19 Nisan 2016 Salı 14:14
Muhtarlar Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Türkiye İlerleme Raporu'yla ilgili, "Rapora bakıyorsunuz Kıbrıs konusunda, Ege'deki sorunlar konusunda aynı sakat yaklaşım. Yargı bağımsızlığı, ifade, basın ve toplanma hürriyeti konularındaki eleştirilerde aynı sakat bakış açısı. Güneydoğu'daki şehirlerimizde yaşanan olaylarla ilgili yine benzer yalan yanlış ifadeler. Tabii raporu yazanın akıl danesi HDP'liler olduğu için sonucun bu şekilde çıkması şaşırtıcı değil." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen "24. Muhtarlar Toplantısı"nda, Adana, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bartın, Bingöl, Çorum, Erzurum, Kırklareli, Manisa, Siirt, Sinop, Şırnak, Tekirdağ ve Kırıkkale'den gelen muhtarlara hitap etti.

AP'nin Türkiye İlerleme Raporu ile ilgili görüşlerini paylaşan Erdoğan, "Raporun ve kararın sadece iki başlığını anlatayım, gerisini siz zaten tahmin edersiniz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kararın 17. maddesinde güya çevreci hassasiyetler bahanesiyle Türkiye'nin mega projelerinden kaygı duyulduğu ifade ediliyor. Vah vah vah! Size bu kaygı bir yerlerden tanıdık geldi mi? Bana geldi. Anladınız değil mi? Ama yine de ben açayım. Bu talep bizim önümüze Gezi olayları sırasında da getirilmişti. Aynı şekilde 17-25 Aralık darbe girişiminin hedeflerinden biri de Türkiye'nin mega projelerini gerçekleştiren iş adamlarıydı. Batı ülkelerinin finans kurumları, mega projelerimize kredi sağlamamak için her türlü cambazlığı yapmışlardı. Savunma sanayi projelerimizi engellemek için lisans haklarından teknoloji transferine kadar çıkartmadık zorluk bırakmadılar. Şimdi de aynı şifreyle Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye İlerleme Raporunda ve kararında karşılaşıyoruz. Her defasında ne dediysek bu sefer de aynısını söylüyoruz, Türkiye 2023 hedeflerinden vazgeçmeyecek bunu böyle bilesiniz."

AP raporunda Akkuyu nükleer santralinin durdurulması çağrısında bulunulduğunu, bunun da manidar olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu çağrıyı yapan kim? Avrupa Birliği üyesi ülkelerin temsilcilerinden oluşan bir parlamento. Başkanları da zaten, onlar da garip garip açıklamalar yapmışlardı. Peki Avrupa ülkelerinde faaliyet gösteren, bu rakamlara dikkat edin,135 nükleer santrali ne yapacağız? Dünyada halen faal olan 444 nükleer santrali ne yapacağız? Halen inşa edilmekte olan 62 nükleer santral için de aynı çağrının yapıldığını duyan var mı? Öyleyse Türkiye'de inşa edilen nükleer santralle ilgili bu kaygı nereden kaynaklanıyor? Sakın bu çağrının gerisinde Türkiye'nin enerjideki dışa bağımlılığından kurtulmasından, yine enerji alımı kaynaklı yüksek cari açığını kontrol altına almasından duyulan kaygı yatıyor olmasın.

Rapora bakıyorsunuz Kıbrıs konusunda, Ege'deki sorunlar konusunda aynı sakat yaklaşım. Yargı bağımsızlığı, ifade, basın ve toplanma hürriyeti konularındaki eleştirilerde aynı sakat bakış açısı. Güneydoğu'daki şehirlerimizde yaşanan olaylarla ilgili yine benzer yalan yanlış ifadeler. Tabii raporu yazanın akıl danesi HDP'liler olduğu için sonucun bu şekilde çıkması şaşırtıcı değil. Biz bunları çok iyi biliriz. Bunlar cibilliyetinin gereğini yapıyor. Hele bir de raporun 1915 olayları faslı var ki tam evlere şenlik. Adeta ülkemizin ve milletimizin ne kadar hasmı varsa bir araya gelip kafalarındakileri ve gönüllerindekileri rapora dercetmişler. Bu raporun herhangi bir bağlayıcılığı olmadığını elbette biliyoruz. Öyle bir bağlayıcılığı yok raporun. Zaten arkadaşlar kendilerine iade ettiler."

- "Raporu iade etme kararı gayet doğru"

Türkiye'nin geçen yıl olduğu gibi bu yıl da raporu iade etme kararının gayet doğru olduğunun altını çizen Erdoğan, "Halbuki biz bu raporu, alıştık bunlara Avrupa Biriliği ile ilişkilerimizi daha ileriye götürmemize yardımcı olacak, bu yöndeki çalışmalarımıza ışık tutacak tespitler içeriyor diye düşünmüştük." dedi.

