03 Mart 2016 Perşembe 12:54
Türk Eğitim-sen Mersin 2 No'lu Şube İstişare Toplantısı

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, "Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar Sayın Cumhurbaşkanının hoşuna gider ya da gitmez ama Anayasa Mahkemesi bu ülkenin en üst hukuk kurumudur" dedi.

Türk Eğitim-Sen Mersin 2 No'lu Şube'nin istişare toplantısı, Mersin'in Tarsus ilçesinde yapıldı. Toplantıya Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş, Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri Yaşar Şahindoğan, Mersin 1 No'lu Şube Başkanı Tevabil Akıncı, Mersin 2 No'lu Şube Başkanı Necmettin Ellibin, Türkiye Kamu-Sen Mersin İl Temsilcisi Nihat Aşçı, Türk Sağlık-Sen Mersin Şube Başkanı Nuri Kara, Türk Diyanet Vakıf-Sen Mersin Şube Başkanı Erbil Akarsu, Türk Tarım-Orman-Sen Mersin Şube Başkanı Mustafa Buyruk, Türkav Mersin Şube Başkanı Mustafa Tekerek, Türk Eğitim-Sen Adana 1 No'lu Şube Başkanı Selahattin Dolgun, Türk Eğitim-Sen Adana 2 No'lu Şube Başkanı Kamil Köse, Şube Yönetim Kurulu üyeleri, Kadın Komisyon üyeleri ve iş yeri temsilcileri katıldı.

Genel Başkan İsmail Koncuk, yaptığı konuşmada terör saldırılarını kınayarak, "Şehitlerimize yüce Allah'tan rahmet diliyorum. Elbette bu coğrafyayı vatan yapmak için yüz binlerce şehit verdik ve Anadolu'yu vatan yaptık. Bu coğrafya Türk milletinin has malıdır. Vatanımızın her metrekaresini kanla suladık. Egemenlik alanımızda hesap yapanlara sesleniyorum, siz de bizim kadar vatan için bu kadar kan dökebilseydiniz o zaman hak iddia edebilirdiniz. Bu coğrafyada yaşamanın bir bedeli olduğunu biliyoruz. Bu bedeli de zaten asırlar içerisinde ödemiş bir milletiz. Dolaylısıyla bugün biz bu coğrafyada göğsümüzü gere gere gezebiliyoruz" diye konuştu.

"EĞER ÜZERİNDE YAŞAYACAĞIMIZ BİR VATAN YOKSA NE NAMUS NE DE ŞEREFE KALIR"

Yaklaşık 3 milyon Suriye'den kaçan sığınmacının Türkiye'de yaşadığını kaydeden Koncuk, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bir kısmı Avrupa'nın değişik ülkelerine bin bir güçlükle gitmeye çalışıyor. Şunu bilmek zorundayız; eğer üzerinde yaşayacağımız bir vatan yoksa ne namus ne de şeref kalır. Bu nedenle bizlerin bu coğrafyaya sahip çıktığımızı her vesile ile göstermemiz lazım. Tabi bunu nasıl göstereceğiz? Bunun için çok şey yapabiliriz. Yüce Allah, 'Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?' diyor. Bu da demek oluyor ki, bilenlerin sorumluluğu bilmeyenlere göre daha fazla. Şimdi bir sorumluluk paylaşımı yapalım, bu sorumluluğu en çok kime verebiliriz? Bu ülkenin en aydın kesimi dediğimiz kişilere; bu ülkenin profesörlerine, doçentlerine, akademisyenlerine, ilahiyatçılarına, toplumu eğitmekle görevli öğretmenlerine veririz. Bu insanlar toplumun dinamikleridir. Şöyle bir örnek vereyim; evlerimize sigorta kutusu koyarız, aşırı bir elektrik yüklenmesi durumunda sigorta atar ve yangın çıkmasını önler. İşte bu saydığım kişiler de evlerimizdeki sigorta gibidir. Aşırı elektrik verildiğinde o sigorta atmalıdır. Peki bizim sigortamız ne zaman atacak? Aydın dediğimiz insanların sigortası ne zaman atacak? Bu ülke çözüm süreci ihanetini yaşadı. Evlatlarımızın katillerinin temsilcileriyle aynı masaya oturulmadı mı? Akil adamlar rezilliğini de bu ülke yaşadı. Geçmişte bir sendikanın genel başkanını akil adam seçtiler. Bu kişi 'Çözüm sürecini hayvanlara anlattık, bunlara anlatamadık' diyor. Bunlar dediği kim? Türkiye sevdalıları, Türkiye Kamu-Sen mensupları, milliyetçiler. İşte geldiğimiz noktada çözüm sürecinin ne olduğunu hep birlikte anladık."

