Yargıtay, elden yapılan kira ödemelerine ilişkin bir davada önemli bir karar alarak, yazılı kira sözleşmesi bulunan durumlarda kiracının kira ödemelerini tanık beyanlarıyla değil, kesin ve yazılı delillerle ispatlaması gerektiğine hükmetti. Bu karar, yerel mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı bulunarak bozulmasına neden oldu.
Dava Süreci ve İlgili Detaylar
Taraflar arasındaki kira ödemeleri ile ilgili uyuşmazlık, Yargıtay’a taşındı. Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına temyiz başvurusu üzerine incelenen dosyada, ilk derece mahkemesinin tanık beyanlarına dayanarak verdiği karar, Yargıtay tarafından incelendi. Dosya içinde, 20 Eylül 2022 tarihinde imzalanmış yazılı bir kira sözleşmesi olduğu ve aylık kira bedelinin 1.800 TL olarak belirlendiği tespit edildi. Kiraya verenin başlattığı icra takibinde, Ocak-Haziran 2023 dönemine ait toplam 10.800 TL kira alacağının tahsilatı talep edildi.
Davacı kiracı, kira bedellerini elden ödediğini, Haziran ayı kirasının ise kiraya veren tarafından kabul edilmemesi üzerine tevdi mahalli tayini yoluna gittiğini belirtti. Bu durum, kiracının borçlu olmadığının tespitini istemesiyle sonuçlandı ve icra tehdidi altında yapılan ödemeler sebebiyle dava, istirdat davasına dönüştü.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
İlk derece mahkemesi, kiracı tarafından yapılan kira ödemelerinin elden gerçekleştirildiği sonucuna tanık beyanları ile ulaştı ve icra dosyası kapsamında bu ödemelerin iadesine karar verdi. Ancak Yargıtay, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 201. maddesi gereğince, yazılı bir sözleşmenin bulunduğu durumlarda tanık beyanlarıyla ispat yoluna gidilemeyeceğine dikkat çekti. Yıllık kira bedelinin senetle ispat sınırını aşması nedeniyle, kiracının kira borcunu ödediğini kesin delille ispat etmesi gerektiği vurgulandı.
Yüksek Mahkeme, yazılı kira sözleşmesinin bulunduğu bu dosyada, kira bedellerinin tanık beyanlarıyla ispatlanamayacağını belirterek, bu husus dikkate alınmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna hükmetti. Karar, sonucu etkilememek üzere kanun yararına bozuldu. Bu gelişme, kiracı ve kiraya veren arasındaki kira ödemelerine ilişkin hukuki süreçlerin nasıl ilerleyeceği konusunda önemli bir işaret niteliği taşıyor.