Kayak ve Dağ Turizminin Çılgın Yatırımcılarından bir Portre

Kayak ve Dağ turizminin can damarını teşkil eden turizm yatırımları konusunda Palandöken SWAY Hotels’in genç sahibi ve işletmecisi Berke Dikmen ile turizm yatırımları konusunda samimi bir sohbet gerçekleştirdik. 

Türkiye’nin dağcılık ve kayak sporları açısından olağanüstü bir potansiyele sahip olduğunu ortalama her Türk vatandaşı bilir. Nedeni yurdum insanının büyük bir çoğunluğunun taşralı olmasında yatar. Evet, köyden kente göç olgusu belki Cumhuriyetin kuruluşundan beri ülkemin gerçeğidir. 
Bunu Asya kökenli bir millet olduğumuzdan, ve dayanak olarak da Hunlardan beri sürekli göç ettiğimizi tarihi kaynakları referans olarak da gösterebiliriz. Neyse bu hikaye on binlerce yıl öncesine varmadan en iyisi biz bunu Cumhuriyet tarihimizle sınırlayalım.

TEMİZ HAVAYA HASRET KALDIK

Efendim Türkiye bu hareketli nüfus dinamiği ile sürekli yer değiştirmeye devam ededursun elimizdeki değerlerinde artık bir nebze olsun kıymetini bilelim. Adam köyünde otururken hatta kuş uçmaz, yol geçmez bir coğrafyada ikamet ederken hayat şartları onu büyük şehirlere göç etmeye zorladı. Tarlasını, berrak ve temiz su kaynağını, oksijenden adeta başını döndüren o muhteşem havasını terk ederek, egzoz ve kömür kokulu, çöp artıklarından geçilmeyen sokakları ile büyük şehirlerin varoşlarında yerini aldı.  
Ancak geride bıraktığı mutluluğunu hiçbir zaman bulamadı. Rüyasında sayıkladığı memleket hasretini, sohbetlerde ve günlük hayatının içinde örneklemelerin baş tacı yaptı. Bizim memlekette bu iş şöyle olur, bizim köyün suyu şöyledir, havası böyledir, ağacı, meyvesi börtü böceği bile anlatılamaz bir güzelliktedir der ve hiç usanmadan bu muhabbete devam eder. İstanbul şimdilerde 20 milyon nüfusa dayandı.

DAĞLARI, KÖYLERİ ÖZLEDİK

Yer gök yamuk yumuk, kaliteli kalitesiz zevkli zevksiz bir sürü binayla adeta bir beton ormanına döndü. İnsanlar insanca yaşama kültüründen uzaklaştıkça, şehirler yaşanabilir hayat ortamını yitirdikçe memlekette asabiyet ve hoşgörüsüzlükte buna paralel artış gösteriyor. Herkesin kafasında buraları terketmek ve emekli olunca sayfiye bir yere taşınmak düşüncesi adeta bir kurtuluş reçetesi gibi duruyor. Lafı fazlasıyla uzattık biliyorum ama ne yapayım bende bu insanlardan birisiyim. Çekip gitmek geliyor içimden çoğu zaman. Kendimi dağlara yaylalara atmak, hatta hiç insan görmeden uçsuz bucaksız kırlara yerleşmek geliyor. Kısacası biz dağları, tepeleri ve köyleri özledik. Dağların artık geri gel, bana dön çağrısına kulak verme zamanı geldi. Yerleşemesek te hiç olmazsa turist olarak gidelim, dağlara tırmanalım, tabiatın çağrısına kulak verip nimetlerinden faydalanalım.

PALANDÖKENİN CAZİBESİNDEN KAÇILAMAZ

İşte bu yeniden yaşama kaçış planını yaparken karşıma Erzurum Palandöken çıktı. Geçtiğimiz günlerde Kayak Federasyonun bir etkinliğine katılmak için Erzurum’a gittim. Erzurum zaten bir yayla. Şehir, denizden 1800 metre yüksekte kurulmuş. Pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış. Ama beni en çok şaşırtan çevresindeki yüksek dağlara çok kısa bir sürede varabilmemiz oldu. 
Palandöken Erzurum’un hemen yanı başında dikiliyor. Havaalanından yaklaşık 20 dakika uzaklıktaki bu dağ’ın zirvesi 3200 metre rakımda. Palandökenin çevresinde üç beş tane gayet güzel inşaa edilmiş turistik dağ otelleri yükseliyor. Her taraf bembeyaz bir örtü ile kaplı. Ciğerlerimize dolan oksijen adeta başımızı döndürüyor. İçimizin temizlendiğini hissediyoruz. İnsanın ciğerlerine dolan temiz hava, beyne giden damarları da açıyor. Yani insan bir hoş oluyor vesselam.

