09 Ocak 2016 Cumartesi 12:59
Davutoğlu: Yeni anayasa nasıl bir ülke olmak istediğimizin cevabını verecektir
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Bu milleti halen darbe anayasalarına, darbe hukukuna mahkum edenler tarih önünde hesap veremezler. Tüm kesimlerin artık düşünmesi ve tartışması gereken 'anayasa gerekli mi' sorusu değil, 'yeni anayasa hangi temeller üzerine inşa edilecek' sorusu olmalı. Çünkü bu tartışmaların, istişarelerin neticesinde 'nasıl bir ülke olmak istiyoruz' sorusunun cevabını yeni anayasa metnine, ruhuna ve lafzına yansıtmak durumundayız. Yeni anayasa nasıl bir ülke olmak istediğimizin cevabını verecektir" dedi.

Afyonkarahisar'daki NG Güral Otel'de düzenlenen Ak Parti 24'üncü İstişare ve Değerlendirme Toplantısı, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun açılış konuşmasıyla başladı. Bakanlar, milletvekilleri ve parti yöneticilerinin katıldığı toplantıda konuşan Başbakan Davutoğlu, Afyonkarahisar'ın Ak Parti için çok özel yeri olduğunu söyleyerek konuşmasına başladı. Ak Parti'nin kutlu yolculuğunun 14 Ağustos 2001'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın öncülüğünde Afyonkarahisar'da başladığına dikkati çeken Davutoğlu, "İstiklalimizin de istikbalimizin de sembol şehri Afyon'da tekrar ilk günkü aşkla yola çıkma heyecanıyla bir araya gelmemiz dolayısıyla çok mutluyuz" dedi.

ORTAK AKIL BURADA OLUŞTURULUYOR

Ak Parti'nin kuruluşundan itibaren istişareye çok önem verdiğini ve kurumsallaştırdığını vurgulayan Davutoğlu, "Biz bu toplantılarımızla 'acaba milletimizin bize tevdi ettiği emaneti yerine getirirken ihmal ettiğimiz, eksik bıraktığımız herhangi bir şey var mı' diye kendimize sorarız, dostumuza, yol arkadaşımıza sorarız. Muhasebemizi bu toplantılarda yapıyoruz, ortak aklı burada oluşturmaya gayret ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

2015'in iki önemli genel seçime sahne olduğunu belirten Ahmet Davutoğlu, Ak Parti'nin 7 Haziran seçimlerinde birinci parti olmasına rağmen tek başına iktidar olacak milletvekili sayısına ulaşamadıklarını anımsatarak, kendilerinin bunu milletin bütün partilere yaptığı bir uzlaşı mesajı olarak aldıklarını ve buna saygı gösterdiklerini ifade etti.

CHP VE MHP ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMADI

Hükümeti kurma görevinin kendilerini verilmesinin ardından samimiyetle gayret gösterdiklerinin altını çizen Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Görüşmeler boyunca bu iyi niyetli tavrımızı koruduk, net olduk, sağlam durduk ancak aynı samimi tavrı ve arayışı muhataplarımızdan göremedik ve bu görüşmelerden maalesef bir netice hasıl olmadı. Ardından zorunlu olarak yeni bir seçim kararı alındı ve bu defa aynı yapıcı tavrı, ülkeyi seçime götürecek ortak hükümetin, anayasal hükümetin kurulması için gösterdik. Ancak anayasanın açık hükmüne rağmen, o zor günlerde CHP ve MHP çeşitli bahanelerle elini taşın altına koymadı, sorumluluk almadı, açık söylüyorum, sorumluluktan ve milletin yolunda hizmet etmekten kaçtılar."

'KAOSA GEÇİT VERMEDİK'

Kendilerinin bir yandan sıkıntılı dönemin Türkiye'nin istikrarına zarar vermemesi için gayret gösterdiklerini, ülkenin güncel problemlerini çözdüklerini bir yandan seçim meydanlarında milletin huzuruna çıktıklarını anlatan Başbakan Davutoğlu, bir yandan da 7 Haziran'ın muhasebesini yaparak çıkardıkları sonuçlarla yeni yol haritalarını çizdiklerini kaydetti. Davutoğlu, "7 Haziran- 1 Kasım arası Türkiye yönetilmesi çok zor kritik bir süreçten geçti. O kritik eşikten basiretimizle, vakarımızla, dirayetimizle ama en çok da milletimizin duasıyla geçtik ve 1 Kasım seçimlerine öyle ulaştık" dedi.

