26 Ocak 2016 Salı 12:44
'Kur Savaşları 2016'da Da Devam Edecek'

HASEN (Hazar Strateji Enstitüsü), 2015 yılı değerlendirme toplantısında konuşan HASEN Genel Sekreteri Haldun Yavaş, " Türkiye için Asya'ya kayan küresel ticaretten pay almanın yolu Hazar'dan geçiyor" dedi.

HASEN'nın (Hazar Strateji Enstitüsü), bugün düzenlenen toplantısında ekonomik, güvenlik ve siyasal alanda 2015 yılı değerlendirmesi yapılarak 2016 yılı için öngörüleri paylaşıldı. Toplantıya HASEN Genel Sekreteri Haldun Yavaş , HASEN Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı ve Emekli Büyükelçi Halil Akıncı, HASEN YİK Üyesi aynı zamanda Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Metin Ataç, HASEN Yönetim Kurulu Üyesi ve Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kerem Alkin, HASEN Strateji ve Politika Koordinatörü Dr. Rüçhan Kaya ile HASEN Güvenlik Merkezi Araştırmacısı Ayhan Gücüyener katıldı. Türkiye ve Hazar Bölgesi'nde geçen yıla damgasını vuran konuları ve enerji, ekonomi ve güvenlik kapsamında gelecek yıla dair beklentilerin paylaşıldığı toplantıda Türkiye - Rusya krizi ve petrol fiyatlarındaki düşüş konuşuldu.

Toplantının açılış konuşmasını yapan HASEN Genel Sekreteri Haldun Yavaş, "Dünyanın ağırlık merkezi Asya Pasifik'e doğru kaymakta. Bu bağlamda da Hazar Bölgesi çok daha önemli bir hale geliyor. Ancak Hazar ülkelerinin kendi içlerindeki ticarete baktığımızda toplam dış ticaretlerinin sadece yüzde 5'ini oluşturduğunu görüyoruz" dedi.

Türkiye'nin doğusundaki tüm Hazar Transit Koridoru ülkeleri, taşımacılık kapasitelerini arttırabilmek ve transit ülke olabilmek için hummalı bir çalışma yürütüyorlar. Çin'den Bakü'ye uzanan 4 bin kilometrelik demiryolu tamamlandı. Toplam uzunluğu 838 kilometre olan Bakü Tiflis Kars (BTK) hattının ise Azerbaycan ve Gürcistan bölümleri bitirilmiş olsa da, Türkiye tarafında kalan 76 kilometrelik hattın inşaatı uzun bir süredir bitirilemedi.

Yavaş, mevcut durumun oluşturduğu riske dikkat çekerek "BTK hattı daha fazla Türkiye bu ticaretten alacağı payı kaçırabilir. Zira bu hat Gürcistan'dan, Karadeniz üzerinden direkt olarak Romanya'ya ve buradan da Avrupa'nın diğer bölgelerine ulaşabilir. Bu nedenle bu gibi projeler uzun vadede Türkiye'yi devre dışı bırakabilir" dedi.

"İRAN BÖLGEDE DAHA AKTİF OLACAK"

Toplantıda dış politika ve güvenlik ekseninde 2015'in en önemli gündem maddeleri olarak Suriye ve Irak'taki gelişmeler, İran'ın Batı ile entegrasyonu ve Türkiye Rusya gerginliği konuları ön plana çıktı. Bugün siyasi bir aktör olarak İran'ın Orta Doğu'da Eski Şah dönemine göre daha bir aktif olduğunu söyleyen HASEN Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı ve Emekli Büyükelçi Halil Akıncı, "Bundan sonra Orta Doğu'da İran'ın güçlü bir aktör olarak karşımıza çıkacağını kabul etmek lazım" dedi.

Toplantıda mülteci krizi konusuna da değinen Halil Akıncı, "Avrupa Birliği (AB) hem ABD hem de Rusya'ya göre çok daha pasif durumda. AB için en önemli husus Suriye'den sonra çıkan mülteci krizi. Bunu önlemek için işbirliği yapmaya çalışıyor. Önümüzdeki yıl bu mülteci krizinin hemen durması mümkün değil. Muhakkak AB'nin buna bir çare bulması lazım çünkü Türkiye gibi arada kalan ülkeler bunun için bir çare bulmak durumunda değil.