ÇILGIN YATIRIMCILAR KOLLARI SIVAMIŞ

Diyeceğim o ki, ben bu tesisleri kuran insanlara da şaşırıyorum. Ne cesaretle bu yatırımlara girişmişler diye kendi içimden sorular soruyorum.  Çünkü dağ ve kayak turizminin henüz emekleme dönemini yaşayan Türkiye için bu gibi tesisler oldukça lüks geliyor bana. Oysa gerçekler hiç de düşündüğüm gibi değilmiş. İleri görüşlü yatırımcılar birçok güçlüğe göğüs gererek bayağı bir yükün altına çoktan girmişler hem de ulaşım meselesinin dahi çözüme kavuşmasından çok önce. 
Bu yatırımcılardan Palandöken SWAY Hotels’in genç sahibi ve işletmecisi Berke Dikmen’e rastlayıncaya kadar kafamdaki sorulara hep cevap aradım. Ne cesaretle böyle bir yatırıma girişmişler diye kendi kendime düşünürken, genç yatırımcı kafamdaki bütün sualleri cevapladı. Henüz 20’li yaşlarda olan Berke Dikmen, babası Can Dikmen ile büyük bir sorumluluğun altına girmiş. Babasının başlattığı yatırım hamlesini modern turizm işletmeciliği ile sürdürüyor.

TURİSTLERE SICACIK BİR YUVA

Konusuna son derece vakıf genç bir işadamı olan Berke Dikmen, Türkiye’de dağ turizmi ve kayak turizminin inanılmaz bir potansiyele sahip olduğunu vurguluyor. Avrupa’nın çok ötesinde özel imkanlara sahip bir ülkede yaşadığımızı anlatan Dikmen, Avrupa ülkelerinden daha fazla kaliteli dağ ve kayak turizmi potansiyeline sahip olduğumuzu söylüyor. Palandöken dağında telesiyej tesisleri ve 1400 metrelik harika bir pistin bulunduğunu ifade eden Berke bey, “Palandöken dağının tek başına bütün Erzurum’a ekonomik bir dayanak oluşturacağını, şehrin büyüme potansiyelini arttıracağının” altını çiziyor.

Palandökendeki en kaliteli tesislerden birisi olan SWAY Hotels  2100 metre rakımda kurulmuş ve geniş kayak pistlerinin hemen yanı başında bulunuyor. Şömineli rahat oturma grupları, içinde mini alışveriş merkezinin de bulunduğu tesis gerçekten dışarıdaki eksi 30 dereceye inat oldukça sıcak bir atmosfere sahip. Güler yüzlü misafirperver personeli ile insanın kendini evindeymiş gibi rahat hissettiği tesisin 12 ay açık olduğunu ve oldukça yüksek bir misafir sayısı bulunduğunu aktarıyor Berke bey.

HAVALİMANI ERZURUMUN NEFES BORUSU

Erzurum, İstanbul ve Ankara’ya oldukça uzak. Karayolu ile ulaşım saatler alıyor. Ancak hava ulaşımında ömür törpüsü, bitmek tükenmek bilmeyen mesafeler kısalıyor ve sadece bir buçuk saate iniyor. Ancak Erzurum’un kendine özel bir handikapı var. Kış aylarında sabah saatlerinde muazzam bir sis şehrin üzerine çöküyor.  Bu yüzden öğleye kadar ki uçak seferleri oldukça riskli bir hal alıyor. Havalimanındaki aşırı sis ulaşımı aksatıyor. Hatta benim seyahatimde 4 saat rötarla gerçekleştiği için yakından biliyorum.

BACASIZ SANAYİ’YE DAHA ÇOK YATIRIM

Berke Dikmen, ülkemizde kayak ve dağ turizmi için 100 bin yataklı tesislere acilen ihtiyaç duyulduğunun altını çizerek şunları anlatıyor: “ Türkiye’nin bacasız sanayisi olan turizm hala çok atıl bir noktada. Daha henüz keşfedilmemiş, hatta ayak basılmamış birçok kayak lokasyonu var. Türkiye’nin dağları da toprakları kadar bereket fışkırıyor. Daha çok kaliteli tesis ve tanıtım ile milyarlarca Euro değerinde döviz akacak bu ülkeye”.

