09 Nisan 2016 Cumartesi 10:20
Akıncı, Deutsche Welle'ye Konuştu:

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Almanya ziyareti öncesinde Deutsche Welle'ye verdiği röportajda, Almanya ziyaretinin ana gündem maddesinin Kıbrıs sorunu olduğunu ifade ederek, "Ana gündem maddesi Kıbrıs'tır, Kıbrıs'ın çözümüdür, Kıbrıs Türk halkının çözüm kararlılığının Almanya'ya da yansıtılmasıdır" dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier'in resmi davetlisi olarak hafta başında gerçekleştireceği Almanya ziyareti öncesine Deutsche Welle'ye röportaj verdi. Akıncı ziyaretin ana gündem maddesinin Kıbrıs sorunu ve Kıbrıs Türk halkının çözüm kararlılığının Almanya'ya da yansıtılması olacağını belirtti. Akıncı, "Almanya hem kendisi önemli bir ülke hem de Avrupa Birliği'nin en önemli ülkelerinden, başta gelenlerinden. Dolayısıyla Almanya'nın bu özel konumu nedeniyle Kıbrıs sorunu bağlamında Kıbrıs Türkleriyle ve onun liderliğiyle yürüteceği diyaloğun önemli olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

Akıncı, Kıbrıs'taki müzakere sürecinin, soyutlanarak yaşamak zorunda kalan Kıbrıs Türk halkını dünyayla yeniden buluşturacak bir sonuç verip vermeyeceğine yönelik soruya, "Bunun için uğraşıyoruz ve 2016'nın bu anlamda önemli bir yıl olduğunu hep başından beri söylüyoruz. Son olarak ocak ayında katıldığımız Davos ekonomik forumunda da sadece ben değil, sayın Anastasiadis de bunu dile getirdi. Birleşmiş Milletler aynı düşüncede, Avrupa Birliği de öyle düşünüyor, Türkiye ve Yunanistan da. Bu yılın bir çözüm yılı olması noktasında hemfikirler. Ama her şeyin ötesinde halkımız bunu istiyor. Dolayısıyla şu andaki müzakere sürecine baktığımızda da bunun olmaması için bir neden görmüyorum, zorluklarımız olmasına rağmen. Bunu söylerken toz pembe bir tablo çizmek de istemem. Hep söylerim tablo ne toz pembedir ne de kapkaranlıktır. 6 başlığın 4'ünde ciddi ilerlemeler sağladık. Sayın Anastasiadis de benzer şeyler söyledi, 'Ciddi ilerlemeler sağladık' dedi ama ciddi zorluklarımız da var. Arzumuz, hedefimiz yılın ikinci yarısında ivmeyi artırmak. Neden ikinci yarısında; çünkü mayısta Güney'de seçimler var. Onun ardından ivmeyi daha da artırmak suretiyle 2016 yılını artık bir barış yılı haline getirmek; hedefimiz, arzumuz, çabamız bu yönde" yanıtını verdi.

"AB İLE İLK KEZ ÇOK YOĞUN BİR İLİŞKİ VE TEMAS VAR"