Ülkeyi ve milleti hedef alan operasyonlara, ameliyatlara büyük bir kararlılıkla karşı durduklarını vurgulayan Davutoğlu, "Kaosa geçit vermedik, Ak Parti'yi zayıflatarak Türkiye'yi zayıflatmak isteyenlere hiçbir fırsat vermedik. Ak Parti'yi de Türkiye'yi de gönül coğrafyamızı da zaafa uğratmadık" diye konuştu.

Milletin engin feraseti ve şaşmaz basireti ile süreci doğru okuduğunu ve 1 Kasım'da Ak Parti'yle birlikte yeni bir destan yazdığını dile getiren Davutoğlu, iki seçim arasındaki 5 kritik kavşağı alınlarının akıyla döndüklerini ifade etti. Davutoğlu, "Bu 5 kavşaktan birincisi 7 Haziran akşamıydı. Yol arkadaşlarımız, dava arkadaşlarımızı ve Ankaralı hemşehrilerimiz genel merkezin önünü hınca hınç doldurarak umutsuzluğa kapılmamamızı bir kez vurguladı ve böyle bir beklenti içinde olanlara en güzel cevabı verdi" diye konuştu.

'ÜLKEYİ SAHİPSİZ BIRAKMADIK'

7 Haziran günü Konya'dan Ankara'ya geldiğinde kendilerinin ümitsizliğe, yeise kapılmasını bekleyen fırsatçı çevreler olduğunu bir kez daha gördüğünü belirten Başbakan Ahmet Davutoğlu, şunları söyledi:

"O gün milletimize bir teminat daha verdik, 'sorumluluğumuzun farkındayız, Türkiye'yi hükümetsiz bırakmayacağız' dedik ve sonrasında da bunun gereğini yaptık. Şimdi aradan bu süreler geçti ama herkes şahit ki, millet şahit ki, tarih şahit ki en önemlisi Allah şahit ki 7 Haziran'dan 1 Kasım'a kadar bütün o zor kavşaklarda değil bir gün, değil bir saat, değil bir dakika, bir saniye dahi bu ülkeyi hükümetsiz ve sahipsiz bırakmadık."

'KURUCU İLKELERDEN TAVİZ VERMEDİK'

"Burada yakılan meşalenin temelini oluşturulan kurucu ilkelerden hiçbir şekilde taviz vermedik, vermeyeceğiz" diyen Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Bu haftaki MYK'da bazı belediye başkanlıklarıyla ilgili aldığımız kararlar bunun somut göstergesidir. Bu davayı şahsi çıkarı için kullananlara bugüne kadar fırsat vermediğimiz gibi bundan sonra vermeyeceğiz. Başarımız için dünyanın dört bir yanında semaya el açarak dua eden mazlum milletlerin umudunun, Siirt'te mitinge katıldığı için dövülen genç kızlarımızın, Bergama'da yağmur altında ‘bende buradayım' demek için mitingimizde saatlerce bekleyen yaşlı kadınlarımızın hakkının, hukukunun birkaç kişi tarafından çiğnenmesine, harcanmasına izin vermedik, vermeyeceğiz."

TEMMUZDA TERÖR DALGASI

Geçen Temmuz ayında meydana gelen Suruç saldırısıyla beraber ülke üzerinde ameliyat yapılmak istendiğini, bir anda PKK, DHKP-C ve DAEŞ terör örgütlerinin birlikte saldırıya geçtiğini anımsatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"

