06 Aralık 2015 Pazar 11:13
Ziraatçılar Meyve Sebze Fiyatlarını Değerlendirdi

Türkiye Ziraatçılar Derneği Başkanı İbrahim Yetkin, "Yeni dış pazarlar bulunması durumunda sebze ve meyvede fiyat artışları yaşanacak, aracı piyasası bu fırsattan yararlanarak yine yüzde 100-300 arasında değişen kâr oranlarına yönelecek ve ürünler mevsim normallerini bulacaktır" dedi.

Türkiye Ziraatçılar Derneği Başkanı Yetkin, düzenlediği basın toplantısında, Türkiye ile Rusya arasında yaşanan krizin ardından uygulanması planlanan ambargoyu değerlendirdi.

Rusya ile yaşanan son olayın ortaya çıkmasından sonra ekonomik ilişkilerde ciddi bir gerilemenin yaşandığını kaydeden Yetkin, Ocak-Ekim dönemi rakamlarına bakıldığında geçen yıla göre, toplam yaş meyve sebze ihracatının miktar olarak 1 milyon 716 bin tondan 1 milyon 508 bin tona, değer olarak 2 milyar 462 milyon dolardan 2 milyar 332 milyon dolara gerilediğini belirtti. Gerilemenin miktar olarak yüzde 5, değer olarak yüzde 12 olduğunu bildiren Yetkin, Rusya ile Türkiye arasındaki ihracat rakamlarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

"Geçen yıl Ocak-Ekim ayları arasında Rusya'ya 861 bin 593 ton yaş meyve sebze ihraç etmişiz. Bu yılın aynı döneminde bu rakam 894 bin 623 tona çıkmış. Ancak değer olarak baktığımızda yapılan ihracat karşılığında elde ettiğimiz gelir 637 milyon 67 bin liradan 633 bin 208 liraya düşmüş. Rusya'ya yaptığımız ihracat miktar olarak yüzde 4 artmış, ancak değer olarak yüzde 1 azalmış. Bu gerilemeye rağmen Rusya'ya yapılan yaş meyve sebze ihracatı, belirtilen dönemde, toplam yaş meyve sebze ihracatımızın miktar olarak yüzde 38'ini, değer olarak yüzde 42'sini oluşturmuş."

"GERİLEMEDEN EN AZ ETKİLENEN PAZAR, RUS PAZARI OLDU"

Türkiye'de gıda fiyatlarının enflasyonun çok üzerinde artarken ihraç ettiği ürünlerin fiyatlarının kriz ortaya çıkmadan önce düştüğünü belirten Yetkin, bunun altında yaş meyve ve sebze ihracatında geçen yıldan bu yana görülen genel gerilemenin yattığını vurguladı.

Yetkin, bu gerilemeden en az etkilenen pazarın yaşanan son krize kadar Rusya pazarı olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Bu nedenle Rusya'ya yaptığımız ihracat miktar olarak artıp değer olarak bir miktar azalsa da, diğer pazarlara yaptığımız ihracat daha fazla düştüğü için, Rusya pazarının ihracatımızdaki payı büyümüştür. İhracatın çok önemli bir bölümünün Akdeniz bölgesinden, özellikle Antalya yöresinden yapılması ise, Rusya ile ilişkilerden bu bölgenin tarım ekonomisinin ve bölgedeki üreticilerin yoğun bir biçimde etkilenmesi sonucunu doğurmuştur."

"RUSYA PAZARI HER ZAMAN SİYASİ ETKİLENMELERE AÇIK BİR PAZARDI"

Rusya'nın günümüzde dünyanın gelişmekte olan önemli pazarlarından biri olduğuna dikkat çeken Yetkin, açıklamalarına şöyle devam etti:

"İthalat politikasını siyasi gelişmelere göre yönlendirmektedir. Bu durum en açık olarak Ukrayna krizinin patlak vermesinden sonra Rusya'nın AB ülkelerinden yaptığı gıda ağırlıklı ithalata ambargo koymasıyla ortaya çıkmıştır. Hatırlanacağı gibi o dönem Türkiye, AB üyesi olmadığı için bu ambargodan etkilenmemiş, hatta bu durum Rusya'ya ihracatımızın artması konusunda büyük beklentiye yol açmıştı. Hatta medyamızda 'Rus sofrasını biz donatacağız' şeklinde manşetler atılmıştı. Kuşkusuz bu beklenti gerçekçi değildi çünkü Türkiye AB üyesi olmasa da özellikle Ukrayna ve Suriye meselesinde Batılı ülkelerle aynı safta yer alıyordu. O günlerde yaptığımız bir değerlendirmede Ukrayna üzerinden gerçekleşen hesaplaşmanın, ABD ve AB ile Rusya'nın Orta Doğu'da başlattıkları güç mücadelesinin bir devamı olduğunu belirtmiş ve şunları söylemiştik: Türkiye, bu mücadelede ABD ve AB safında yer alıyor. Bu nedenle Suriye krizi başta olmak üzere son dönemde bölgede yaşanan gelişmeler nedeniyle Rusya'nın, geçen yılın Ekim ayında ihraç mallarımızın yüzde 80'inin indiği Moskova'daki Pokrovsky Halini kapattığını hatırlamak gerekiyor. Gerçi bu kapatmanın siyasi nedenle değil 'hijyenik nedenlerle' gerçekleştiği iddia edilmişti. Rusya'nın gıda güvenliği konusundaki sıkı standartlarını gözardı etmemek gerekiyor, ancak bu 'hijyenik' mahzurların halen giderilememiş olması, söz konusu gerekçenin şüpheyle karşılanmasına neden oluyor. Önümüzdeki dönem bölgede yaşanabilecek siyasi gelişmelerin Rusya pazarına girişimizde olumlu ya da olumsuz bir rol oynayabileceğini gözardı etmemek gerekiyor."

"AMBARGO SİNYALLERİNİ RUS UÇAĞI DÜŞÜRÜLMEDEN ÖNCE VERMEYE BAŞLAMIŞTI"

Yetkin, Rusya ile Türkiye arasındaki sebze meyvede yaşanan ambargonun, henüz Rus uçağı düşürülmeden önce ilk belirtilerini vermeye başladığını kaydetti. Yetkin, Rusya'nın Eylül ve Ekim aylarında önce Türkiye'den ithal edilen 40 ton narı ardından 4 ton nar ve 20 ton domatesi, "tehlikeli haşereler bulunduğu" gerekçesiyle iade ettiğini hatırlattı.

Kasım ayından önce 20 ton domatesin daha sonra 23,5 ton domatesin Batı Çiçek Tripsi bulunduğu gerekçesiyle iade edildiğini hatırlatan Yetkin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Uçak krizinin başlamasından sonra iade miktarı arttı. Rusya Tarım Ürünleri Denetleme Ajansı, gerekli sağlık koşullarını karşılamadığı gerekçesiyle Novorossiysk limanına getirilen 184 ton meyve ve sebzeyi Türkiye'ye iade etme kararı aldı. Böylece 2015 başından bu yana Novorossiysk limanına Türkiye'den getirilen 1322 ton meyve ve sebze gerekli sağlık koşullarını karşılamadığı gerekçesiyle geri çevrilmiş oldu. Bu gelişmelerin ardından beklenen uçak krizi patlak verdi ve Rusya 1 Ocak 2016'dan itibaren Türkiye'den domates, yeşil ve kuru soğan, karnıbahar ve brokoli, salatalık, portakal, mandalina, üzüm, elma, armut, kayısı, şeftali, erik ve çilek ithal edilmesini yasakladı. Ancak açıklamayı yapan Rusya Başbakan Yardımcısı Arkady Dvorkoviç, olayı doğrudan uçak meselesine bağlamayarak, 'Enflasyonu da düşünerek gıdaya yaptırımı bir süre geciktireceğiz' dedi. Aynı şekilde, krizden önce iade edilen ürünlerde de gerekçe olarak narda Akdeniz sineği, domateste Batı Çiçek Tripsi tespit edilmesi gösterilmişti."

"YAŞANAN GELİŞMELER TÜCCAR VE İHRACATÇI KESİMİNİ KARARSIZLIĞA SEVK ETTİ"

Rusya'ya Ocak ayına kadar herhangi bir ihracat yasağının olmadığını belirten Yetkin, şunları söyledi:

"Ancak 'haşere' gerekçesiyle geri gönderilen ürün miktarı son günlerde aniden artmıştır. 1 Ocak'tan sonra alımların durdurulacak olmasına karşın resmi bir ambargo ilan edilmemiş olması Rusya'ya belirli bir hareket serbestliği vermektedir. Gerekçe 'enflasyonu düşürmek' olarak gösterildiği için önümüzdeki günlerde Ocak ayından sonra bile Rusya acil ihtiyaç duyduğu yaş meyve ve sebze ürünlerini, siyasi durum ne olursa olsun, istediği an tekrar almaya başlayabilecektir. Bu belirsiz durum (TIR'ların geri çevrilmesi ve ürünlerin farklı gerekçelerle geri dönmesi), ihracatımızda belirli bir gerilemeye yol açarken, üretici kesim üzerinde büyük bir panik yaratmış bulunmaktadır."

