26 Şubat 2016 Cuma 10:43
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (4)

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik partisinin son kurultayında ve sosyal medya üzerinden sarf ettiği sözlerinden dolayı fezleke hazırlanmasına ilişkin, "Bu tabii yine Meclisin takdirinde olan bir konudur. Bir kere yalan, iftira, hakareti siyaset yapmak ya da basın özgürlüğü diye takdim etmeye çalışmak kabul edilebilir bir şey değildir" dedi.

Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Dokunulmazlıkların kaldırılması konusuna ilişkin bir soru üzerine Kalın, siyaset çatısı altında ve siyasetçi kimliği kisvesi altında teröre verilen destek konusunun daha önce de gündeme geldiğini söyledi. Hiçbir demokratik ülkede böyle bir şeyin kabul edilmesi hatta düşünülmesinin dahi mümkün olmadığını aktaran Kalın, İspanya, Amerika ve Fransa'dan bu konuda örnekleri hatırlattı.

"Burada açıkça Meclis çatısı altında sorunların çözümü konuşulurken orada siyasetin alanını değil, terör örgütünün alanını yaymaya çalışan bir yaklaşım var" diyen Kalın, "Bunun kabul edilmesi elbette mümkün değil, tabii nihai karar, takdir Meclisindir. Bu konuda, bununla ilgili de zaten Mecliste yürütülen çalışma var, müzakere var. Bu, son günlerde de biraz hızlandı, biz de onların neticesini görmek isteriz" ifadelerini kullandı.

- "Burası cumhurun başıdır, cumhurbaşkanlığı makamıdır"

Kalın, Kılıçdaroğlu'na yönelik hazırlanan fezleke hakkında görüşlerinin sorulması üzerine "Bu tabii yine Meclisin takdirinde olan bir konudur. Bir kere yalan, iftira, hakareti siyaset yapmak ya da basın özgürlüğü diye takdim etmeye çalışmak kabul edilebilir bir şey değildir" dedi.

Eleştiriye her zaman açık olduklarını ve eleştiriden kaçmadıklarını belirten Kalın, şöyle devam etti:

"Siz kalkıp her gün Cumhurbaşkanına hakareti siyaset yapmak diye takdim ederseniz, cumhurbaşkanını izam etmeyi, yalan, yanlış, sahte, hayal haberlerle küçük düşürmeye kalkmayı gazetecilik, basın özgürlüğü, vesaire diye takdim etmeye kalkarsanız bunun tabii ki bir karşılığı olur. Bunu kabullenmemiz mümkün olmaz. Buna elbette biz itiraz ederiz. Burası cumhurun başıdır, cumhurbaşkanlığı makamıdır, karşılıklı saygı içerisinde her konuyu müzakere ederiz ama iş yalan, iftira ve hakarete döndüğü zaman bununla ilgili de net tavrımızı alırız."

Bir gazetecinin, Kılıçdaroğlu'nun "PYD'nin terör örgütü olduğunu düşünüyor musunuz?" sorusuna verdiği, "Biz terör örgütü değiliz diye net ve somut bir açıklama yapıyorsa elbette biz bu açıklamaya önem veririz" açıklamasına ilişkin değerlendirmesini sorması üzerine Kalın, "Şimdi eğer terör konusunda terör örgütlerinin beyanlarını esas alacaksak bu bizi çok absürt bir noktaya götürür" ifadesini kullandı.

Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"O zaman El Kaide'ye soralım 'Siz terör örgüt müsünüz' diye, onlar da desinler ki 'Hayır, biz terör örgütü değiliz.' O zaman biz 'Evet El Kaide terör örgütü değilmiş mi' diyeceğiz. Ya da DAİŞ'e soralım, 'Siz terör örgütü müsünüz'. Onlar da 'Yok biz terör örgütü değiliz' deseler, biz bu sefer 'DAİŞ terör örgütü değilmiş' mi diyeceğiz. Aynı mantıkla PKK'ya da soralım o zaman. PKK hem Avrupa hem de Amerika Birleşik Devletleri'nin terör örgütleri listesinde bulunan, bizim 30 küsur yıldır mücadele ettiğimiz bir terör örgütüdür. PYD ve YPG'nin 2003 yılında doğrudan PKK'nın lideri Abdullah Öcalan'ın talimatıyla kurulduğunu herkes bilmektedir. PYD ve YPG'nin tüzüğüne, organizasyon yapısına, eylem biçimlerine baktığınız zaman PKK tarafından, şu anda da Kandil üzerinden koordine edildiğini herkes bilmektedir. Daha ilerisi Türkiye tarafına geçince PKK kimliğini taşıyan, Suriye tarafına geçince YPG kimliğini taşıyan militanların olduğunu da herkes bilmektedir. Şimdi bütün bunlar ortadayken hala 'YPG bir terör örgütü mü, değil mi bir de onlara soralım, onların beyanatını esas alalım' derseniz, burada terörle mücadelede kendinizi zaafa düşürürsünüz."