"SAYIN CUMHURBAŞKANININ HOŞUNA GİDER YA DA GİTMEZ AMA ANAYASA MAHKEMESİ BU ÜLKENİN EN ÜST HUKUK KURUMUDUR"

Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının uygulanmadığını belirten Koncuk, "Türkiye'de hukuk iğdiş edildi. Yargı kararları uygulanmıyor. Yandaşlar baş tacı ediliyor ama yüzde yüz milli dediğimiz, vatansever insanlar adeta üçüncü sınıf insan muamelesine tabii tutuluyor. En önemlisi de kul hakkı yeniliyor. Bakınız Anayasa Mahkemesi'nin son kararı karşısında Sayın Cumhurbaşkanımız 'Ben Anayasa Mahkemesi'nin kararına saygı duymuyorum, bu kararları uygulamıyorum' dedi. Tabi Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar Sayın Cumhurbaşkanının hoşuna gider ya da gitmez ama Anayasa Mahkemesi bu ülkenin en üst hukuk kurumudur. Evet, yargı kararları eleştirilebilir, zaman zaman biz de eleştiriyoruz ama saygı duymamak, uygulamamak başka bir şeydir" ifadelerini kullandı.

Türkiye'de kamuda 720 bin taşeron çalışan olduğuna dikkat çeken Koncuk, "Bu sayı 2002 yılında sadece 15 bin idi. 14 yılda 720 bine nasıl çıktı? AKP, seçim beyannamesinde taşeronları kadroya alacağını belirtti. Sayın Başbakan'a soruyorum; seçim beyannamesinde asıl iş, yardımcı iş tanımı yoktu. Bütün taşeronları kadroya alacağınıza dair iddianız vardı. 720 bin taşeron çalışanın sadece 100 bin ila 150 bini sizin belirlediğiniz asıl iş tanımına uyuyor. Peki bu geriye kalan 600 bin taşeron işçi ne olacak? 'Sen taşeronsun, taşeron kal' mı diyeceksiniz? Türkiye Kamu-Sen dışında hiç kimse 'Seçimden önce asıl iş tanımı yoktu. Bu nereden çıktı?' diye sormuyor. Nerede bu işçi sendikaları? 14 yılda 15 bin ila 20 bin olan taşeronu 720 bine çıkardınız. Hiç kimsenin taşeron konusunu ağzına almadığı günlerde bu konuyu her fırsatta dile getirdim. Örneğin bazı hastanelerde bin kadrolu çalışan varken, 500'e yakın taşeron var. Bu demek oluyor ki bu kişilere de ihtiyaç var ve kadroya alınabilirler. Memur ya da kamu işçisi olacakken hiçbir gerekçe yokken taşeron oluyorlar. Görevde yükselme, ücret artışı yok. Kaderi taşeron patronlarının iki dudağı arasına bırakılmış. Bu iktidarın çalışma hayatına karmaşadan başka bir şey getirmediğini bu ülkenin her bir vatandaşı görmek zorundadır. Çalışma hayatı bizim evlatlarımızın geleceğidir. Sorumluluk paylaşımındaki en önemli kişiler olan memurlarımızın, yani bu ülkenin aydın kesimi bir bakmalıdır çalışma hayatını kim bu hale getirdi? 4/B, 4/C, vekil ebe, vekil imamı kim icat etti?" dedi.

Özel istihdam büroları hakkında da değerlendirmelerde bulunan Koncuk, şunları söyledi:

"Geçtiğimiz günlerde alt komisyonda özel istihdam büroları aracılığıyla işçilerin güvencesiz, az parayla, sendikasız, esnek çalışmasının önünü açan tasarı kabul edildi. Bunlar amele pazarlarıdır. Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanına da, 'Böyle bir istihdam şeklini nasıl kabul edebiliriz?' dedim. Bakan da, 'Kamuda uygulamıyoruz' dedi. Peki soruyorum nerede uyguluyorsunuz? Bu düzenleme kamu işçilerini de, devlet memurlarını da etkiliyor. Öte yandan part-time, uzaktan çalışma getiriliyor. Bunların hepsi kurdeleli paketler halinde getiriliyor. Bakınız; evlatlarımız bizim en kıymetli varlıklarımızdır. Onlar için canımızı veririz. Çocuklarımızı olmayan paramızla, dişimizden tırnağımızdan artırarak okuturuz. Binbir emekle okuttuğumuz çocuklarımızı özel istihdam bürolarına mı mahkûm edeceğiz? Böyle bir çalışma hayatını kabul etmiyoruz. Evlatlarımızı bu ucuz pazarın malzemesi haline getiriyorlar. Böyle bir çalışma hayatına karşı mücadele etmek, sessiz kalmamak lazım. Dolayısıyla tüm kamu çalışanlarına sesleniyorum biz sizin adınıza söz söylemekten çekinmiyoruz. Yanlışlarını muhataplarımızın yüzüne ifade ediyoruz. Gelin bizim yanımızda olun. Sizi satanların, pazarlayanların, sırtınıza basarak bir yerlere gelenlerin yanında durarak çalışma hayatımızın, geleceğimizin çalınmasına ortak olmayın. Gelin bize üye olun, sizin adınıza konuşma hakkını bize verin. Mevcut siyasi gücün değirmenine su taşımaktan başka işi olmayanlara sendikal yetki verirseniz; al gülüm-ver gülüm sendikal anlayışıyla çalışma hayatı daha da kötüye gider. Buna izin vermeyin. Sendikal mücadelenin zirve yapabilmesi lazım. Tüm meslektaşlarıma sesleniyorum: Yanımızda olun ve yanımızda olacak insanların sayısını artırın. Bu mücadeleyi beraber yapalım. Bu mücadeleyi birlikte ortaya koyarsak, problemleri çözebilir ve bu şımarık iktidarı kendine getiririz."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.