07 Mart 2016 Pazartesi 13:07
GÜNCELLEME -Yasin Börü davası

Diyarbakır'da, 6-7 Ekim 2014'te Kobani (Ayn el Arap) bahanesiyle gerçekleştirilen izinsiz gösterilerde Yasin Börü, Ahmet Dakak, Riyat Güneş ve Hasan Gökguz'un öldürülmesi ile ilgili davada beyanı alınan gizli tanık "Tunç", "(Uğur) Doğanay, bu şahıs yukarı çıktı, bir üst kata. Silahın ağzına mermiyi verdi. Bağladığı perdelerle pencereden aşağı indi. İki silah sesi geldi, içeri girdiler ve bunları dışarı attılar. Pencereden ilk attıkları Yasin Börü idi. El attım ama o sırada elime satırla vuruldu, geri çekildim" dedi.

Güvenlik gerekçesiyle Diyarbakır'dan Ankara'ya nakledilen davanın duruşması, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülüyor.

Bazı gizli tanıkların beyanının alınacak olması nedeniyle duruşma, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda yapılıyor.

Duruşmaya tutuklu sanıklar ile bazı tutuksuz sanıklar, taraf avukatları ve maktullerin yakınları katılıyor.

Duruşmanın sabah saatlerindeki kısmını Mehmet Metiner, Ayhan Sefer Üstün, Ahmet Gündoğdu, Metin Külünk ve Mahmut Kaçar'ın da aralarında bulunduğu bazı AK Partili milletvekilleri de izledi.

Mahkeme Başkanı Musa Yeşil, sanıkların, olay günü telefon sinyal bilgilerine ilişkin rapor ile bazı haber ajanslarından istenen görüntülerin geldiğini tutanağa yazdırdı.

Yeşil, ayrıca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının davaya sehven müdahillik talebinde bulunduğu ve çekildiği yönünde dilekçe verdiğini de tutanağa geçirtti.

-"Pencereden ilk attıkları Yasin Börü idi"

Duruşmada gizli tanık "Tunç", ses ve görüntüsü değiştirilerek, görüntülü sistemle ifade verdi.

Diyarbakır'da 6-7 Ekim 2014'te yaşanan olaylar sonrasında psikolojisinin bozulduğunu belirten gizli tanık "Tunç", aradan zaman geçtiğini, sanıkları teşhis etmede de sorun yaşayabileceğini söyledi.

Olay günü Yasin Börü ve arkadaşlarının bazı kişilerle tartıştığını gördüğünü kaydeden, gizli tanık "Tunç", şunları anlattı:

"Bunlar beş kişiydiler, sokaktaki insanlara saldırıyordu. Benden yardım istediler, 'sen bunu halledebilirsin' diye. Olay yerine gittim. Yusuf Er'i merdivenin altından aldılar. Onu ellerinden almaya çalışırken bana bıçak çektiler. Diğerleri eve çıktı. Kapıyı Yusuf Er gösterdi, arkadaşlarının saklandığı yeri. Evi gösterdikten sonra bunlar 'silah var' diye korkarak yaklaşmadılar. Bir saat geçti, ev sahibini buldular, yukarı çıktılar. Hatırı sayılır biriyim. Bina içine girmelerini engelledim, 112 ve 155'i aradım. Yalvardım bunlara 'yapmayın' diye. (Uğur) Doğanay, bu şahıs yukarı çıktı, bir üst kata. Silahın ağzına mermiyi verdi. Bağladığı perdelerle pencereden aşağı indi. İki silah sesi geldi, içeri girdiler ve bunları dışarı attılar. Yusuf Er'i ellerinden aldım, bıraktım. Pencereden ilk attıkları Yasin Börü idi. El attım ama o sırada elime satırla vuruldu, geri çekildim."

Mahkeme Başkanı Musa Yeşil, tanıktan, salonda bulunan sanıkları teşhis etmesini istedi.