“Terör örgütleri sahaya sürüldü ve Türkiye dört bir koldan saldırılara maruz bırakıldı. Türkiye'nin bir seçim hükümetince yönetilmesinden medet umanların hesaplarını kursaklarında bırakarak anında kararlı ve kapsamlı bir mücadeleyi başlattık. 23 Temmuz günü, arka arkaya gelen terör saldırıları sonrasında, DEAŞ'ın sınırda yaptığı, Ceylanpınar'da PKK'nın yaptığı, DHKP-C'nin İstanbul sokaklarında yaptığı terör saldırıları sonrasında, üç gün sonra gerekli kararları aldık, gerekli talimatları verdik. Bu tehdit ortadan kaldırılıncaya kadar, milletimizin üzerine getirilmek istenen kara bulutlar dağılıncaya kadar terörle mücadele kararı verdik ve bu mücadeleyi de aynı şekilde sürdürüyoruz. Eğer biz bu terör dalgasına gerekli tepkiyi vermemiş ve terörle mücadeleyi başlatmamış olsaydık, Türkiye bugün birilerinin bazı merkezlerde planladığı bir kaosa sürüklenebilirdi."

1 KASIM'IN RAKAMLARI

1 Kasım seçimlerinde 23 milyon 700 bin oy ile oyların yüzde 49,5'ini alarak 317 milletvekili çıkardıklarını anımsatan Davutoğlu, "7 Haziran seçimlerine göre oy sayımızı 4 milyon 800 bin artırdık. Seçimde 7 bölgenin 7'sinde de birinci, 63 ilde birinci, 17 ilde ikinci ve sadece bir ilde üçüncü sırada yer aldık. 6 ilde yüzde 70'in üzerinde oy aldık. 17 ilde bütün milletvekillerini aldık" dedi.

Başbakan Davutoğlu, milletvekili çıkaramadıkları Tunceli, Şırnak ve Hakkari'ye 2'şer milletvekili görevlendirdiklerini ve bu illerin sorunlarıyla bu milletvekillerinin ilgileneceklerini söyledi.

VERDİĞİMİZ SÖZLERİ TUTUYORUZ

Asgari ücreti söz verdikleri gibi 1300 liraya çıkarıldığını anımsatan Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Biz öyle 'nasıl olsa iktidara gelmeyiz' düşüncesiyle asgari ücrette yarışa girenlerden değiliz, 2 bin, 5 bin gibi. İktidara geleceğimizi bilerek, vatandaşlarımıza söz vermiştik asgari ücret 1300 lira olacak diye, elhamdülillah bir ay geçmeden asgari ücretle ilgili verdiğimiz sözü yerine getirdik. Emeklilerimize yıllık bin 200 lira ilave zammı yaptık. Astsubay emeklilerinin intibak sorununu çözdük. Lisans öğrencilerimizin burs ve kredilerini 330 liradan, 400 liraya yükselttik. Esnafımıza 30 bin lira faizsiz kredi uygulamasını başlattık. 30 bin öğretmen ataması için gerekli yasal düzenlemeleri tamamladık."

YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI

Yeni dönemde siyaseti ve demokrasiyi güçlendirmek adına gerçekleştirmeyi planladıkları önemli hedeflerinin olduğunu açıklayan Ahmet Davutoğlu, bunların en önemlisinin de yeni bir anayasa hazırlayarak millete sunmak olacağını ifade etti. Yeni anayasanın tüm siyasi partilerin birinci gündem maddesi olması gerektiğini belirten Başbakan Davutoğlu, bu meselenin sadece Ak Parti'nin meselesi olmadığını, Türkiye'nin ve tüm partilerin de sorunu olması gerektiğini ifade etti.

Davutoğlu, yeni anayasa konusunda şunları söyledi:

"Bu milleti halen darbe anayasalarına, darbe hukukuna mahkum edenler tarih önünde hesap veremezler. Tüm kesimlerin artık düşünmesi ve tartışması gereken 'anayasa gerekli mi' sorusu değil, 'yeni anayasa hangi temeller üzerine inşa edilecek' sorusu olmalı. Çünkü bu tartışmaların, istişarelerin neticesinde 'nasıl bir ülke olmak istiyoruz' sorusunun cevabını yeni anayasa metnine, ruhuna ve lafzına yansıtmak durumundayız. Yeni anayasa nasıl bir ülke olmak istediğimizin cevabını verecektir. Ya enerjisini kısır tartışmalarla tüketen bir ülke olacağız veya yüz yıllık sorunlarını kökten çözüp umutla geleceğe yürüyen bir ülke olacağız. Bir ülkenin anayasası ne kadar kısıtlayıcı ve otoriterse toplumsal ve siyasal huzursuzluk da bir o kadar fazla olur. Buna mukabil bir anayasa ne kadar özgürlükçü ve kuşatıcıysa toplumsal ve siyasal hayat da o ölçüde sağlıklı ve huzurlu olur. Geçmişte ve bugün ülkemizde yaşanan sıkıntının temelinde anayasamızın üzerine inşa edildiği darbeci zihniyet bulunmaktadır."

