13 Şubat 2016 Cumartesi 12:28
Medvedev: 'NATO'nun Rusya ile siyasi hattı bize göre dostça değil. Açık söylemek gerekirse, soğuk savaş zamanına gittik'

Almanya'nın Münih kentinde gerçekleştirilen 52. Münih Güvenlik Konferansı'nda bir konuşma yapan Rusya Başbakanı Dmitri Medvedev, NATO'nun Rusya ile siyasi hattının dostça olmadığını belirterek, “Neredeyse her gün bizim hem NATO hem Avrupa hem de Amerika için en büyük tehdit olduğumuzu söylüyorlar. Rusların nükleer savaşa başladığını gösteren korkunç filmler çekiyorlar. Bazen düşünüyorum, 2016'da mı yoksa 1962 yılında mı yaşıyoruz” dedi.

Başbakan Medvedev konferansta şu konuşmayı yaptı:

"Birinci Soğuk Savaş'ın bitmesinin ardından 25 yıl geçti. Bu tarih için çok değil, fakat insanlar için bu süre fazla. Zaferlerimizi ve kayıplarımızı değerlendirebilmemiz, gelecek hedeflerimizi belirlememiz ve tabi ki hatalarımızdan kaçınmak için yeterli bir zaman.

Münih konferansı keskin ve dürüst tartışmalarıyla diğerlerinden farklıdır. Ben buraya ilk kez katılıyorum. Bugün Rusya'da Avrupa güvenliğinin gelişmiş durumunu nasıl anladığımızı anlatacağım, biz zaten bunun için bir araya geldik. Ayrıca Rusya ve batının ilişkilerinin kötüleşmesi sonucu oluşan sorunların çözümlerini ele alacağız.

Buraya ziyaretim öncesinde Devlet Başkanı Putin ile görüştüm. Onun 2007 yılında Münih'teki konuşmasını ele aldık. Putin o zaman uluslararası ilişkilerdeki ideolojik stereotiplerin, çifte standartların krizi azaltmaya yardım etmediğini tam tersi artırdığını söylemişti.

Hadi kendimize şu soruyu soralım, acaba bizim değerlendirmelerimiz fazla mı kötümserdi?

Maalesef, durum şu anda daha ciddi. 2007 yılından itibaren olayların gelişimi daha dramatik bir hal aldı. Tek Büyük Avrupa eskiden olmadığı gibi şimdi de yok. Bizim ekonomilerimiz hatta tüm ekonomiler yavaş büyüyorlar. Yakın Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde krizler arttı. Göçmen krizi oluştu. Avrupa Birliği ile Rusya'nın ilişkileri bozuldu. Ukrayna'da iç savaş var.

Bu durumda bizim Avrupa güvenliği, küresel istikrar ve bölgesel tehditler hakkında diyalog kurmamız gerekli. Birçok alanda iletişimin kopmasının normal olmadığını düşünüyorum. Karşılklı endişelerimizi ortadan kaldıran mekanizmalar felç oldu.

Daha da kötüsü, silahlar üzerindeki karşılıklı kontrol kültürünü kaybettik. Uzun zaman boyunca özellikle de bu nokta karşılıklı güveni güçlendiren temel özelliği taşıyordu.

Ardı ardına partnerlik inisiyatiflerimiz ölüyor. Avrupa güvenliğine ilişkin anlaşma tasarısı neredeyse donduruldu. Dış Politika ve Güvenlikten sorumlu Komitenin kurulma fikri hayata geçmedi.

NATO'nun Rusya ile siyasi hattı bize göre dostça değil. Daha açık söylemek gerekirse, soğuk savaş zamanına gittik. Neredeyse her gün bizim hem NATO hem Avrupa hem de Amerika için en büyük tehdit olduğumuzu söylüyorlar. Rusların nükleer savaşa başladığını gösteren korkunç filmler çekiyorlar. Ben bazen düşünüyorum, biz 2016'da mı yoksa 1962 yılında mı yaşıyoruz.

Bizim küçük dünyamızda mevcut olan gerçek tehditlerin sebebi tamamen farklı.

‘Avrupa Güvenliği' kavramı bizim alıştığımızın aksine daha büyük alanları kapsıyor. 40 yıl önce Avrupa ülkelerinin askeri ve siyasi ilişkileri söz konusuydu. Fakat bugün istikrarlı ekonomik gelişim, eşitsizlik sorunu, yoksullukla mücadele, göç sorunu, terörizmin yeni çeşitleri ve Avrupa'nın içini de kapsayan bölgesel krizler birinci plana çıkıyor.

