01 Aralık 2015 Salı 09:05
Türk Kamu-sen Genel Başkanı İsmail Koncuk:

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, "İLKSAN'ın yönetimini ele geçiremedikleri için, 'bu kurumu nasıl yıkarız?' hesabını yapmaktalar. İLKSAN'a üyeliğin isteğe bağlı olmasına itirazımız olmaz ama İLKSAN'a zarar verdiğinizde, bunun zararını görecek kişi ne Tuncer Yılmaz'dır ne de bir başkasıdır; zararını görecek olan İLKSAN'ın 262 bin üyesidir" dedi.

Türk Eğitim-Sen'in 4 grup halinde yapacağı Türkiye'nin Sendikası Eğitim ve İstişare Toplantıları'nın birincisi 27 şubenin katılımıyla Antalya'da gerçekleştirildi. Toplantıya Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Koncuk, Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri, İlksan Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Yılmaz, Şube Başkanları, Şube Yönetim Kurulu Üyeleri ve İlçe Temsilcileri katıldı. Toplantıda bir konuşma yapan Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Koncuk, "İLKSAN yönetimini tebrik ediyorum. Çünkü bu devirde işini doğru düzgün yapabilen insanlar bulmak kolay değil. İLKSAN 1996 yılından bu yana gerçek anlamda çok güzel yönetilmektedir. 2007 yılından itibaren de İLKSAN Başkanı Sayın Tuncer Yılmaz ve yönetim kurulu üyeleri sayesinde çok daha güzel başarılar elde edebilen bir kuruluş haline geldi. İLKSAN'a zorunlu üyelik ile ilgili bazı eleştiriler oluyor. Türk Eğitim-Sen olarak, zorunlu üyeliği hiçbir zaman savunmadık. 2012 yılında Eğitim-Bir-Sen tarafından toplu sözleşmeye getirilen bir madde ile İLKSAN'a üyelik isteğe bağlı hale getirildi. Esasen toplu sözleşmenin kapsamı içinde olmamasına rağmen Türk Eğitim-Sen de isteğe bağlı üyeliği savunduğu için tek kelime itiraz etmedi. Ama 2015 yılında yapılan toplu sözleşmede de eski üyelerin de isteğe bağlı üye olması şeklinde bir karar alındı. İLKSAN'ın yönetimini ele geçiremedikleri için, 'bu kurumu nasıl yıkarız?' hesabını yapmaktalar. İLKSAN'a üyeliğin isteğe bağlı olmasına itirazımız olmaz ama İLKSAN'a zarar verdiğinizde, bunun zararını görecek kişi ne Tuncer Yılmaz'dır ne de bir başkasıdır; zararını görecek olan İLKSAN'ın 262 bin üyesidir. Şayet bu gerçekleşirse, mevcut koşullarda 1996 yılı öncesine dönülecek, emekli üyelerin emekli ikramiyesi dahi ödenemeyecek hale gelecektir" dedi.

"1996 yılında Türk Eğitim-Sen delegeleri İLKSAN seçimlerini kazandığında İLKSAN'ın üç trilyon borcu vardı" diyen Koncuk, şöyle devam etti:

"O dönemlerde İLKSAN emeklilere ikramiyelerini bir, iki yıl sonra ödeyebiliyordu. Ama bugün Türk Eğitim-Sen delegelerinin başarısı sonucu İLKSAN, emekli ikramiyelerini 2 günde vermeye başladı. Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan çok daha hızlı işleri bitirir hale geldi. Dünün bu batık kuruluşunun şu an kasasında, 850 milyon TL parası ve iki milyar TL mal varlığı var. Ben şahsen İLKSAN'dan da bir fayda sağlamıyorum. Zira sınıf öğretmeni değil, branş öğretmeniyim. Bu nedenle İLKSAN'ın üyesi de değilim. Ama 262 bin üyenin de zararına olacak bir kararı asla desteklemem."

Nisan ayında yapılacak olan İLKSAN seçimlerine değinen Koncuk, "Biliyorsunuz Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın'a acemi diyorum, ama 2011 yılında daha da acemiydi. 2011 yılında yapılan İLKSAN Temsilciler Kurulu Toplantısı'nda Ali Yalçın '2013 yılında hesaplaşacağız' demişti. Güya seçimde bizi ezip, delegeleri ele geçireceklerdi. Ben de bunun üzerine kürsüye çıkarak, 'Sizin üye sayınız bizimkinden fazla, buna rağmen 44 tane delege çıkartabildiniz. Eğitim-Sen 45 delege çıkarttı. Bu ne anlama gelir biliyor musunuz? Sizin üyeniz bile bizim delege adaylarımıza oy veriyor. Size güven duymuyor. Ben olsam istifa ederdim' dedim. Zira 2013 yılına gelindiğinde üye sayısı en büyük sendika Eğitim-Bir-Sen'in çıkarabildiği toplam delege sayısı 44'dir. Türk Eğitim-Sen'in delege sayısı 133'dür. Sadece üye sayılarının fazla olması da değil, onları İLKSAN delege seçiminde Belediye Başkanları, İl-İlçe Milli Eğitim Müdürleri, İl-ilçe Başkanları, Milletvekillerinin tamamının devrede olmasına rağmen tuş ettik! Nisan ayında yapılacak seçimi kazanalım ya da kaybedelim, bizim için ekonomik bir kayıp yoktur. Allah'a hamdolsun bir kuruş haram lokma boğazımızdan geçmedi. İLKSAN'ı soydurmadık, peşkeş çekmedik, alnımız ak, başımız diktir" değerlendirmesinde bulundu.