"Şimdi ne yapmak istiyorlar acaba" diye kendi kendine sorduğunu ifade eden Erdoğan, 23 Nisan'da Avrupa'dan bazı liderlerin Türkiye'ye geleceğini, Gaziantep'te kampları gezeceklerini söyledi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

"Peki o kampları gezip dolaştıkları zaman acaba bu raporla ilgili soruya da cevap arayacaklar mı? Bu kadar insan, 3 milyon insan bu ülkede Avrupa'dakileri rahatsız etmesin diye burada bunlar bakılıyor. Burada bunların bütün maişeti, her şeyi temin ediliyor. Bunlarla ilgili raporda ne var? Hiç. Bizim tepkimiz kurumsal olarak Avrupa Parlamentosu'na veya raporun kendisine değil. Bizim tepkimiz, raporun yapıcı değil, yıkıcı bir anlayışla hazırlanmasındadır. Avrupa Birliği ile ilişkilerimizin göçmenler, bazı fasılların açılması, vize serbestisi gibi pek çok konuda olumlu yönde seyrettiği bir dönemde böyle bir raporun önümüze getirilmesi tam anlamıyla provokatif bir yaklaşımdır, provokatif bir davranıştır. Herhalde bunu Avrupalılar görecektir. Temenni ederim ki görürler. 1963'ten bu yana göremediler ama bundan sonra ne olur bilemiyorum.

Avrupa Parlamentosu özellikle son yıllarda bu davranışı çok sık sergiler hale gelmiştir. Bu hususta da her zaman söylediğim şeyi burada bir kez daha tekrar etmek istiyorum: Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne olan ihtiyacından daha fazla Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye ihtiyacı vardır, bunu böyle bilin. Bunun için hiç uzağa gitmeye gerek yok. Sadece son gelişmelere bakmak yeterlidir."

- "Büyük bölümü kesinlikle art niyetlidir"

Türkiye'ye yönelik Batı kaynaklı eleştirilerin bir bölümünün ülkenin içinde bulunduğu şartların doğru anlaşılmamasından kaynaklandığını belirten Erdoğan, "Böyle de olabilir ama büyük bölümü kesinlikle art niyetlidir." ifadesini kullandı.

Çok daha fazlasının, çok daha ağırlarının, çok daha katılarının Batı ülkelerinde görüldüğü pek çok uygulama yüzünden Türkiye'ye sert eleştiriler yöneltildiğini aktaran Erdoğan, hapiste olduğu söylenen gazetecilerin hiçbirisinin gazeteci olmadığını, gazeteci kabul edilebileceklerin suçlarına bakıldığında casusluk, gizli belgelerin ifşası gibi Batı ülkelerinde çok daha ağır cezaların verildiği suçların bulunduğunu söyledi.

İfade özgürlüğü konusunda eleştiri yapılırken, "her türlü hakaretin, iftiranın, küfrün, aşağılık ifadelerin yer aldığı konuların bu kapsamda değerlendirildiğini" dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Geçenlerde Amerika'da böyle birisi çıkmış Başkan Obama'ya bir tehdit sallıyor, 3 yıla mahkum ettiler, içeride. Aynı şekilde Şansölye Merkel'e Almanya'da benzer bir şey yapıldı. O da 2 yılı aşkın bir süre mahkum oldu. Bunlar bunu rahatlıkla yapıyor, oluyor. Bizde buna benzer şeyler bugüne kadar pek olmadı. Demek ki böyle bir şey bizde olmuş olsa bunlar gök kubbeyi üzerimize yıkacaklar. Oysa kendi ülkelerini kişisel hak ve özgürlüklerin en ileri düzeyde uygulandığı yerler olarak görüyorlar, alakası yok. Aynı hakaretleri, küfürleri o ülkelerde yapanlar, kendilerini anında mahkemenin önünde bulurlar. 'Gösteri özgürlüğü' diyorlar. Bakıyorsunuz kendileri gerekli gördüklerinde herhangi bir taşkınlığı, şiddeti, saldırısı olmadan gösteri yapan yüzlerce insanı kelepçeleyerek götürüyorlar. 'Yargı bağımsızlığı' diyorlar değil mi? Türkiye'de yargıyı paralel yapı çetesinin tasallutundan kurtarıp, yeniden millet adına karar veren kuruma dönüştürme çabalarını eleştiriyorlar. 'Sosyal medyanın kısıtlanması' diyorlar. İşlerine geldiğinde kendileri ziyadesiyle aynı yola başvuruyorlar."

Türkiye'nin eksikleri olduğunu, bunları düzeltmek, geliştirmek, Türkiye'yi demokraside, hak ve özgürlüklerde en ileri standartlara kavuşturmak için 13 yıldır gece gündüz çalıştıklarını, çalışmaya devam ettiklerini vurgulayan Erdoğan, "Ama bunu onlar istediği için değil, milletimiz buna layık olduğu için yaptık, yapmayı da sürdüreceğiz." diye konuştu.

(Sürecek)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.