Bir zamanlar önüne geçebileceğimizi düşündüğümüz sınır ötesi tehditler yeni güçlerle yeniden ortaya çıktılar. Başta terörizm olmak üzere yeni tehditler soyut olma özelliğini kaybettiler. Artık bu çeşitli ülkelerdeki milyonlarca insan için gerçek bir durum. Bu bizim gündelik sorunumuz. Her gün uçakta patlama veya kafede silahla saldırı gibi haberler duyabiliriz. Eskiden bu sadece Yakın Doğu'da vardı. Artık tüm dünyaya yayıldı.

Biz ekonomik, sosyal, askeri tehditlerin bugün karşılıklı olarak birbirlerini güçlendirdiklerini görüyoruz. Biz ise başta kendi milli çıkarlarımıza dayanarak veya hemen başkasını suçlayarak yavaş hareket ediyoruz.”

Güvenlik konusundaki önerilerini Sıralayan Rusya Başbakanı şunları kaydetti:

“Birincisi. Ekonomiden başlayacağım.

Bugün uluslararası ekonomik ilişkilerde paradigma kaymasının eşiğindeyiz. Geleneksel şemalar çalışmıyor, siyasi çıkarlar ekonominin üstünde yer alıyor. Bunun için Ukrayna'nın Rusya'ya olan borcu söz konusu olunca IMF'nin ödenmemiş kredi borcu olan ülkeleri kredilendirme kurallarını nasıl değiştirdiğini hatırlamamız yeterli.

Ayrıca bizim elde etmeye çalıştığımız küreselleşme de bizimle dalga geçti. Fakat zaman değişiyor, bir ülkenin ekonomisindeki küçük kaymalar bile piyasaları ve diğer ülkeleri etkiliyor. Küresel mekanizmalar tarafların çıkarlarını dengelemeye yetmiyor.”

-ENERJİ PİYASASINDAKİ İSTİKRARSIZLIK İTHALAT VE İHRACATÇILARA ZARAR VERİYOR

Rusya Başbakanı enerji konusunda da değinerek, “Enerji piyasası hiç istikrarlı değil. Onun dalgalanması yüzünden ithalat ve ihracatçılar zarar görüyor.” dedi. Medvedev konuşmasının devamında şunları kaydetti:

“Tek taraflı ekonomik baskıların geniş kullanımı da endişe uyandırıyor, yaptırımlardan bahsediyorum. Bu bilerek hem de uluslararası kurallar ihlal edilerek yapılıyor. Ben bunu hep söylüyorum, yaptırımlar uygulanan taraf ve uygulayan taraflara büyük zarar veriyor. Avrupa ve Rus iş sektörlerinin kayıpları sayıldı mı? Bizim fikir ayrılıklarımız gerçekten buna değiyor mu? Burada oturan herkesin bu yaptırımlara bu kadar ihtiyacı mı var?

Bu yol bizi hiçbir yere götürmez. Herkes için daha kötü olacak hiç şüpheniz olmasın. Bunun yerine güçlerimizi verimli, adil, piyasa şeffaflığı ve sosyal koruma prensiplerini birleştiren yeni küresel sistemlerin güçlenmesi için kullanmalıyız.

İkincisi. Küresel ekonomik kalkınma modeli krizi çeşitli çatışmalara imkan tanıyor.

Avrupalı siyasetçiler, AB'nin dış konturundaki dostluk çemberinin kurulmasının güvenliğin sağlanması için garanti olduğunu düşünüyorlar. Peki, bu politikanın sonuçları neler? Dostluk çemberi değil yabancılaştırma alanı, yerel çatışmalara ve ekonomik telaşlara sebep oluyor. Ukrayna, Moldova, Yakın Doğu, Kuzey Afrika, Suriye ve Libya bahsediyorum.

Normandia formatı Ukrayna konusunda görüşme süreci başlatmamızı sağladı. Bugün hepimiz biliyoruz ki Minsk paketi dışında barışsal yollardan çözüme ulaşmak için başka hiçbir araç yok.

Hiç şüphesiz ki tüm taraflar Minsk anlaşmalarına uymak zorundalar. Fakat bu ilk olarak Kiev hükümetine bağlı. Peki neden? Biz oku başkasına çevirmek istediğimiz için değil, çünkü onların dönemi geldi.

Bizi en çok ne endişelendiriyor?

