutkusunu takdir ettiğini belirtirken, "Ömrü de kalbi gibi olsun" diyerek ona olan iyi dileklerini iletiyor.
Son olarak, her iki sanatçı da oyunculuk mesleğinin getirdiği zorluklar ve güzellikler üzerine kendi deneyimlerini paylaşıyor. Ovalı, genç oyunculara kendilerinden vazgeçmemeleri tavsiyesinde bulunurken, Aka da hayalini gerçekleştirdiğini ifade ediyor. "Fora" oyunu, izleyicilere düşündürücü mesajlar sunarken, oyuncuların da kendi içsel yolculuklarına dair derin bir bakış açısı kazandırıyor.