09 Haziran 2016 Perşembe 12:06
ANALİZ - Balkanlar'da siyasi krizin yeni adresi: Hırvatistan

KAYHAN GÜL - Yakın tarihte kanlı içsavaşlar ve çatışmalarla dünya gündemine gelen Balkan coğrafyası, etnik sorunları "halının altına süpürmüş" gibi görünse de siyasi krizlerle adından söz ettirmeye devam ediyor.

Son yıllarda siyasi kriz nedeniyle adı sıkça anılan, krizin çözümü için uluslararası toplumun da aktif rol üstlendiği Makedonya'ya, hükümet-muhalefet anlaşmazlıklarının derinleştiği Kosova ve Karadağ'ın ardından, yaklaşık 5 aylık koalisyon hükümetinin çatırdamaya başladığı Hırvatistan da eklendi.

8 Kasım'da sandık başına gidilen Hırvatistan'da, bir önceki seçimin galibi olan Sosyal Demokrat Parti (SDP) bu seçimde ikinciliğe gerilerken, seçimi muhafazakar Hırvat Demokratik Parti (HDZ) öncülüğündeki "Vatanseverler" ittifakı kazanmıştı.

"Vatanseverler" seçimi kazanmalarına rağmen, tek başına hükümet kurabilecek çoğunluğu sağlayamadıklarından, koalisyon hükümeti için görüşmelere başlamış, 2,5 aylık sürenin ardından kendisini "bağımsızlar hareketi" olarak nitelendiren Most Hareketi ile yapılan anlaşma gereği, başında HDZ'nin adayı Tihomir Oreskovic'in bulunduğu koalisyon hükümeti Ocak ayında göreve başlamıştı. Kurulan hükümetteki iki başbakan yardımcılığı koltuğu da HDZ Genel Başkanı Tomislav Karamarko ile Most Hareketinin lideri Bozo Petrov'a verilmişti.

Başarılı bir iş adamı olan Oreskovic, siyasi tecrübesinin bulunmaması ve uzun yıllar yurt dışında kalmasından dolayı Hırvatçasının "bozuk oluşu" nedeniyle ilk günden itibaren eleştirilerin hedefi oldu. Eleştirilere kulak asmayıp özellikle ülke ekonomisini geliştirmek için çalışan Oreskovic, bu kez iki yardımcısının anlaşmazlığından kaynaklanan krizin tam ortasında kaldı.

Muhalefetteki SDP'nin, Karamarko için mecliste güven oylaması yapılmasını talep etmesinin ardından, bazı Most Hareketi milletvekillerinin de Karamarko aleyhine oy kullanacağının kamuoyuna sızması, koalisyon hükümetindeki ilk çatırdama oldu.

Most Hareketi lideri Petrov'u "siyasi tecrübesizlikle" itham eden Karamarko ile koalisyon ortağı arasındaki gerginlik her geçen gün artarken, nihayetinde Başbakan Oreskovic olaya müdahale ederek her iki yardımcısının da "devletin çıkarları için" istifa etmesini ve krizin bu şekilde son bulmasını istedi.

- Oreskovic'in görevden alınma süreci

İstifa etmeleri istenen Karamarko ve Petrov'dan Başbakan Oreskovic'e cevap gecikmedi. Karamarko, HDZ'nin artık "kendi adayları olan" Oreskovic'i desteklemediğini açıklarken, Petrov ise bu mevzuda kendisinin neden "rahatsız edici unsur" olarak gösterildiğine anlam veremediğini, ancak bedelini ödemeye hazır olduğunu söyledi.

Bu gelişmelerin akabinde HDZ Oreskovic meselesini görüşmek için toplanırken, görüşmeden Oreskovic'in görevden alınması için resmi sürecin başlatılması kararı çıktı. HDZ Genel Başkanı Karamarko, Oreskovic'in görevden alınması için süreci başlatacaklarını açıklarken, Hırvatistan'a "sağlam, homojen ve birlik içerisinde" bir hükümet gerektiğini ifade etti.

Yaşanan tüm bu gelişmelerin ardından, ideolojik açıdan da farklı bakış açılarına sahip olan Most Hareketi ve HDZ'nin koalisyon ortaklığı kısa bir zaman içinde bozulmuş oldu.

Liderler her ne kadar erken seçim olasılığını ilk planda tutmasalar da, ülke basını ve siyasi analistler Hırvatistan'ın kısa zaman içinde yeniden sandık başına gidebileceği yorumlarını yapmaya başladı. Analistler hükümetin artık "şeklen" görevde bulunduğunu ve krizi çözmek için en makul seçeneğin seçime gitmek olduğu ifade ediyor.

