Haberin Gündemi - Son Dakika Haberler ve Gündem Haberleri

Haberin Gündemi - Son Dakika Haberler ve Gündem Haberleri

Haberin Gündemi - Tarafsız ve Doğru Haberin Adresi

FLAŞ HABER
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
Haberin Gündemi - Son Dakika Haberler ve Gündem Haberleri ANASAYFASPORGÜNDEMPOLİTİKADÜNYATEKNOLOJİEKONOMİEĞİTİMMAGAZİNYAŞAMKADIN

Erkan MACİT

DEVLETLERİ  ÇÖKERTEN CASUSLAR

Casusluğun tarihi de en az insanoğlunun kendisi kadar eski. Öğrenme ve gizleri ortaya çıkarma güdüsü insan yaradılışının bir parçası olsa gerek, tarihin her döneminde haber alma ihtiyacı olmuş, sonuç olarak casuslar ve bunları yönlendiren organizasyonlar vücut bulmuştur. Kendini güvende hissetmek ve bilginin getireceği güce sahip olmak isteyenler, her zaman bunu elde etmenin savaşını vermişlerdir. Bundan hareketle, bilinen ‘diğerinin’ aksine, casusluğun gerçek anlamda ilk meslek olduğu bile iddia edilebilir.

Organize casusluğun ilk olarak ne zaman başladığına dair rivayetler mevcut. Tevrat’daki Yeşua’nın vaadedilmiş topraklara yaptığı yolculuğu, şehrin ele geçirilmesini kolaylaştırmak için Eriha’ya iki kişinin gönderilmesini göz önünde bulundurursak, ‘insanoğlunun kendisi kadar eski olma’ iddiasını destekleyebiliriz sanırım. İran destanlarında, Iran-Turan savaşlarının arkasında casuslar olduğundan dem vurulur. Hatta Orhun yazıtlarında bile, toplum içinde huzursuzluk yaymaya çalışan, günümüzün tabiriyle ‘ajan provokatörlere’ karşı uyanık olunması gerektiğine işaret edilir. Ama kesin olan bir şey var: Düşmanı mağlup etmek için gizli yollardan bilgi toplama ihtiyacının, dünyanın her döneminde, tarihin her diliminde mevcut bulunması.

Dalilah: Filistinli Kadın Casus

Casusluk mesleğinin ya da bilincinin ne kadar eskilere gittiğini göstermesi açısından, İsrail efsanelerinden olan Samson ve Dalilah’ın hikayesi oldukça ilginç bir örnek teşkil eder.

Rivayetlere göre, oldukça güzel bir kadın olan Dcdilah, İsrail milleti arasında casusluk yapıp, İsraillilerin efsanevi kahramanı Samson’u safdışı bırakarak, istihbarat tarihinin bilinen ilk kahramanlarından biri olmuştur.

M.O. 1100’lü yıllarda vadedilmiş topraklar üzerindeki Filis- tin-lsrail mücadelesi tüm hızıyla devam ediyordu. İsrailli bir çift, uzun zamandır evli olmalarına rağmen çocuk sahibi olamıyor, bunun için sürekli Allah’a yakarıyorlardı... Bir gün kendilerine bir melek göründü ve yakında bir çocukları olacağını müjdeledi. Ama tek bir şartla: İnsanüstü kuvvetiyle nam salacak ve İsrail milletine büyük iyiliği dokunacak olan bu çocuğun saçları asla kesilmeyecekti, çünkü eşsiz gücünü saçlarından alacaktı. Samson ismi verilen çocuk hızla serpildi. Sınırsız gücü ile ilgili hikayeler dört bir yana yayıldı. Elleriyle bir aslanı bile öl- dürebiliyordu. Filistinlilerle yapılan savaşlarda tek başına bir orduydu adeta. Savaşlardan devamlı mağlup çıkan İsrail milletinin yüzünü güldürecek kahraman nihayet gelmişti. Ölü bir eşeğin çene kemiğiyle bin Filistinliyi birden öldürdüğü rivayet ediliyordu. Filistinlilerin evlerini ve tarlalarını ateşe veriyor, adeta onlara dünyayı dar ediyordu. Üstün güçleri olduğu için de bir türlü mağlup edilemiyordu. İsraillileri bölgenin tek hakimi yaptı. Saçlarından aldığı güç, bu hakimiyetin sigortasıydı. Onu savaş meydanında mağlup edemeyeceklerini anlayan Filistinliler, tarihin ilk ‘cinsel espiyonaj’ olayını gerçekleştirmeye karar verdiler. Filistin’in en güzel kadınlarından birini sarayına yolladılar. Kadın bir şekilde Samson’un sınırsız gücünün sırrını ortaya çıkarmakla görevliydi. Güzelliğiyle aklını çeldi ve onu evlenmeye ikna etti. Düğün merasiminde Samson, Filistinli davetlilere bir bilmece soracağını, bilemediği takdirde hepsini öldüreceğini söyledi. Filistinli eşi bir gece öncesinden Samson’dan bilmecenin cevabını öğrendiği için, bunu arkadaşlarına fısıldamıştı. Doğru cevabı alan Samson, ihanete uğradığını ve ‘bilgi sızdırıldığını’ anladı ve herkesi öldürdü. Kadını da sarayından kovdu. Operasyonun ilk kısmı başarısız olmuştu ama, Filistinlilerin pes etmeye niyeti yoktu. Samson’un güzel kadınlara olan zaafını keşfetmişlerdi. (Bu zaaf kendisinden yüzlerce yd sonra gelecek bir- çok önemli ismin de çoruna mal olacaktı.) Bir müddet sonra ilk kadının kendisinden daha güzel kızkardeşi Dalilah’a görev verildi. Dalilah da kısa sürede Samson’u baştan çıkarttı ve gücünü, uzun saçlarından aldığını keşfetti. Bir gece onu sarhoş ederek saçlarını kesti ve gözlerini de oydu. (Bazı kaynaklar sadece saçlarını kestiğini belirtir.) Filistinli askerlerin yardımıyla da zincire vurdu. Efsane Samson yolun sonuna gelmişti. Dalilah gerçekleştirdiği cinsel istihbarat sonucu 1100 gümüşle ödüllendirildi.