Yeni bir anayasaya niçin ihtiyaç duyulduğunu anlatan Başbakan Davutoğlu, "Mevcut Anayasa 'nasıl bir devlet sorusuna' cevap vermekten ziyade 'nasıl bir millet' sorusuna cevap vermek üzere yazılmıştır. Yeni anayasa milletin devlet için değil, devletin millet için var olduğu bir anlayışla yazılmalıdır. Türkiye'nin ihtiyacı, ruhuyla da lafzıyla da Türkiye'nin ihtiyaçlarına hitap edecek yeni bir anayasadır. Türkiye bu mevcut Anayasa ile, yamalı bohçaya dönmüş bu Anayasa ile yol alamaz" dedi.

POLEMİK KONUSU YAPILIYOR

Parti olarak gerekli girişimleri başlattıklarını, muhalefet partileri liderleriyle görüştüğünü, bundan sonraki süreci TBMM Başkanı'nın ilerleteceğini kaydeden Başbakan Ahmet Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Anayasa tartışmaları başladığından bu yana muhalefetin bazı açıklamalarında konuyu sadece başkanlık tartışması eksenine çekerek bir polemik konusu haline getirmeye çalıştığını da üzülerek görüyorum. Ak Parti olarak başkanlık sisteminin Türkiye için gerekli bir sistem olduğunu seçim beyannamelerimizde de ve diğer açıklamalarımızda da sürekli dile getirdik. Ancak bunu Sayın Cumhurbaşkanımızın ve makamının şahsı etrafında tartışılan bir konu haline getirme çabasını nezaketsiz bir tutum ve sağlıklı bir tartışma zeminini sabote etme girişimi olarak görüyoruz. Hiç kimsenin Cumhurbaşkanımızın ve Cumhurbaşkanlığı makamının yıpratılması üzerinden bir siyaset yapması kabul edilemez. AK Parti olarak bilinsin ki biz tüm yıpratma çabalarının karşısında dimdik durduk, durmaya devam ederiz."

DEAŞ'IN BAŞİKA KAMPINA SALDIRISI

Başbakan Davutoğlu, Kuzey Irak'taki Başika Kampı'na DEAŞ (IŞİD) mensupları tarafından düzenlenen saldırıya ilişkin de şöyle konuştu:

"Bu saldırılar Türkiye'nin, Musul'un hemen yanında, oradaki kardeşlerimizle dayanışma için kurmuş olduğu eğitim kampının korunmasına ilişkin aldığı tedbirlerin ne kadar haklı, ne kadar gerekli olduğunu ortaya koydu. Başika Kampı'nın kuruluş gayesi bellidir. Bu kamp, geçen sene içerisinde Irak hükümeti ve bölgedeki yerel unsurlarla yaptığımız temaslar neticesinde bir eğitim kampı olarak devreye sokulmuştur. Daha sonra DEAŞ'tan gelen bazı saldırı ihtimalleri ve istihbari bilgiler, askeri bir tahkimat yapma ihtiyacını ortaya çıkardı. Bu riskler göz önüne alınarak gerekli düzenlemeler yapıldı. Askerlerimiz için gerekli bütün güvenlik tedbirlerini aldık. Herhangi bir saldırı söz konusu olduğunda silahlı kuvvetlerimiz anında mukabele ediyor. Dün de saldırı girişimine aynı şekilde mukabele edilmiştir."