Avrupa Birliği'nin müzakere sürecine değinen Akıncı: "Avrupa Birliği de iyi bir örneğe ihtiyaç olduğunu görüyor. Avrupa Birliği'nin bir üyesinden bahsediyoruz, tırnak içinde söylemek durumundayız, çünkü bu bir eksik üyelik. Kıbrıs Türk halkının içinde olmadığı, Kıbrıs Türk toplumunun eşit bir parça olarak kurucu devletiyle de olsa federal bir yapılanmanın içinde eşit bir ortak olarak yer almadığı sürece de eksik kalmaya devam edecek. Dolayısıyla biz Avrupa Birliği'nin de bu yanlıştan kurtulmasının; kendi içinde de sınırları olmayan, birleşik federal bir Kıbrıs'ın oluşturulmasının onlar açısından da yararlı olduğunu düşünüyoruz. Bölgemiz açısından da iyi bir sonuç olacağını düşünüyoruz. Bu, işbirliği kültürünün de gelişmesine katkı yapacak. AB'nin bütün önemli kurumlarının başkanları hem Brüksel'de benimle görüştüler, hem de beni ziyaret ettiler; bu da önemlidir. Sayın Junker, sayın Tusk ve son olarak Sayın Schultz buradaydı. Onun dışında dış politika ve güvenlikten sorumlu başkan yardımcısı-komiser Mogherini ziyaretimize geldi. Dolayısıyla kurumlar bizimle diyalog içinde. Bunun dışında AB ile ilgili ilk kez bir AD-HOC komite kuruldu. 6 başlığın önemli bir tanesi de AB ile ilgili konulardır. AB'den uzmanlar geliyor buraya ve Kıbrıs Türk halkının ileride bir çözüm sonrasında AB ile uyumu hazırlamak için çalışmalar yapılıyor" ifadelerini kullandı. Akıncı, "Şimdiye kadar Avrupa Birliği ile bu düzeyde bir ilişki olmadı, ilk kez çok yoğun bir ilişki ve temas var. İlk kez AB uzmanları geliyor ve Kuzey'e de geçiyor, bizim bürokratlarımızla bu uyumu konuşuyorlar. Nasıl bir yasal çerçeve, uygulamada neler olacak, bütün bunlar konuşuluyor. Zaman zaman tıkanmalar oluyor, bazı bürokratik engellemeler de oluyor daha çok Güney kaynaklı, ama bunları aşa aşa yolumuza devam edeceğiz" açıklamasını yaptı.

"ANA GÜNDEM MADDESİ KIBRIS"

Almanya'da gerçekleştireceği temaslarla ilgili konuşan Mustafa Akıncı, "Ana gündem maddesi Kıbrıs'tır, Kıbrıs'ın çözümüdür, Kıbrıs Türk halkının çözüm kararlılığının Almanya'ya da yansıtılmasıdır. Sayın Dışişleri Bakanı burayı ziyaret ettiğinde sözlü olarak da bu davetini yinelemişti, sonra resmi bir mektup gönderdi, davetini resmileştirdi. Almanya hem kendisi önemli bir ülke, hem de Avrupa Birliği'nin en önemli ülkelerinden, başta gelenlerinden. Dolayısıyla Almanya'nın bu özel konumu nedeniyle Kıbrıs sorunu bağlamında Kıbrıs Türkleriyle ve onun liderliğiyle yürüteceği diyalogların önemli olduğunu düşünüyorum" dedi. Akıncı açıklamasını şu şekilde sürdürdü: "Biz çözüm istiyoruz, haklarımızı elbette koruyan ama karşı tarafın da haklarına saygılı, Kıbrıs'ta uzlaşmayı sağlayan, Avrupa kültürünü özümsemiş, benimsemiş bir Kıbrıs Türk halkının artık hak ettiği yeri Avrupa içinde de, dünya genelinde de almasının ne kadar gerekli olduğu ve bunun yanında bölgesel işbirliği olanaklarını ne kadar olumlu yönde etkileyeceğini de konuşma fırsatımız olacak" ifadelerini kullandı.

"Kıbrıs Türk halkını ve onun seçilmiş liderini her zaman etkisiz ve yetkisiz gösterme çabası yeni değil Güney'de" diyen Akıncı, "Hangi lider olursa olsun, maalesef bu yaklaşımları sürekli devam ediyor ve Kıbrıs Türk halkını aradan çıkararak, Türkiye ile ve onun yöneticileriyle doğrudan bir ilişkiyi hep istiyorlar. Bunun ne kadar yanlış olduğunu hep anlattığımız halde buna yine devam ediyorlar. Şu unutmamalı; bulunacak olan çözüm Kıbrıs Türk halkının onayı olmaksızın yaşama geçemeyeceği gibi, yaşayamaz da. Bu Rum toplumu için de geçerlidir. Bulacağımız bir çözüm hem iki toplumun liderlikleri tarafından özümsenmeli, benimsenmeli; hem de bir referandumda iki tarafın da çoğunluklarınca onaylanmalı. Bu çözümde yaşayacak olan biziz. Dolayısıyla bize başkaları; ister Türkiye olsun, ister Yunanistan, isterse bir başka üçüncü taraf herhangi bir çözümü empoze edemez. Bu böyle bilinmelidir. Biz Türkiye ile sağlıklı bir diyalog içinde bu süreci yapıcı bir işbirliği halinde yürütüyor muyuz? Evet. Onlar da Yunanistan'la bu diyaloğu yapıyorlar, yapmalıdırlar da. Ben aslında en başından beri hem Türkiye'nin, hem de Yunanistan'ın sürece katkıda bulunmasını arzu ediyorum" açıklamasını yaptı.

