21 Aralık 2015 Pazartesi 09:34
'Türkiye'de can emniyetimiz yok '

CHP milletvekili Murat Emir, Dilek Doğan'ın öldürülmesiyle ilgili olarak ortaya çıkan kamera kayıtlarını incelediğini belirterek "Hepimizin evine bir gün polisler gelip çocuklarımızı, bizi ve eşimizi öldürebilir. Bu da olağan bir güvenlik faaliyeti veya arbede sırasında yaşanmış bir kaza olarak gösterilebilir. Bu yüzden Türkiye giderek yaşama hakkımızın ve can emniyetimizin olmadığı bir ülke haline dönüşmektedir" dedi.

TBMM'de basın toplantısı düzenleyen CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, özel harekat polisi M.Y. tarafından evinde silahla öldürülen Dilek Doğan'ın dava dosyasına giren vurulduğu sırada çekilen görüntülerini değerlendirdi. Dilek Doğan'ın vurulduktan 7 gün sonra yaşamının yitirdiğini hatırlatan CHP'li Murat Emir, olay sonrası yapılan açıklamanın ise çıkan arbede sonucu silahın ateşlendiği ve kaza sonucu meydana geldiğini şeklinde olduğunu anımsattı. Polis kamera kayıtlarında olayın kasıtlı yapıldığının açıkça belli olduğunu vurgulayan Emir şöyle devam etti: "Polis kamera yakıtları 3 ayrı bölümden oluşuyor. Polisler canlı bomba olduğu iddia edilen şahsın evde olup olmadığını sorduktan sonra arama yapacaklarını söylüyorlar. Doğan ailesi polisten galoş giymelerini istiyor. Bu arada görüntü kesiliyor. İkinci görüntüde polisler girip arama yapıyor. Dilek Doğan bu sırada vuruluyor. Videonun 1.45'inci saniyesinde görevli polis memurunun 'Ben sana ne dedim' diye bağırdığını, Dilek Doğan'ın ise 'Ya sen ne yapıyorsun' değini duyuyoruz. Son videoda ise polisin 'Senin oğlun yaptı' diye haykırdığını izliyoruz. Bu olayın birkaç açıdan ayrıntıyla değerlendirilmesini istiyoruz. Bu sıradan bir kriminal olay değildir. Bu aslında bizdeki peşin cezalandırma kültürünün, polis devletine adım adım gidişin, güvenlik güçlerinin özensizliğinin doğal bir sonucudur. Biz bu eylemleri daha öncede gördük. Çok defalar bunlara tanık olduk. En son Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz olayında gördük. Bu olayın önlenmesi lazım. Can ve mal güvenliğimizin teminatı olan polisin aslında bizim için temel tehlikelerden biri olmaya başladığını üzülerek söylemek zorundayım. Hepimizin evine bir gün polisler gelip, çocuklarımızı, bizi, eşimizi öldürebilir ve bu da olağan güvenlik faaliyeti, arbede sırasında yaşanmış bir kaza olarak gösterilebilir. Bu yüzden Türkiye giderek yaşama hakkımızın ve can emniyetiminiz olmadığı bir ülke haline dönüşmektedir."

"KAYIT YAPAN POLİS DELİLLERİ KARARTTI"

Dilek Doğan'ın evinin aranması sırasında görüntülerin kesik kesik olduğunu, kamera kaydı yapan polisin açıkça delilleri kararttığını savunan Emir, "Savcılık dosyasına giren kayıtlarda güvenlik güçlerinin kamerasının süreli çekim yapmadığını tespit ettik. Bu son derece ağır bir suçtur. Orada kameranın olma sebebi ev aramasının hukuka aykırı olup olmadığının tespiti içindir. Dilek Doğan'ın vurulduğu sırada görüntülerin olmadığını görevli polis şarj cihazının bitebileceği ve bitmemesi için belirli bölümlerde çekim yaptığını ifade etmiş. Bu asla kabul edilemez. Bunun hukuktaki karşılığı delilleri karartmadır. Çünkü o polis memuru o görüntüleri almakla görevlidir. Bu görevi ihmal olarak değerlendirilmez açıkça delilleri karartmadır. Can kayıplarını önlemek adına polisi, güvenlik güçlerini hukukun içene çekmek adına Dilek Doğanları kaybetmemek adına bu mücadeleyi hep beraber vermek zorundayız."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.