Türk askerlerinin Başika'da, Musullu Arap, Kürt ve Türkmenlerin kendi şehirlerini korumaları ve kurtarmaları için uluslararası çerçevede alınan kararlar bağlamında eğitim faaliyeti verdiğini anlatan Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Biz teröre karşı mücadelede hiçbir zaman taviz vermedik ve Irak'ın toprak bütünlüğü ve egemenliğine de sonuna kadar saygılıyız. Orada bulunuşumuz, Irak'ın toprak bütünlüğü ve egemenliğini korumak, bu konumlara destek olmak içindir. Ancak bilinsin ki artık özelikle Irak ve Suriye'de yaşananlardan sonra Türkiye, kendi ulusal güvenliğini PKK ve DEAŞ'a karşı korumak için, oradaki kardeş halkları hiçbir etnik ve mezhebi fark gözetmeksizin onlara yardım etmek için bu faaliyetlerini sürdürmeye devam edecektir."

İNSANLIK, SAHİLLERDE ÖLÜYOR

Bölgeye barışın hakim olmasını, bölge halklarının acılarının artık bir son bulmasını istediklerini belirten Ahmet Davutoğlu, uluslararası camiaya çağrıda bulunarak şöyle konuştu:

"Büyük acılar yaşayan bölge halkları, artık daha fazla uluslararası güç gösterilerinin ve menfaat hesaplarının kurbanı olmamalıdır. Herkesi Suriye konusunda insani, vicdani çizgiye davet ediyoruz. Batıya da doğuya da kuzeye de güneye de sözümüz birdir. AB ülkelerine de ABD'ye de Rusya'ya da İran'a da körfez ülkelerine de Hıristiyan'a da Müslüman'a da davetimiz, çağrımız birdir. Suriye'de insanlığın ölmesini seyretmeyin ve merhamet edin. Bütün dünyanın gözü önünde insanlık, sahillerde ölüyor, Bayırbucak'ta Türkmen Dağı'nda ölüyor, Halep'te Araplar, Kürtler, Türkmenler ölüyor. Cerablus'ta DEAŞ zulmü yaşanıyor. Bütün bu zulümler karşısında bu büyük trajediye bigane kalanlar insanlıktan nasiplerini almamışladır."

SURİYELİ MÜLTECİLER KONUSU

Türkiye'nin, Suriyelilerin yanında olmaya devam edeceğinin altını çizen Davutoğlu, savaştan kaçan Suriyelilere yönelik açık kapı ve sınırdan geri göndermeme politikasını sürdürdüklerine dikkati çekti. Bu politikanın hiçbir taviz verilmeden sürdürüleceğini bildiren Davutoğlu, bunu uluslararası hukuk ve insani yükümlülüklerinin gereği olarak gördüklerini ifade etti.

Başbakan Davutoğlu, "DEAŞ'e karşı mücadele ediyoruz diyerek Suriye hava sahasına girip de sivilleri bombalayanlar, insanlıktan nasip almamışlardır. Bugün bu bombalamaları yapanlar, hangi devletten olursa olsunlar, tarihlerine bakmalıdırlar. Afganistan tecrübesinden ders almayıp, Suriye'de, Suriye halkına karşı savaşa girişenler dönüp bir kez daha yakın tarihlerine bakmak durumdalar" diye konuştu.

Türkiye'nin 2,5 milyonu aşan sayıyla en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumunda olduğunu vurgulayan Davutoğlu, yeryüzünde yüreğini, evini, aşını bu kadar açan başka bir ülke bulunmadığını söyledi.

Aradan geçen 5 yılda, ülkelerine dönme umutlarını giderek yitiren Suriyelilerin, hayatları pahasına ölümcül yolculuklara çıktığını belirten Davutoğlu, “Emin olun ne olursa olsun, kaç yıl geçerse geçsin, hatta asırlar geçse de Türkiye'nin yazdığı bu insanlık destanı nesilden nesile aktarılacak" dedi.

Türkiye'nin bugüne kadar sadece Suriyeli mülteciler için 8 milyar dolardan fazla yardım yaptığını anımsatan Davutoğlu, buna karşı uluslararası toplumun katkısının ise sadece 455 milyon dolarda kaldığını bildirdi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.