- "DAİŞ'le mücadele kapsamında İncirlik Üssü'nü koalisyon uçaklarına açtık"

Kalın, "DAEŞ'le mücadele kapsamında Suudi Arabistan uçaklarının bugün geleceği söylenmişti, koalisyonla iş birliği konusunda son durum nedir?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"DAİŞ'le mücadele bağlamında uluslararası koalisyonun bir üyesi olarak Türkiye, yoğun bir mücadele veriyor. Daha önce Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi aslında DAİŞ'le mücadele konusunda sahada Türkiye kadar mücadele eden bir başka ülke bulmak hakikaten zor. Türkiye şu ana kadar DAİŞ'le mücadele bağlamında 105 ülkeden yaklaşık 37 bin kişiye ülkeye giriş yasağı koydu. Yaklaşık 3 bin 700-3 bin 800 kişi sınır dışı edildi. Yaklaşık bin 500- bin 600 kişi de bizzat tutuklandı. Bunlara karşı son derece etkin bir mücadele yürütüyoruz. İkinci olarak DAİŞ'le mücadele kapsamında İncirlik Üssü'nü koalisyon uçaklarına açtık. Bu mücadelenin bir aşaması olarak da Suudi Arabistan uçakları da İncirlik Üssünden kalkarak, DAİŞ hedeflerini vurmak üzere dün itibarıyla, birkaç gün içerisinde de diğerleri tamamlanacak, İncirlik Üssü'ne gelmeye başladılar. Bu bizim DAİŞ'le mücadelede uluslararası ortak koalisyona verdiğimiz desteğin, oradaki konumumuzun somut ifadelerinden biridir. Dolayısıyla hala kalkıp birilerinin 'Türkiye DAİŞ'e karşı yeterince mücadele etmiyor, sınırlarını kapatmıyor' gibi ifadelerinin ne kadar anlamsız, boş olduğunu da somut bir şekilde gösteren örneklerden birisidir."

ABD Temsilciler Meclisi Adalet Komisyonu'nun "Müslüman Kardeşler"i terör örgütü olarak tanımlayan yasa tasarısını kabul etmesine ilişkin bir soru üzerine Kalın, yasa tasarısının yasalaşması için daha 3-4 kademeden geçmesi gerektiğini hatırlattı.

Alt komisyonda kabul ediliyor olmasının bile "oldukça düşündürücü" olduğunu aktaran Kalın, şunları kaydetti:

"Böyle bir dönemde Müslüman Kardeşler örgütünün en azından son 30-40 yılda hiçbir terör eylemine karışmadığını bildiğimiz halde böyle bir tasarının gündeme getirilmesi, demek ki başka gündemlerin izlendiğini ispat ediyor. Siz bu tür örgütleri yani terörle, şiddetle ilişkisini koparmış, arasına mesafe koymuş, hatta Mısır'da seçimlere katılıp, Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmış bir örgütü terör örgütü ilan ederseniz, bu sadece DAİŞ gibi, El Kaide gibi radikal şiddet yanlısı örgütleri sevindirir. Çünkü onlar dönüp derler ki 'Bakın sizin izlediğiniz demokratik, barışçıl yol, yol değil.' Dolayısıyla onlara bir malzeme verilmiş olur.

Bizim açımızdan süreci takip edeceğiz. Daha henüz birkaç aşamadan daha geçmesi gerekiyor ama belki bu vesileyle İslam ülkelerinde, özellikle Arap dünyasında demokratikleşme süreciyle ilgili olarak batılı ülkelerin verdiği son derece kötü sınavı tekrar tartışma imkanı doğar diye düşünüyorum. Mısır'da darbeye darbe diyemeyenler, şimdi o darbenin devamı olan rejimle her türlü işi yapanlar bir tarafta da demokrasiden, insan haklarından, basın özgürlüğünden bahsediyorlar, bu çelişkiler öyle kolay izah edilebilir çelişkiler değil."

(Bitti)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.