On bir ayın sultanı Ramazan, yazın kavurucu sıcaklarına denk gelince, oruç tutanların bünyesi sarsılmaya başladı. “İbadet” dediğimiz, fildişi kulelerde yapılan değildirdir nasılsa.
Kolay ibadet olduğu gibi, zor olanı da var. İbadet, zorludur, meşakkatlidir ama ibadeti yapmanın amacı, hepsini hoş bir hale büründürür
Dün, termometrelerin 45’i gösterdiği, aslında 50’yi aşan sıcakta oruç ibadetini ilk günündeydik. İnsanların bünyesi farklı olsa da, susuzluk, her oruç tutanın temel sorunu. Sigara içiyorsanız, yoğun tempoyla çalışıyorsanız da, orucun etkileri hayli fazlalaşır.
Gün boyu çektiğiniz sıkıntı, akşam iftarda bir hurma, bir bardak suyla diniverir…
Oruçluyken yazı yazamayanlar sınıfındayım. Bu nedenle okuduğunuz yazıyı iftardan sonra kaleme aldım.
Oruç, deyince akla “yemek” ve “su” geliyor. Envaiçeşit yiyecekler gün boyu gözünüzün önünden geçse de, iftarda hiç birisine bakmayacağınız da kesindir. Bir bardak su, bütün yiyeceklerden daha değerli hale gelir.
Oruç tutmanın sosyal faydalarından birisi de, yoksulların sıkıntısını bizzat yaşayarak anlamlandırabilmektir…
Bizim bir ay boyunca çektiğimizi, dünyanın dört bir yanında hayatı boyunca çekenlerin olduğunu bilmek, insani duyguların da fazlalaşmasına, yardımların artmasına neden oluyor…
Orucun siyasi bir yönü yok…
En azından şimdiye kadar öyleydi…
Ta ki Kemal beyin “talimatı”na kadar…
CHP Genel Başkanı Kemal bey,12 Eylül’de, yani Ramazan bayramının hemen sonunda yapılacak anayasa değişikliğinin halk oyuna sunulmasının propaganda sürecinin ramazana denk gelmesini değerlendirmek gerektiğini düşünmüş…
Bugüne kadar halkın değerlerine, inançlarına, yaşam biçimine “olumlu” yönde katkı sunmayan CHP, şimdi “birlikte iftar etme” yollarını arıyor…
Kemal bey, tüm teşkilata gönderdiği talimatla ramazan ayı boyunca partililerin içki sofralarından uzak durmasını, iftar davetlerine icabet etmelerini, camileri AK Partililere bırakmamalarını öğütlemiş…
Elbette ki oruç, dini bir ibadettir ve İslam’ın beş şartından birisidir…
Yani oruç tutanlar, bunun bir emir olduğunu bilerek, Allah için tutarlar…
Hiç kimse Kemal bey veya Kemal bey gibi bir başka genel başkan için oruç tutmazlar…
Ama Kemal bey talimat vermiş…
Oruç tutan CHP’liler elbette neden oruç tuttuğunu bilecek ama ya bilmeyenler…
Ya sadece Kemal bey dediği için oruç tutan, iftar eden, camileri AK Partililere bırakmamak için dolduranlara kılavuzluk gerekmez mi?
Kemal beyin talimatı, mizah konusu olmuş…
Şimdilerde de “Acaba beş çayı orucu bozar mı, beyaz hocaya sorsak” diye takılanlar var…
Hatta “AK Parti olmasaydı, 28 Şubat’ın gözümüze soktuğu sahte hocalardan ne fetvalar alacaktık” diye takılanlar da var…
Kemal beyin “içki sofralarından uzak durun, iftar edin, camileri AK Partililere kaptırmayın” da internet sitelerinde geyik konusu olmaya başladı…
Bakalım neler diyorlar…
***
Ekşi sözlükte, yeni başlayan CHP’lilere Ramazan rehberi var…
-“On bir ayın sultanı” ifadesi bir Monarşi arzusunun ifadesi değildir. Mahyalara bunu geren Müslümanlar, cumhuriyet düşmanı değil, sakin olun.
-İftarda hurmayı yiyeceksin, suyu (bulabilirsen zemzemi) da içeceksin.
-İftar saatleri genellikle gün batımına rastlar, şaşırmayasın.
-Sana eziyet gibi gelen bu ritüeller topluluğu hepsi topu 29 bilemedin 30 gün devam edecektir. 30. gün sonunda alıştı bünye nasıl olsa baba, bırak hızımı almışken kaptırıp diyet niyetine devam edeyim ben demeyin; 31. gün oruç kesinlikle tutulmaz; bayramdır.
-Bayramda şeker ikram ettiler diye “Şeker Bayramı Olmaz” bayramın adı; öyle olsa ramazan ayına da hurma ayı derdik.
-Teravih namazı kılmaya gidecekseniz önceden cami imamının hatimle namaz kıldırıp kıldırmadığını öğrenin. Sonra iş inada biner.
-Yaşar Nuri'den ve hatunların emilesi dudaklarından uzak durun.
-Bir büyükle iftar olmaz.
-Oruç devreli maç değildir, öğlen oruca bir mola verip su içemezsin.
-sahur genellikle gecenin sabah namazı vaktine doğru ilerlediği zaman diliminde olur. En azından bizim gezegenimizde bu böyle.
-Teravihe gidip, “iki saattir namaz kılıyoruz bir kere bile Atatürk demedik” demeyin. İmamı bu gerekçe ile müftülüğe filan şikayet etmeye kalkmayın.
-Bayramda sadece akranınız olan güzel hatunların elini hınzırca bakışlarınızla öpmeyin. Bayramda büyüklerin eli öpülür -ve öpüldükten sonra alna konur- akranların değil.
-Küçüklerin gözlerinden öpmek sadece bir deyimdir, sokakta tuttuğunuz çocukların gözlerinden öpmeye kalkmayın.
-Fıtır sadakası vermeyi ihmal etmeyin, “ama sadaka kültürü yaygınlaşıyor” itirazında bulunmayın. bu bir sosyal ritüel.
-“Hoş geldin Ya Şehr-i Ramazan” ifadesinden hareket ve hayretle, “Yahu Allah Allah, nasıl oluyor da şehir gelebiliyor?” demeyin, oradaki şehr kelimesi Arapça ay anlamındadır.
-Mümkün olduğu kadar fakir fukara ile beraber iftar edin. Özellikle ihtiyacı olan fakir, yetim, yoksul, öğrenci, yaşlı gibi kimseleri sofranızda ağırlayın. Sosyal adaletçi bir partinin mensubuna yakışır bu.
-Orucun zihninizde, gönlünüzde, ruhunuzda tesirli olabilmesi için, oruçlu olduğunuz saatleri yatakta uyuyarak geçirmeyin.
Ekşi sözlükte kalem oynatan gençler bayağı uğraşmış ama iyi bir rehber hazırlamışlar…
Elbette ki bütün bunlar, “genel başkanın emri” diye kolları sıvayanlara göre. Diğerleri zaten “Allah’ın emri” diye bilerek, isteyerek ibadetini yapıyor. İbadet yapmak için “hangi partili” olduğunun önemi yok. CHP’li de olabilir, AK Partili de, MHP’li de, SP’li de…
Acaba bunu da Ekşi Sözlüğe yazsam mı?