“İşte burada cesur işadamlarına daha çok iş düşüyor. İlklere öncülük etmek her zaman zordur. Her şeyinizi tehlike altına atıyorsunuz. Hesapta olmayan birçok aksilikle tek başınıza mücadele etmek zorunda kalıyorsunuz. Günlük siyasi gelişmelerden tutunda, meteorolojik değişkenliklere varan bir dizi sorun yumağının içinde kalıyorsunuz. Ancak ciddi ve disiplinli bir iş anlayışıyla sorunların üstesinden gelebilirsiniz. Biz bu yola çıkarken bahsettiğim bütün handikaplardan geçtik”.

KIŞ OLİMPİYATLARI PALANDÖKENE YARADI

“Tesisimizi 2011 yılında açtık. 50 yataklı bir dağ oteli olarak hizmete girdik. Tabii bu tesisi yaparken Avusturya’dan uzmanlar getirttik. Lokasyon konusunda ve kayak potansiyeli ile ilgili epeyce bir ölçme değerlendirme sürecinden geçtik. Adımlarımızı gerçekçi bir anlayışla atılyoruz. Xanadu olan ismimizi yakın bir tarihte SWAY Hotels olarak değiştirdik. Üniversiteler arası Kış Olimpiyatları Erzurum’u bir anda dünya kayakçılık liginin üst sıralarına taşıdı. Artık herkes Erzurum’u, Palandökeni tanıyor ve biliyor”. 

YAPAY KAR İMDADA YETİŞİYOR

“Palandökende 120 gün kayak yapılabiliyor. Dünya ortalamasının çok üstünde bir rakam. Muazzam bir avantaj bizler için. Avrupa ülkelerinin hiç birisinde bu durum yok. Kar az yağsa bile sorun yok. Çünkü en az 30 yıl yetecek bir yapay kar potansiyelimiz var. Dünyanın en gelişmiş yapay kar ünitelerine sahibiz. Tepede oluşturulan bir göletten suyu alıyor ve en az -8 derecede ve yüzde 80 nem oranında havaya püskürtüyoruz. Netice bembeyaz kar örtüsü oluyor. Kayak turizminin gelişmesi için hiçbir masraftan kaçınmadık. Her türlü altyapı hizmetini gerçekleştirdik. 
Turizm yatırımcılarının bireysel çabaları bu konuda tabii ki devlet imkanlarına erişemez. Devletin burada altyapı çalışmalarını arttırması ve öncü bir rol üstlenmesi şart. Bunu bir turizm politikası haline getirmek mecburiyeti var. Yeni kayak bölgeleri inşaa edilmeden, devletin titizlikle bir fizibilite yapması turizmcilerden önce harekete geçip buralara altyapıyı getirmesi  gerekiyor. Yol ve teleferik çalışmaları bu sektörün bel kemiğini oluşturuyor. Elektrik sübvansiyonları sektöre can suyu gibi geliyor”.

KAYAĞI TÜRK İNSANINA SEVDİRMELİYİZ

İstihdam sorunun bu sektörle kendiliğinden çözüleceğini dile getiren Berke Dikmen, kayak sporunun tanıtılması için daha çok emek sarf edilmesi gerektiğini söylüyor. Kayağın aslında çok sevilerek yapılan bir spor olduğunu ama ailelerin bu spora çocuklarını fazla yönlendirmediğine değinen Dikmen, sözlerini şöyle sürdürüyor: “ Kayak Federasyonu şu anda güzel bir çalışma içinde. Türkiye’de dört milyon kayakçı yetiştirme hedefi koydular. Eğitimi 3 yaşına çektiler. Özel eğitim kurumları oluşturuyorlar. Kayak öğretmenleri ve profesyonel kayakçılar yetiştiriyorlar. Bu gibi gerçekçi ve bilimsel projelerle Türkiye dağ sporları ve kayakçılıkta çağ atlayacak. Bunu hep beraber göreceğiz. İşte biz turizm yatırımcıları da hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan yatırımlara devam etmek mecburiyetindeyiz. Kayak Federasyonunun hızına yetişmek zorundayız. Tanıtım ve daha çok yatırım Türkiye’yi dünyanın bir numaralı kayak ülkesi haline getirecek. Palandöken, bütün Türkiye’yi bekliyor. Önce burayı, sonra yeni lokasyonları keşfetmeye çağırıyorum”.

Evet dostlar…  işte böyle, Berke Dikmen gibi çılgın bir turizm yatırımcısı ile söyleştik ve konuyu enine boyuna sizlere aktarmaya çalıştım. Her zaman derim. Şu çılgın Türkler’in üstesinden gelemeyeceği iş yok.

Kalın sağlıcakla….

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.