İlk olarak, Ukrayna'nın güneydoğusunda sessizlik rejimi oluşturulmadı. Hala çatışmalar devam ediyor. Bunun olmaması gerek. Bunun için tüm taraflara düzgün sinyaller verilmesi gerek.

İkincisi, Ukrayna Anayasası'nda hala değişiklikler yapılmadı. Bunun geçen senenin sonuna kadar yapılması gerekiyordu.

Dediğim gibi, Minsk anlaşmalarının tamamının yerine getirilmesi gerek. Rusya'nın tavrı bu yöndedir. Biz mantıklı düşünen ve farklı fikirleri dinlemeye hazır olan insanlarız ve tabi ki, insanı durum da bir hayli zor. Ukrayna'nın güneydoğusunun ekonomisi çöküyor, Almanya Başbakanı'nın bankacılık sisteminin iyileştirilmesi yönündeki inisiyatifi reddedildi. On binlerce insan hayatta kalma savaşı veriyor.

Şaşırtıcı olan nokta başka, neden bu Rusya'yı endişelendiriyor da Ukrayna aynı şekilde bunları düşünmüyor? Ukrayna'nın güneydoğusuna yardım konvoyları gönderiyoruz.”

SURİYE'NİN TOPRAK BİRLİĞİNİ KORUMAK, BÖLÜNMESİNİ ENGELLEMEK ÇOK ÖNEMLİ

“Şimdi Suriye konusuna gelelim. Barış inisiyatiflerinin gerçekleşmesi için çok çalıştık ve çalışmaya devam edeceğiz. Bu süreç zor ama milletlerarası ve dinler arası diyalog dışında başka bir alternatifimiz yok. Suriye'nin toprak birliğini korumak, bölünmesini engellemek çok önemli. Yeni bir Libya, Yemen ve Afganistan'ı dünya kaldırmaz. Bu senaryonun sonuçları tüm Yakın Doğu için felaket olur. Suriye destek grubunun çalışmaları umut verici, bu grup halka insani yardım gönderilmesi ve barış koşullarını belirleme kararı aldı. Rus ve Amerikalı askerlerin düzenli çalışmaları kilit anlam ifade ediyor.

Tabi ki Suriye hükümeti ve muhalefet arasındaki siyasi çözüm görüşmeleri için hiçbir ön koşul kabul edilemez. Ve hiç kimseyi kara operasyonlarıyla korkutmaya gerek yok.

Üçüncüsü. Suriye'de ve diğer sıcak noktalarda durumu normale döndürmezsek terörizm savaşın yeni çeşidi haline gelecek. Terör metodu ile teröristlerle yönetilen ülkeler zincirini düşünebiliyor musunuz? Bu 21. yüzyıl gibi gelmiyor.

Bugün herkes terörizmin sadece bazı ülkelerin sorunları olmadığının farkında. Biz Rusya'da bunu 20 yıl önce söylemiştik, bunun kökünün sadece milletlerarası ve dinler arası fikir ayrılıklarına dayanmadığı konusunda partnerlerimizi ikna etmeye çalıştık. İŞID'in ideolojisinin temelinde İslam'ın değerleri için savaşmak yer almıyor, aksine yıkmak ve öldürme isteği var. Bu yüzden terörizm uygar bir problem.

Rus uçağının Sina adaları üzerinde vurulması, Paris, Londra, İsrail, Pakistan, Irak, Yemen ve diğer ülkelerdeki terör saldırıları, rehinelerin gözler önünde infazları, sonsuz tehditler, uluslararası terörizm sınır tanımıyor.

Teröristler etkilerini sadece Yakın Doğu ve Kuzey Afrika'ya değil tüm Orta Asya'ya yaymaya çalışıyorlar. Maalesef onlar bunu başarıyorlar. Çünkü biz fikir ayrılıklarını aşamıyoruz ve birlik olamıyoruz. Özel servisler hattı üzerinden yapılan işbirliği bile durduruldu. Bu çok komik, çünkü onlar bizimle çalışmak istemiyorlarmış. IŞİD'in bu işbirliğini bozan batılı ülkelerin liderlerine minnettar olduğunu düşünüyorum.

Dördüncüsü. Bölgesel çatışmalar ve terör beraberinde sınır tanımayan ve kontrol edilemeyen göç sorununu getiriyor. Bu sadece Batı Avrupa'yı değil Rusya'yı da etkiliyor. Suriye'den bize gelen göçmen sayısı çok olmasa da Ukrayna bizim için büyük bir konu. Sadece bir buçuk sene içerisinde 1 milyondan fazla göçmen kabul ettik.