Akdeniz bölgesinde Rusya'ya ihracat ağırlıklı üretim yapan üreticilerin şu an ne yapacaklarını bilemez durumda olduğunu anlatan Yetkin, şunları söyledi: "Bilindiği gibi tarımsal üretim belirli bir zaman süresi içinde ve belirli beklentilere göre şekillenmektedir. Örneğin domates üreticisi, yılın hangi mevsiminde hangi pazara ne kadar ürün sevk edeceğini aşağı yukarı bilir ve hazırlığını ona göre yaparken, şu anda önünü görememektedir. Hal fiyatları sürekli düşmektedir. Bu düşüş tersine dönmezse üretici bir süre sonra zarara uğradığı için üretimden çekilecek ya da şansını başka ürünlerde deneyecektir. Bu gelişmeler, üreticiden malı alan tüccar ve ihracatçı kesimini de kararsızlığa sevk etmiştir. Tüccar üreticiden aldığı malı kaça satacağını, ihracatçı kime ihraç edeceğini bilememektedir. Geçen yıldan bu yana ihraç ettiğimiz ürünlerin fiyatlarının dış piyasada düşüşü de bundan sonra daha da hızlanacaktır."

"KRİZİ HAFİFE ALAN YAKLAŞIMLAR DOĞRU DEĞİL"

Konuyla ilgili Ankara ve Antalya Halinden alınan bazı rakamları paylaşan Yetkin, güncel meyve sebze fiyatları hakkında şu değerlendirmede bulundu:

"Ankara Halinde 1 hafta önce 3.5 liradan satılan domates 4 Kasım günü itibariyle 2 liraya; 7,5 liradan satılan biber 1.5 liraya; 4.5 liradan satılan mandalina 2.5 liraya, 4 liradan satılan elma 3 liraya; yine 4 liradan satılan portakal 3 liraya düşmüştür. Aynı tarihte Antalya Halinde domates 1 lira 30 kuruştan, biber 1 lira 50 kuruştan; salatalık 1 lira 20 kuruştan; kabak 1 liradan satılmaktadır. Biraz önce de belirttiğimiz gibi, bu düşüş henüz Rusya'nın resmi ithalat yasağını başlatmadığı durumda yaşanmaktadır. Alımların durdurulacağı Ocak ayından itibaren durumun daha da ciddi bir hal alması beklenmektedir. Çünkü domates ekimi esas 1-20 ekim arasında yapılmıştır ve bu domateslerin hasat vakti aşağı yukarı ihracat yasağının başlayacağı zamana denk gelmektedir. Şu günlerde yaşanan ihracat gerilemesinin doğurduğu belirsizlik ve panik nedeniyle ürünlerin fiyatının düşmesi iç pazarda tüketicilerin daha ucuza meyve ve sebze yemelerini sağlamış bulunmaktadır. Bu durumda tüketicilere tavsiyemiz, bu ara sebze ve meyve tüketimini artırabilecekleri kadar artırmalarıdır; çünkü kriz uzar ve üretici önümüzdeki aylarda üretimi kısarsa tüketicinin keyfi de uzun sürmeyecektir."

Yeni dış pazarlar bulunması durumunda sebze ve meyvede fiyat artışları yaşanacağını anlatan Yetkin, sözlerini şöyle tamamladı: "Aracı piyasası bu fırsattan yararlanarak yine yüzde 100-300 arasında değişen kâr oranlarına yönelecek ve ürünler mevsim normallerini bulacaktır. Bilindiği gibi tüketici fiyatları bazında Kasım ayında, en yüksek fiyat artışı görülen ürün, yüzde 40,75 ile domates olmuş, bunu yüzde 27,63 ile salatalık, yüzde 24,58 ile dolmalık biber, yüzde 23,66 ile patlıcan, yüzde 19,1 ile kabak, yüzde 18,87 ile kuru soğan izlemişti. Bir süre sonra yine bu rakamlarla karşılaşabiliriz. O nedenle, bu krizi hafife alan yaklaşım doğru değildir. Konu önemlidir ve acil önlem alınması gerekmektedir."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.