- Yeni koalisyon mu, erken seçim mi?

Yaşanan krizin ardından, kamuoyunun büyük çoğunluğu en kısa zamanda yeniden sandık başına gidileceğini düşünse de, HDZ cephesi hâlâ erken seçimin tek ihtimal olmadığını, yeni bir koalisyon hükümeti kurmanın mümkün olabileceğini söylüyor.

Olası senaryoları AA'ya değerlendiren siyasi analist Davor Gjenero, krizin çözümünde HDZ kökenli Cumhurbaşkanı Kolinda Grabar Kitarovic'in önemli bir rol üstlenebileceğini ifade etti.

HDZ lideri Karamarko'nun, partisi en fazla oyu alsa da "seçimin kaybedeni" olduğunu savunan Gjenero, yeni kurulacak koalisyon hükümetinin de istikrarsız bir hükümet olacağını ileri sürdü.

Gjenero, erken seçimin her geçen saat daha da yaklaşan bir ihtimal olduğuna işaret ederek, Başbakan Oreskovic'in görevden alınması için süreci başlatmasının ardından HDZ'nin ağırlığının hissedileceği yeni bir koalisyon hükümeti olasılığının da zayıfladığını söyledi. Güven oylamasında Başbakan Oreskovic'in meclis desteğini kaybedeceğine kesin gözüyle bakıldığını ifade eden Gjenero, sonucun Oreskovic'in aleyhine çıkmasıyla mevcut hükümetin de düşeceğini kaydetti.

Gjenero, "İşte o zaman iş Cumhurbaşkanı'na düşecek. Çünkü artık bir azınlık hükümetinin kurulma ihtimali yok. Tek ihtimal, Cumhurbaşkanı'nın tarafsız bir ismi, gelecek yıl yapılacak yerel seçime kadar görev yapacak hükümeti kurmakla görevlendirmesi. Bu süreçte mali anlamda istikrar yakalanabilir, ardından erken genel seçim yapılabilir" ifadelerini kullandı.

- Halk erken seçim istiyor

Halkın büyük çoğunluğunun Cumhurbaşkanı'nın erken seçimlere gidileceğini açıklamasını beklediğini savunan Gjenero, Oreskovic'in meclisin desteğini kaybetmesinin ardından, yeni hükümeti kuracak bir isim üzerinde uzlaşı sağlanmadığı takdirde, Cumhurbaşkanı'nın 30 ila 60 gün arasında erken seçime gidileceğini açıklaması gerektiğini hatırlattı.

Gjenero, erken seçim için ilk olası tarihin Temmuz'un son haftası olduğuna işaret ederek, "Aslında bu seçim için en elverişsiz zaman. Katılım düşük olacak, seçim kampanyası olmayacak. Ancak bu tarih şu anda herkes için uygun. Bir yıldan kısa bir süre önce seçim yapıldı ve siyasi partilerin kampanyalarını finanse edecek bütçeleri yok" diye konuştu.

HDZ lideri Karamarko'nun halkın gözünde "yaşananların sorumlusu" olarak görüldüğünü iddia eden Gjenero, olası erken seçime HDZ'nin başında girmesinin, partinin büyük oy kaybı yaşamasına neden olacağını ifade etti.

- Krizin başı "danışman meselesi"

Hırvat kamuoyunda "danışman meselesi" olarak nitelendirilen tartışmaların başrolünde HDZ lideri Tomislav Karamarko'nun eşi Ana Karamarko bulunuyor.

Ana Karamarko'nun sahip olduğunu Drimia isimli şirketin, Hırvatistan'ın anlaşmazlık içinde olduğu ve bu anlaşmazlığın hakem heyetince çözülmesinin beklendiği Macar MOL şirketinin lobicileriyle iş yaptığı iddia ediliyor.

Ana Karamarko'nun bahsi geçen Macar lobici için iki yılda 60 bin avroluk iş yaptığı söylenirken, Hırvatistan'daki Çıkar Çatışmasını Engelleme Komisyonu ise Ana Karamarko'nun işleriyle eşi Tomislav Karamarko'nun da ilişkili olup olmadığını araştırıyor.

Hırvatistan ile MOL şirketi arasında hakem heyeti önünde devam eden sürecin kesilmesini desteklediği bilinen Karamarko, birçok kez eşinin işlerinin "çıkar çatışması" teşkil etmediğini açıklamıştı.

Tüm bu yaşananların ardından muhalefet, Karamarko'nun görevden alınması için güven oylaması talebinde bulunmuştu. Koalisyon ortağı Most milletvekillerinin de muhalefeti destekleyeceğini açıklaması üzerine kriz bugünkü durumuna ulaştı.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.