"KUR SAVAŞLARI 2016'DA DA DEVAM EDECEK"

Toplantıda 2015 yılının ekonomi anlamında önemli gündem başlıklarını dile getiren HASEN Yönetim Kurulu Üyesi ve Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kerem Alkin, 2016 yılına dair de öngörülerini şu şekilde dile getirdi: "Dünya ekonomisi için, IMF ve Dünya Bankası'nın büyüme tahminlerinin bir kez daha aşağı revize edildiği, yüzde 2,6ların konuşulduğu, küresel ticarette ise 2015'den sonra, bir kez daha daralma beklenen bir 2016'ya giriyoruz. Bu yıl, dünyanın önde gelen merkez bankalarının izleyeceği para politikası tercihleri hayli önemli olacak. 2016'da, G-20 ülkeleri arasında 'kur savaşı' tartışmalarının aynı tempoyla devam edeceği gözleniyor".

2016'da da yaşanması olası bu kur savaşlarının Türkiye adına pozitif yansımalarının olabileceğini söyleyen ve bu konuda da önemli tespitlerde bulunan Prof. Dr. Kerem Alkin, "Avrupa'da, büyümenin desteklenmesi adına, parasal genişleme sürdürülecek. Bu da, Türkiye'nin AB'ye daha fazla ihracat yapması adına anlamlı. Çin ise, 2020'ye süreceği düşünülen yeni bir büyüme modeli değişimine giriyor. İhracata dayalı büyümeden, iç talebe dayalı bu yeni büyüme sürecinin geçiş döneminde, Yuan'da kısmi değer kayıpları gözlenebilir. Bununla birlikte, yakın gelecekte Çin'in küresel rekabette, daha kurallara uyar hale gelmesi, adil rekabet koşullarını destekleyecek" dedi.

Prof. Dr. Kerem Alkin, "40 yılı aşan bir süredir ambargo baskısı altındaki İran'ın bakir pazar olma özelliği, uluslararası yatırımları çekmesi adına, Türkiye için risk oluşturuyor. Bu nedenle, küresel yatırımlar açısından, Türkiye'nin cazibesini güçlendirici adımları ve uluslararası ekonomi çevrelerinin merakla beklediği yeni mikro reformları geciktirmememiz yararlı olacaktır. Bu noktada, küresel emtia fiyatlarının 2016 yılında da yüzde 5 ile 10 arası gerilemeyi sürdürmesinin beklendiği bir ortamda, Türkiye'nin dünyadan ciddi emtia ithalatı yapan bir ülke olarak, fiyat gerilemesinden doğan avantajı katma değere dönüştürmesi gerekiyor" dedi.

"YENİLENEBİLİR ENERJİNİN YÜKSELİŞİ DEVAM EDİYOR"

Toplantıda enerji alanında 2015'in önemli konu başlıklarına değinildi. Enerji alanında dünyada 2015 yılına petrol fiyatlarının çöküşünün damga vurduğunu belirten HASEN Strateji ve Politika Koordinatörü Dr. Rüçhan Kaya, burada ilginç bir detaya dikkat çekti: "Petrol son 18 ayda fiyatlar 112 dolardan 28 dolara düşerek yaklaşık yüzde 75'lik değer kaybına uğradı. Ancak bu fiyat düşüşlerine rağmen 2015 yılında dünyada yenilenebilir yatırımları artarak devam etti. ABD ve Batı Avrupa'da üretilen elektriğin yüzde 50'si yenilenebilir kaynaklıydı" dedi.

2016 yılında küresel petrol fiyatları ve bölgesel siyasi belirsizlikler öncelikli konu başlığı olma özelliğini sürdürecek. Bununla birlikte iklim değişikliğine dair hedefler ve enerji verimliliğine dair yatırımlar göz önüne alındığı takdirde petrol fiyatlarının 100 dolar seviyelerinden uzun süre uzak kalacağını söyleyebiliriz.

Dr. Rüçhan Kaya, 'Petroldeki düşüş 2016 yılının sonuna kadar ne seviyede seyreder ve Brent petrol ile ABD ham petrolü arasındaki fiyat aralıkları ne derecede değişir?' sorusuna, "Yıl sonuna kadar petrolün varil fiyatlarının 28 - 30 doların altığını göreceğini sanmıyorum. Petrolün taban fiyatını gördü."Benim kanaatimce petrol yıl sonuna kadar yukarıya doğru hareket edecek. Eskisi gibi 100 dolar seviyesine ulaşacağını düşünmüyorum fakat bu fiyatların altına düşmez diye düşünüyorum" şeklinde cevap verdi.