Savaşlar, eşitsizlik, düşük hayat şartları, şiddet insanların kendi topraklarını bırakmalarına sebep oluyor. İnsanların kaçtıkları ülkelerde insan sermayesi çöküyor, gelişme potansiyeli eriyor. Bugünkü göç krizi birçok konuda insani felakete dönüşüyor. Sosyal sorunlar artıyor. Göçmen sıfatı altında Avrupa'ya sızan teröristlerden veya çalışmadan sadece yardım almak isteyen insanlardan bahsetmiyorum bile.

Biz göç sorununun çözümünde elimizden geldiğince yardımcı olmaya başta göçün yaşandığı kriz bölgelerinde durumun normale dönmesi için yardımcı olmaya hazırız. Bu Suriye'yi de kapsıyor.”

GÜVENİN TEKRAR KURULMASI TABİ Kİ KOLAY DEĞİL. FAKAT BİR YERDEN BAŞLAMAK ÇOK ÖNEMLİ.”

Rusya Başbakanı yeniden güven tesisinin önemini vurgulayarak, “Ve son olarak beşinci tezim. Herkesi dürüst olmaya davet ediyorum. Bu tehditlerin birçoğu bugün oluşmadı ve kesinlikle Rusya'da düşünülmedi. Bu süre zarfında onlara doğru şekilde tepki vermeyi öğrenemedik. Bu yüzden ana kaynaklarımızı onların sonuçlarıyla savaşmak için harcıyoruz, ilk sebeplerine ulaşmaya çalışmıyoruz. Veya enerjimizi gerçek kötülüğe karşı değil de komşularımıza engel olmak için harcıyoruz. Batı dünyası bunu bugün Rusya'ya yapıyor. Bu adımlar şu açıdan tehlikeli, 10 yıl 20 yıl sonra da sizinle yine aynı konuları konuşacağız. Tabi ki konuşacak bir konu kalırsa.

Rusya ile işbirliği konusunda çeşitli fikirler var. Tehditlere kaşı gelmek için birleşme şansına sahip miyiz? Kesinlikle var olduğundan eminim. Bunun en güzel örneğini dün gördük. Papa ve Patrik Kirill dün bir araya geldi. Bundan önce iki kilise yüz yıllar boyunca görüşmemişti. Güvenin tekrar kurulması tabi ki kolay değil. Fakat bir yerden başlamak çok önemli.

Son yıllardaki olaylardaki tavırlarımız genel olarak farklı, fakat altını çizmek isterim ki, bu fikir ayrılığı 40 yıl önceki kadar belirgin değil. O zamanlar Avrupa'nın ortasında bir duvar vardı. Güçlerimizi birleştirmeyi başardığımız noktada başarıya ulaşıyoruz. Bunun birçok örneği var. İran Nükleer sorununu çözmeyi başardık. Cenevre-2 çerçevesinde Suriye sorununun tüm taraflarını bir masa etrafında topladık. Tüm bunlar olumlu sinyaller.

Gelişmiş Avrupa Güvenliği ikinci dünya savaşının deneyimleri üzerine kuruldu. Bu 70 yıl boyunca küresel kriz olmadan yaşamamızı sağladı. Neden? Çünkü insan hayatının değeri üzerine kuruluydu. Birlik olmamızı anlamamız için bir savaş daha mı gerekli?

John Kennedy'nin basit ama çok doğru olan bir sözünü hatırlatmak istiyorum, ‘İç siyaset sadece seçimleri yok eder, dış siyaset ise hepimizi öldürebilir.' 1960'lı yıllarda nükleer çatışmaların olduğu dönemde taraflar hiçbir siyasi farklılığın insan hayatından önemli olmadığını anlamayı başardılar.

Bugün hepimizin daha deneyimli ve sorumluluk sahibi olduğumuzdan eminim. Bizi bu tür ideolojik fikirler ve stereotipler ayıramaz. Hepimizi tehdit eden sinyaller çatışmaların temelini oluşturmayacak aksine bize bir 70 yıl daha huzurlu yaşam sağlayacak işbirliği yapmamıza neden olacak.”

Bu yıl 52. kez düzenlenen Münih Konferansı'nda 2007'deki toplantıya Rusya adına Vladimir Putin katılmış ve tek kutuplu dünya siyasetinden bahsederek uzun süre gündem yaratan bir konuşma yapmıştı.

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.