Akıncı açıklamasını şu şekilde sürdürdü: "Türkiye'den biz şu ana kadar olumlu, yapıcı bir destekten başka bir şey görmedik bu müzakere sürecinde, bunu açık yüreklilikle söylemem lazım. Şu ana kadar diyorum ve bunun devam edeceğini ümit ederek bunu söylüyorum. Ha gelecekte bu yönde farklılaşmalar olur, daha başka durumlar ortaya çıkarsa, Mustafa Akıncı bunları da seslendirmekten çekinmez. Çünkü ben bu adada gerçekten çözüm isteyen bir insanım, halkım da beni bu yolda yetkilendirdi. Dolayısıyla bu konulardaki tavrımı bildiği için halk beni seçti. Rumların Kıbrıslı Türk lideri, kim olursa olsun her zaman Türkiye'nin bir uydusu gibi, onun güdümünde bir kişi gibi, sanki bizim kişiliğimiz yokmuş, bu halkın kişiliği yokmuş ve bu halk karar üretmekten acizmiş gibi takdim etmesi son derece yanlıştır." dedi.

"GÜVENLİK VE GARANTİLER..."

Türkiye'nin KKTC'de bir ağırlığı olduğunu da sözlerine ekleyen Akıncı, "Burada askeri var, burada ekonomik olarak katkıları var. Yalnız Türkiye'nin daha müdahil olacağı bir alan da var. O da güvenlik ve garantiler ile ilgili bölüme ulaştığımızda olacak. Onun içindir ki zaten o konuyu en sona bıraktık ve o en son noktaya ulaştığımızda 3 garantör ülke 2 toplum ile birlikte bir araya gelip bu işi konuşacak dedik. Neden? Çünkü uluslararası bir anlaşmadan bahsediyoruz ve taraflar tümüyle uzlaşmadıkça o uluslararası anlaşma da değişemiyor. İşte o noktada elbette Türkiye'nin daha da bir sözü ağırlıklı olmak durumunda, çünkü onun da onayını istiyoruz. Türkiye'nin de, Yunanistan'ın da. Ben eğer diğer bütün başlıklarda iyi sonuçlar alırsak o konuda da bir uzlaşma yaratabileceğimize güveniyorum. Evet bu süreci yürütüyoruz. Türkiye'nin, Türkiye hariciyesinin de yılların getirdiği bir bilgi birikimi var. O bilgi birikiminden de yararlanmak, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda bize ancak katkı sağlar. Yeri ve zamanı geldikçe biz o birikimlerden de istifade etmeyi bileceğiz" ifadelerini kullandı.

Akıncı yeri kurulacak hükümetin müzakere sürecini olumsuz etkileyip etkilemeyeceğine dair soruya: "Olumsuz etkilememesini temin etmemiz lazım. Bizde Cumhurbaşkanı halkın doğrudan oyuyla seçiliyor ve çok bilinen bir de mandası vardır; o da Kıbrıs sorununu çözmek, o yönde müzakereleri yürütmek. Yaklaşık bir yıl önce halkın yüzde 60'tan fazlasının oyuyla ve bu mandayla seçildim. Ben halkın önüne çok açık bir program koydum. Bu programın birinci maddesi Kıbrıs'ta çözüm sürecini ileriye taşıyıp sonuçlandırmak. Tabi ki bu sadece bizim kararımızla olmaz, tüm ilgili tarafların, en başta da Güney'in olumlu tavrıyla sonuca gidecek ama bu konuda biz kurulacak herhangi bir hükümetten ancak yapıcı bir işbirliği bekliyoruz. Henüz bu hükümet oluşmadı ancak muhtemel taraflarından bana bu konuda mesajlar ulaşmaya başladı. Bu konuda yapıcı bir işbirliği içinde olacaklarını seslendiriyorlar. Bizim beklentimiz de budur"

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.