22 Mart 2016 Salı 12:52
Adalet Yerini Bulana Kadar ..

ERZURUM'da düzenlenen 'Yargıda Zaman Yönetimi' konulu sempozyuma katılan Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkan Yardımcısı avukat Berra Besler, "Adalette isabet kadar sürat de önemlidir" dedi.

Palandöken Kayak Merkezi'ndeki Sway Otel'de Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından düzenlenen 'Yargıda Zaman Yönetimi' sempozyumuna katılan TBB Başkan Yardımcısı Berra Besler, "Hiç kuşkusuz adalette isabet kadar sürat de önemlidir. Adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biri olan 'makul sürede yargılanma ilkesi', Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5'inci maddesinin 3'üncü fıkrasında, 'herkesin makul bir sürede yargılanma veya yargılanma süresince serbest bırakılma', 6'ncı maddesinin 1'inci fıkrasında, 'herkesin davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından makul sürede görülmesini isteme' hakkına sahip olduğu ifadelerinde yerini bulmuştur.

Keza Anayasa'nın 19'uncu maddesinin 7'nci fıkrasında, 'Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır' hükmü yer almaktadır. Bu varsayımın doğrulanabilmesi için her şeyden önce, yargıyla ilgili teknik, fiziki ve insan unsuruna ilişkin sorunların en aza indirilmesi ve tüm ülke düzeyinde eşit koşul ve olanakların sağlanabilmesi gerekir.

Bir başka deyişle, Avrupa Konseyi üyesi ülkelerde mevcut alt yapı ve üst yapı unsurlarının ülkemiz bakımından da sağlanabilmesi gerekir. Çünkü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Türkiye aleyhine verdiği kararlarında da açıkça görülebileceği gibi, yargılamada makul sürenin aşılmasına sebep olan etmenler, büyük ölçüde mevzuattan değil, uygulamadan kaynaklanmaktadır. Makul bir sürede yargılama, aynı zamanda bağımsız ve tarafsız mahkeme önünde, delillerin hakkaniyetle değerlendirilmesini, tanık dinleme eşitliğini, savunmaya yeterli zaman ve imkan verilmesini gerekli kılar" diye konuştu.

Türkiye'de makul sürenin aşılmasının nedenleri arasında, yeterli ve nitelikli mahkeme personeli eksikliği, hakimlerin mesailerinin bir bölümünü idari işlere ayırmak zorunda kalması, mevzuatın çok sık değişikliğe uğraması, kanunların iyi yazılmaması, usul çerçevesindeki eksiklikler, süreler, hakim ve savcıların görev değişiklikleri, yetki uyuşmazlığı, izin gerektiren özel soruşturma usulleri, adli kolluk kurumunun iyi işlememesi, teknik ve fiziki olanakların yetersizliği, mahkemeler ile resmi kurumlar arasındaki uzun yazışmalar, diğer kamu kurumlarının iş yoğunluğu nedeniyle yazışmalara zamanında cevap vermemesi, bağımsız bir adli tebligat kurumunun olmaması, bilirkişilerin görüşlerini zamanında bildirmemesi, teknolojinin etkin olarak kullanılmamasını gösteren Berra Besler, özetle şunları söyledi:

"Yargının ağır işlemesine sebep olan faktörlerin ortadan kaldırılması halinde, hakimin bağımsız ve tarafsız bir şekilde hukuka uygun olarak vicdani kanaat oluşturması mümkün olur. Yargıtay'ın kararlarında belirttiği gibi, "Adalet bir oldu bittiye getirilmemeli, davaların süratle ve ekonomik yollarla çabuk bitirilmesi kuralı yanında da davada esas olan adaletin gerçeğe en uygun sağlanması amacı hiç bir zaman ihmal ve göz ardı edilmemeli, adaletin sekil hukukuna tercih edilmesi üstün görülmemelidir.

Tahkikatın hızlı bir şekilde yapılabilmesi bakımından hakim yardımcılığı kadrosu ihdas edilmelidir. Dilekçe teatileri, delillerin toplanması gibi işlemler hakim yardımcıları tarafından tamamlandıktan sonra dosya, hüküm kurması için mahkeme yargıcının önüne getirilmelidir. Adalete güveni tesis edecek olan, adil yargılanma hakkının yerine getirilmesidir ve bu da ancak 'öngörülen süre' ile değil 'makul süre' ile gerçekleşebilir. Davaların uzamasını önlemek için alınacak hiçbir tedbir; yargı bağımsızlığından, yargıç tarafsızlığından, adalete erişim, adil yargılanma hakkından, savunma hakkından bağımsız düşünülemez ve bu değerleri ortadan kaldıracak nitelikte olamaz."

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.