Ne Dalilah, cinselliğini istihbarat için kullanan ilk kadın, ne de Samson, kadınlara düşkünlüğünü canıyla ödeyecek ilk erkek olacaktır...

İngiliz İstihbarat Dünyası ve 'Robinson Crusoe’

Şu hepimizin hani okuduğu “Robinson Crusoe” ve Moll Flanders gibi dünya klasikleri arasına girmiş eserlerin İngiliz yazarı ünlü romancı Daniel DeFoe tam anlamı ile bir macera adamıydı. Tabii ki bu kitabın sayfalarında kendisine yer bulduğu için de, iyi bir casus!

Daniel DeFoe ticaretle uğraşmış, başarısız olarak iflas etmişti. Hatta bu yüzden bir müddet hapis de yattı. Bir ara alacaklılarından kaçmak için Andreu) Moreton takma ismiyle yaşadı. Ticari hayatta başarısız olmasına rağmen oldukça zeki biri olan DeFoe, sonunda para kazanmak için casusluk yapmaya karar verdi. Bu işin hakkını öylesine iyi verdi ki, yazarlığı bir kenara, halen ‘Ingiliz İstihbarat Dünyası’nın babası olarak anılır!

Londra’da doğup büyüyen DeFoe iyi bir eğitimin ardından 1683’de tüccar olarak iş dünyasına atıldı. Monmouth Dü- kü’nün gerçekleştirdiği ayaklanmaya katıldığı için az daha idam ediliyordu, canını zor kurtardı. Bu olayın ardından işleri kötüye gitti ve iflas etti. Borçlarından dolayı girdiği hapisten çıktıktan sonra, geçimini sağlamak için kalemine sarıldı. Dini ve politik konularda yazılar yazıyordu. Ama 1702’de yazdığı ‘Shortest Way with Dissenters’ (Muhaliflerle Kestirmeden) isimli eseriyle, dönemin İngiltere’si şimdiki kadar demokrat olmadığından olsa gerek, bir kez daha hapsi boyladı. Pratik zekalı DeFoe, hapisten kurtulmanın en kestirme yolunun, çok eleştirdiği hükümet adına çalışmaktan geçtiğini görmüştü. Bunun için seçtiği yol, casusluk olacaktı.

1702’de, dönemin en parlak politikacılarından Avam Kamarası üyesi Robert Harley’e bir mektup yazarak yardım istedi. DeFoe’nin eserlerini beğenen Harley, kulis yaparak Kraliçe An- ne’in DeFoe’yi affetmesini sağladı. Newgate hapishanesinden çıkan DeFoe, Harley’e düşüncesini açtı. Harley de gizli kapaklı işlere çok meraklıydı. DeFoe’nin teklifini kendi gizli servisine örnek olarak kullanacaktı. 

‘The Earl of Cowper’ isimli eserinde Harley için şöyle yazıyordu: ‘Hile yapmayı çok severdi, hatta gerekli olmasa bile. Kendi kendini tatmin etmek için her fırsatta kurnazlığım kullanırdı. Eğer bir insanın dünyaya hûekar olarak gelmesi gerekseyeli, bu Harley’den başkası olmazdı.

DeFoe’nun teklifi basitti. Köy köy tüm İngiltere’yi dolaşacak, her sınıftan vatandaşın politik karakterini rapor edecek bir casusluk ağı kuracaktı. Bu raporlar düzenli olarak Harley’e sunulacaktı. Bu arada hükümet işlerinde çalışanlar da yakın takibe alınacak ve ahlaki durumları rapor edilecekti. Siyasi partiler de bu kontrol mekanizmasına dahil olacaktı.