Brent petrol varil fiyatı ile ABD ham petrol varil fiyatı arasındaki yakınlığına da değinen Dr. Kaya, " Daha eskilerde ABD'de petrol ihracatı yasaktı. Günümüzde bu engeller kaldırıldı. Houston ve Teksas çevrelerindeki yatırımcılar bu doğrultuda çalışıyor. Eskisi gibi iki petrolün varil fiyatlarında büyük makaslar açılmayacak şeklinde düşünüyorum" dedi.

Dr. Rüçhan Kaya, "2016 yılında da dünyadaki petrol arzı fazlası devam edecek. ABD Enerji Enformasyon İdaresi'nin tahminleri günlük 740 bin varil arz fazlasının olacağını öngörüyor. Bu arz fazlası büyük oranda İran petrolünün dünya piyasasına girişinden kaynaklanacak."

Toplantıda Rusya Türkiye gerginliğinin enerji boyutuna dikkat çeken Dr. Rüçhan Kaya "Özellikle Rusya Türkiye arasında yaşanan uçak krizi sonrasında ortaya çıkan doğal gazda arz güvenliği sıkıntısı Türkiye'nin enerji kaynaklarını çeşitlendirmesinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Bu sebeple Türkiye yakınındaki Hazar enerji kaynaklarına ağırlık vermeli ve ortaklıklarını geliştirmeli" dedi.

"ABD'NİN 2016 YILINDAKİ SİBER GÜVENLİK BÜTÇESİ 14 MİLYAR DOLAR OLACAK"

Toplantının sonunda Türkiye'de kritik altyapıların güvenliği konusundaki ilk Türkçe platform olan CİPALERT kapsamında çalışmalar gerçekleştiren HASEN Güvenlik Merkezi Araştırmacısı Ayhan Gücüyener, 2015 yılının siber güvenlik açısından hem küresel aktörler hem de ülkemiz ölçütünde oldukça hareketli bir yıl olduğuna dikkat çekti. Juniper'in açıklamalarına göre 2020'de siber suçların özel sektör üzerindeki maliyeti 2 trilyon doları bulabileceğini belirten Gücüyener, " Siber güvenliği, ulusal güvenlik içinde okuyan devletler ise artık çok ciddi bütçeler ayırarak 'siber ordular' kuruyorlar. Örneğin ABD'nin 2016 yılı ön gördüğü siber güvenlik ve araştırma bütçesi 14 milyar dolar" dedi.

Gücüyener, "Kritik altyapılar olarak adlandırılan, finans, enerji, ulaştırma, kamu hizmetleri gibi alanlarda ise siber saldırılar çok daha hayati bir tehdit olarak algılanmaya başladı. Amerikalı bir araştırma kuruluşu 20 ülkedeki nükleer tesisi siber güvenlik açısından sınıfta bıraktı" dedi. Türkiye'ye döndüğümüzde, Aralık ayında gündeme oturan DDos atakların bugüne kadar literatüre geçmiş en büyük siber saldırılardan biri olduğu konuşuluyor.

"2016'da siber silahların giderek daha sofistike hale geleceğini söylemek mümkün" diyen Gücüyener, "Siber suçlular, giderek daha kritik sektör ve sistemleri hedef alacağa benziyor. Devletlerarasındaki siber silahlanma yarışı hızlanarak artacak. Buna cevaben, siber güvenlik hem devletler hem de uluslararası örgütlerce ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olarak kalmaya devam edecek. NATO gibi uluslararası örgütlerin, siber güvenliğe ayrı bir önem atfetmeye başlayacağı tahmin ediliyor" şeklinde konuştu.

Toplantının sonunda konuşan HASEN YİK Üyesi aynı zamanda Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Metin Ataç, Hazar Bölgesi ile alakalı yapılacak en büyük etkinlik olan Hazar Forumu'na dikkat çekerek, "Bu etkinlik Türkiye'nin ve bölge ülkelerinin, giderek Asya'ya kayan küresel ticaretten daha fazla pay alabilmelerini ve ikili ticaret ilişkilerini geliştirmelerini sağlayacak" dedi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.