"HERKES BİRBİRİNE DİŞ BİLER HALE GELDİ. BUNUN NEDENİ PARALEL SENDİKACILARDIR"

Şube Başkanları ve İlçe Temsilcilerini sendikacılık konusunda ciddi bir mücadele verdikleri için tebrik eden Koncuk, "Bu sadece bugüne ait bir mücadele de değil" şeklinde konuştu. Ahlakı olmayan hiçbir faaliyetin içinde bugüne kadar olmadıklarını, bundan sonra da olmayacaklarını ifade eden Koncuk, "Sendikacılığın da bir ahlakı var ama kişinin ahlakı yoksa, o sendikanın da ahlakından bahsetmek mümkün değildir" diye konuştu.

Koncuk, sendikacılığın tüm memurlar için 6 ay öncesinden daha önemli hale geldiğini bildirerek, kamuda huzurun kalmadığını belirtti. Koncuk, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugün kamuda herkes birbirine diş biler hale geldi. Bunun başlıca nedeni paralel sendikacılardır. Artık yandaş lafını kaldırıyoruz. Bunun yerine paralel diyoruz. Gerçekte paralel sözü bana ait değil. Bu söz, bir iki bürokratın değil, birçok bürokratın ifade ettiği bir sözdür. Yaşanan rezilliği gören, bilen bürokratlar 'asıl paralel bunlardır' diyorlar. Ben de bunların sözü ile paralel sendika demeye başladım. Paralel sendikacılar, iyi niyetle yapılan tüm düzenlemeleri dahi bozuyor."

Toplu sözleşmeye de değinen Koncuk, 2013 yılında imzalanan toplu sözleşmede belirlenen enflasyon farkı hesaplama yönteminin 2015 yılında memurun aleyhine olacak şekilde değiştirildiğini ve tüm memur ve emeklilerin aylık yüzde 1.8'lik bir kayba uğradığını ifade etti. Koncuk, şöyle konuştu:

"Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın'a acemi diyorum. Yalçın da, 'Herhalde yaşım genç olduğundan bana acemi diyor' diye düşünüyor. Hayır. Ben sana yaşın genç olduğu için acemi demiyorum. Sen de bu kafa olduğu sürece 30 yılda geçse acemi kalacaksın. Çünkü hatanı kabul etmiyor, tam tersine suçu günahı olmayan insanları suçluyorsun. Bu olgun bir yaklaşım değildir. 2013 yılında imzalanan toplu sözleşmede enflasyon farkını düzenleyen madde vardı. Bu madde '31 Aralık 2015 tarihinden sonra gerçekleşen enflasyon öngörülen kümülatif artışı aşarsa memurlarımıza, emeklilerimize enflasyon farkı verilecek' şeklindeydi. Öngörülen zam kümülatif olarak yüzde 6.1 idi. Yani buna göre 2015 Aralık ayı sonunda, enflasyonun yüzde 6.1'i geçtiği kadar enflasyon farkı alacaktık. Ancak acemi Genel Başkan Ali Yalçın bu yıl attığı imzayla 'öngörülen artış' ifadesini 'verilen artış' olarak değiştirmiştir. 'Verilen artış' dediğimiz zaman ise 31 Aralık 2015 tarihine kadar kamu çalışanlarının hanesine giren tüm zam, enflasyon farkı ödemeleri hesabın içine giriyor. Dolayısıyla Temmuz ayında aldığımız yüzde 1.76'lık enflasyon farkı da yüzde 6.1'e ilave ediliyor. Bu durumda 2015'te verilen verilen kümülatif artış yüzde 7.9 olmuştur. Aradaki fark tam yüzde 1.8'dir. Aralık sonunda enflasyon farkı alabilmemiz için enflasyonun yüzde 7.9'u aşması gerekmektedir. Bir kelime değişikliği memur ve emeklilerin ayda yüzde 1.8 zararına sebep olmuştur. 5 milyon insanın cebinden yüzde 1.8 çalınmıştır."