Gizli tanık "Tunç"un bulunduğu yerden kamera yardımı ile gördüğü sanıklardan Uğur Doğanay'ın olay yerinde olmadığını söylemesi üzerine Yeşil, "Uğur Doğanay bu, ama bunu sen 'yoktu' diyorsun. Pencereden beline silah takarak aşağı indi, gördüm diyordun?" diye karşılık verdi.

Bunun üzerine gizli tanık "Tunç", "Şimdi teşhis edemiyorum. Gözlerimde sıkıntı var. Silahı çekerken 'bu kim' diye oradakilere sordum, çevredekiler söyledi" dedi.

Müşteki avukatlarının, "Yusuf Er ile maktullerden ve sanıklardan da yaralanan oldu mu?" sorusuna gizli tanık "Tunç", "Yok" diye yanıt verdi.

Yeşil, "Ama başta 5 kişi sağa sola saldırdılar dedin" deyince gizli tanık "Tunç", "Hizbullah adı altında bağırınca çekildiler, herkes kaçıştı" diye konuştu.

- Fotoğrafla da teşhis yaptırıldı

Tanığın, gözlerinin bozuk olduğunu, sanıkları da kamerada iyi göremediğini söylemesi üzerine fotoğrafla teşhis yaptırıldı.

Mahkeme üyesi bir hakim, tanığın bulunduğu yere geçerek tek tek sanıkların fotoğrafını gösterdi. Tanık "Tunç", sanıklardan Ahmet Arif Yusufoğlu, Ahmet Tanrıverdi, Cevher Türk ile Ersin Filizer'in olay yerinde bulunduğunu iddia etti.

Gizli tanık "Tunç", mahkeme başkanı Yeşil'in, "Cinayeti işlediği iddia edilen Uğur Doğanay'ın annesi Yıldız Doğanay'ın olay yerinde olup olmadığını" sorması üzerine, "Yasin Börü'nün cenazesine 'IŞİD' diye tükürdü. Başka bir eyleme katılmadı" diye yanıt verdi.

Duruşmaya, ara verildi.

- İddianame

İddianamede Yusuf Er, Yasin Börü, Ahmet Dakak, Riyat Güneş ve Hasan Gökguz'un 7 Ekim 2014'te, Diyarbakır'da, terör örgütü PKK/KCK mensuplarınca, "DAEŞ üyesi oldukları" iddiasıyla saldırıya uğradığı belirtiliyor.

Maktuller ile olayda yaralanan Er'in, saldırı üzerine Bağlar semtinde bir daireye sığındıkları, eylemi gerçekleştiren grubun binanın çevresini sardığı ve bu kişileri aramaya başladığı aktarılan iddianamede, eylemcilerin, Er ile maktullerin 5 numaralı dairede olduğunu anlamaları üzerine, bir kişinin mutfak balkonundan daireye girdiği ve içeridekilere silahla ateş etmeye başladığı kaydediliyor.

Silahlı kişinin kapıyı açarak, grubun diğer üyelerini de eve aldığı, eylemcilerin ikametgaha sığınanları linç ederek, ateşli ve delici silahlarla yaralayıp üçünü kattaki camdan aşağı attıkları, birini de sürükleyerek binadan dışarı çıkardıkları anlatılan iddianamede, aşağı atılan ve can çekişen maktullere sopa, taş ve tekmeyle saldırıya devam edildiği aktarılıyor.

Olayda Er dışındakilerin öldüğü hatırlatılan iddianamede, ikametgahın tuvaletine sığınan ve bir süre fark edilmeyen Er'in daha sonra bulunduğu, darbedilerek ve kesici aletle yaralanarak buradan çıkarıldığı ancak Er'in, sanıkların elinden kaçmayı başardığı ve 500 metre kadar gittikten sonra bayıldığı bildiriliyor.

İddianamede sanıkların, 4 maktulü "canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme" suçundan dörder, "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma" suçundan birer kez olmak üzere, beşer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmaları isteniyor.

İddianamede sanıkların, Er'in yaralanmasına ilişkin de ayrıca cezalandırılmaları talep ediliyor.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.