DeFoe, ayrıca politik bakımdan karışık bir halde olan ls- koçya’da da bir casusluk ağı kurulmasını öneriyordu. Ve 1704’de, kitapları ile birçok çocuğun hayallerini süsleyen ünlü  yazar, İngiliz tarihinin ilk bilinçli istihbarat çalışmasını başlatıyordu. Köy köy dolaşıp casus toplayacaktı. Harley ve diğer yetkililerin desteğini alarak çıktığı seyahatinden önce yazdığı raporda şunları söylüyordu: ‘İnanıyorum ki, bu seyahat, İngiltere’de bu güne kadar hiç yapılmamış istihbaratın temellerini atacaktır... ’

At sırtında çıktığı bu seyahatte, ‘Alexander Goldsmith’ ve ‘Claude Guilot’ takma isimlerini kullanan bir tüccar olarak kendini tanıtan DeFoe, rolünü iyi yapmak için gerçekten de bir şeyler alıp satıyordu. 

Zamanla istihbarat işini kıvırabilecek çekirdek bir kadro kurmuştu. Bu kişiler kısa zamanda hükümet karşıtı görüşlere sahip vatandaşları ünlü yazara iletmeye başladı. Londra’da bir ofis açan DeFoe, kendisine gelen bilgileri rapor haline dönüştürüyor ve Harley’e sunuyordu. Bu yazımlar esnasında, daha sonradan istihbarat dünyasında oldukça yaygın bir tarz olacak, havadan sudan detayları bile dile getiriyordu. Önemsiz gibi görülen detaylar, gelecek yüzyılda birçok istihbarat başarısına imza atacaktı.

Bu raporlar Harley’in elini oldukça kuvvetlendirdi. 1706’da dış işleri bakanlığına gelince, DeFoe’yu, Ingiltere ile birlik görüşmelerini sürdüren İskoçya’ya gönderdi. DeFoe’nun görevi, kimseye hissettirmeden birlik lehine çalışmalar yapmaktı. Is- koçya’mn önde gelen isimleriyle temaslar kuruyor, onların görüşlerini Harley’e imzasız mektuplar şeklinde aktarıyordu. De- Foe’nin birlik yanlısı raporlar göndermesi üzerine cesaretlenen Harley, görüşmeleri hızlandırdı ve iki ülkenin birleşmesi 1707 yılında resmiyet kazandı. Kraliçe Anne’in 1714’de ölmesiyle Hannover Kralı George, İngiltere tahtında hak iddia ederek bu ülkeye geldi. George, uzun zamandır düşmanlarını dize getirmek için zaten kendine has bir casus örgütü kurmuştu. Geor- ge’un başbakanı Lord Townshend, vakit geçirmeden PeFoe’yu ‘baş casus’ olarak atadı.

DeFoe’nun yeni görevi, ‘Prens Charlie’ olarak da bilinen ve Ingiliz tahtında hak iddia eden Charles Stuart’ı tahtına döndürmeye çalışan Jakobitler hakkında istihbarat toplamaktı. Stuart Hanedanlığı, sürgünde bulunduğu Avrupa’da İngiltere’yi tekrar işgal etmek için ordu kurmaya çalışıyordu. DeFoe, yeni görevinde başarılı olmak için en az zekası kadar kuvvetli olan kalemini kullanmaya karar verdi. 

Önde gelen Jakobit yayın organlarından Weekly Joumal’da editör olarak işe başladı. Beş yıl boyunca gazetede yazdığı, laf cambazlıklarıyla dolu köşe yazılarında, Jakobitlerin kafasını oldukça karıştırdı. Böylelikle, gelecek yüzyılda oldukça sık kullanılacak ‘casus gazeteci’ modelinin en güzel örneğini sunuyordu. 1720’de birden gazeteden ayrıldı ve aynı zamanda casusluğu da bıraktı. Artık başarılı romanlarından elde ettiği gelirin tadını çıkaracaktı. Ama zamanla sefaletin pençesinden kurtulamadı. Bir zamanların başarılı casusu, eski düşmanlarından değil, ama yine alacaklılarından kaçıyordu. O tarihten sonra onu gören olmadı. 26 Nisan 1731’de St. Giles varoşlarındaki ucuz bir han odasında ölü olarak bulunmasına rağmen, ölüm sebebi hiç öğrenilemedi. Ya öfkeli bir alacaklısının ya da kendisini deşifre eden Jakobit ajanlarının kurbanı olmuştu. İngiliz istihbarat teşkilatının ilk yaratıcısı, daha çok bilinen kimliğiyle dünyanın en önde gelen yazarlarından biri olan DeFoe, hiç kimsenin katılmadığı bir merasimle toprağa verildi...

Casusluk tarihinin en önemli  ismidir Defoe

Kaynak; Gizli Gerçekler /Erkan MACİT

  YORUM YAP / YORUM OKU
ERKAN MACİT DİĞER YAZILARI
-

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | FOTO GALERİ | VİDEO GALERİ | KÜNYE | REKLAM | İLETİŞİM | RSS
Haberingundemi.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.




Spor Gündem Politika Dünya Teknoloji Ekonomi Eğitim Magazin Yaşam Kadın Sağlık