"Bu acemi sendikacılar çıkıp, 'Maliye Bakanlığı bürokratları bizi aldatmış. Bu değişikliği yapmışlar, biz de fark etmeden imzaladık' diyemiyorlar. Sen anlamadığın işin başında niye oturuyorsun?" diyen Koncuk, "5 milyon insanın adına niye sorumsuzca imza atıyorsun, kalk oradan diye hesap sorarlar. Eğer bu hatayı Türkiye Kamu-Sen'in Genel Başkanı yapsaydı, üyelerimizin yarısı istifa ederdi ve haklı olurlardı. Delikanlıca özür dilese, hata yapmışız dese, biz de 'insan şaşar' deriz. Ama bunu da demiyor. Facia bir durum söz konusu. Memur-Sen üyelerinin bunu görmesi lazım, hesabını sormalılar. Özür dilemiyorlar, üstüne üstlük çıkıp bir de bizi utanmadan yalancılıkla suçluyorlar. Sizin 2013 yılında imzaladığınız toplu sözleşme metni Resmi Gazete'de var, 2015 yılında imzaladığınız toplu sözleşme metni de Resmi Gazete'de var. İsteyen açar okur. Ben de 'Yüreğin yetiyorsa, iftira atıyorsam beni dava et' dedim ama dava edemedi. O da doğru olduğunu biliyor. Bu sorumluluğu da üzerimize aldık ve iki tane dava açtık. İki davamız devam ediyor, mahkeme nasıl karar verir bilmiyorum. Eğer mahkeme davamızı ciddiye alır, adil bir karar verirse, 2013 yılında imzalanan metnin, 2015 yılında aleyhimize olacak şekilde değiştirilemeyeceğini düşünecektir. Hukukun buna mutlaka bir cevabı olmalı. O davayı kazanırsak ya da Maliye Bakanlığı üzerinde bir baskı oluşturarak geri adım attırarak, enflasyon farkını yüzde 6.1 üzerinden vermeyi kabul ettirirsek, -ki kabul ettirebiliriz. Maliye Bakanı Naci Ağbal ile bu konuyu görüşeceğim- sorun çözülmüş olacak. Bu, Maliye bürokratlarının attığı bir kazık. Ama bu kazığın altında imzası olan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ve Memur-Sen'e bağlı diğer sendikaların genel başkanlarıdır. Bu işten hiç anlamayan bir insanı toplu sözleşmenin başına oturtsanız bile en azından 'Biz 2016 ve 2017 yılına ait toplu sözleşmeyi yapıyoruz. 2013 yılında imzaladığınız maddeyi niye buraya getirdiniz?' diye düşünür. Ama bu acemiler bunu bile düşünemiyorlar. İşte bu kadar iş bilmiyorlar ve 5 milyon insanı ayda ortalama 50 TL zarara uğratıyorlar. Keşke böyle olmasaydı" şeklinde konuştu.

"Sizin mücadelenize, gayretinize inancınıza hepimizin, milletimizin, evlatlarımızın, torunlarımızın ihtiyacımız var. Evlatlarınıza, torunlarınıza anladığımız anlamda bir çalışma hayatı bırakmak arzusu içerisindeyseniz bu mücadelede bizimle yer alın" diyen Koncuk, şunları kaydetti:

"Aksini düşünüyorsanız bir şey demiyorum. Türkiye Kamu-Sen olarak ve Türk Eğitim-Sen olarak bu mücadelenin tam göbeğindeyiz."

Türkiye Kamu-Sen'in desteğine tüm memurların ihtiyacı olduğunu vurgulayan Koncuk, "Tüm çalışanların şunu düşünmesi lazım: Milletimiz siyasal gücü Adalet ve Kalkınma Partisi'ne verdi, amenna, peki sendikal gücü de mi verelim? Eğer bu gücü paralel sendikaya verirseniz, paralel sendikanın yapacakları siyasi iktidarın paralelinde olacaktır. Buradan memurlarımızın bir kar elde etmesi mümkün değildir. Bütün meslektaşlarımdan istirham ediyorum: Okul müdürü nöbet günümü değiştirir, günlük planımı değiştirir diye düşünmeyin. Değiştirirse değiştirsin. İşini adam gibi yapanın; ne okul müdürüne, ne valiye, ne de Başbakan'a eyvallahı olur. Bu korku, en başta korkan insana kaybettiren bir marazlı anlayışıdır. Hastalıklı bir durumdur. Bu korkudan bütün memurlarımızın arınması lazım. Türkiye Kamu-Sen'in mücadelesine bütün memurlarımızın ihtiyacı var. Türkiye Kamu-Sen'e verilecek olan bu destek bir keyfiyet olmaktan çıkmış, bir mecburiyet haline gelmiştir" ifadelerini kullandı.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.