Öncelikle, Yüce Rabbimizin lütfettiği, 83 yıllık bir ömür değerindeki mübarek Kadir gecenizi ve akabinde ki Ramazan Bayramınızı tebrik ve tes’îd ediyor, hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Halktan niyaz ediyorum.
Bu Ramazan Bayramında, peş peşe ÜÇ BAYRAM yaşayacağız inşaallah.
Bu bir iddia değil, bir lûtfu ilâhîdir. Ona c.c. binlerce hamd ve şükürler olsun.
Bazı dostlarım üç bayramı birden anlamakta zorlanmasınlar diye, hemen arz ediyorum.
1. Birinci bayram: 09.09.2010 Perşembe günü, 3 gün sürecek olan mübarek Ramazan Bayramının birinci günüdür.
Bir ay boyunca, yüce Rabbimizin emirleri doğrultusunda azamî gayretler sarf ederek, Allahın c.c. rızasına yaklaşmış olmaktan daha büyük bir bayram, düşünülebilir mi hiç? Gözlemlerimize göre bu mübarek ay içinde neredeyse tüm mümin ve Müslümanlar, bu fuar ayı Ramazandan mutlaka birçok avantajlar elde ettiler.
Ehli takva olanlar; 11 aydan farklı olarak mutlaka feyiz deryalarına dalmışlardır.
Benim gibi sıradan Müslüman olanlar ise, günlük mu’tad ibadetlerine birçok ilâveler yaparak, bu fuar ayından azamî yararlanmaya çalıştılar.
Hattâ, 11 ay içinde çeşitli günahlar içinde debelenenler bile, bu ay bir nebze de olsa, (yüce dinini yaşayan halka saygı için bile olsa) fısk ve müskiratlarına bir ay ara verdiler.
Birçok meyhane kapılarına, “Ramazan dolayısıyla bir ay kapalıyız” levhaları astı.
İçki müptelası olanlar, bu ay hürmetine ara verdiler. Emniyetin raporlarına göre suç oranları çok azaldı. İnsanlar arasındaki dostluk ve muhabbet arttı.
Bu avantajları elde etme sevinciyle, milletçe üç gün bayram yapıyoruz. Bu biiir…
2. İkinci bayram: 10.09.2010 CUMA, tüm mü’minlerin haftalık bayramıdır.
Bir hadis-i şerif meali şöyledir: “Allah katında günlerin efendisi Cuma’dır. O gün, Kurban ve Ramazan bayramı günlerinden de faziletlidir. O günde öyle bir an vardır ki, büyük günah işleyen veya akrabalarla ilişkiyi kesen kişiler olmamak şartıyla, her kim, Allahü teâlâdan bir şey isterse Allahü teâlâ mutlaka onu verir.” [Buhari, İ. Ahmed.]
· Cuma günü günah işlemeden geçerse, haftanın diğer günler de selametle geçer. [İmam-ı Gazali.]
· Ana-babanın kabrini, Cuma günleri ziyaret eden kimsenin birçok günahları afvolur, (bunu sürekli yapan, ana-baba) haklarını ödemiş olur. [Tirmizi.]
· Büyük günah işlenmediği müddetçe, beş vakit namaz ile Cuma namazını kılmak, öteki Cumaya kadar, aralarda işlenen günahlara kefarettir. [Müslim.]
Cuma gününü Müslümanlara bayram kılan daha birçok sebep vardır.
Bu nedenlerledir ki, önü ve arkası boş bırakılarak sadece Cuma günleri oruç tutulamaz.
Çünkü, Cuma günü mü’minlerin bayramıdır...
3.) Üçüncü bayram: 13.09.2010 Hürriyet ve Demokrasi bayramı.
Asrımıza imzasını atan en seçkin İslâm âlimlerinden Bediüzzaman Hz. şöyle buyurur. “EKMAKSİZ YAŞARIM, FAKAT HÜRRİYETSİZ YAŞAYAMAM. İstibdâdın (baskı rejimlerinin) her nevine (her türüne) karşıyım. Onu nerede görürsem tokadımı vururum...”
· Bu itibarla, baskı rejimi olan cunta ve darbe anayasasının, hürriyete yönelik en büyük bir adımı olan, 26 maddelik sivil anayasa referandumunun kabulü de inşallah ek bir bayram olacaktır...
Nasıl bayram olmasın ki?
I.- Heronlarımızın tespit ettiği mevzileri korumayarak, o mevzilerdeki masum askerlerimizin şehid olmalarını koltuklarında sadece seyreden komutanlara, o cunta ve darbe yasaları nedeniyle dokunulamıyordu. Hattâ terfi ettiriliyordu…
II.- Üç sene önce; “..heronlar PKK’lı dostlarımıza zarar veriyor, ya düşürelim veya rotalarını bozalım” diye haykıran teğmene, “BİR ÇARESİNE BAKARIZ” diye cevap veren hâinler hâlâ koruma altında oldukları gibi, bunlar da terfi ettiriliyordu…
III.- Sadece hanımı başörtülü olduğu veya namaz kıldığı fişlenen subaylar sorgusuz-sualsiz yıllarca ordudan ihraç edildi. (50-100 değil, tam 1655 subay.) Şu cunta ve darbe yasaları nedeniyle hiçbir şekilde yargıya müracaat edemiyor ve haklarını arayamıyorlardı.
IV.- M. Moğoltay, S. Oktay ve N.Sezerin seçtiği kişilerden oluşturulan ve genellikle mimli bir partinin (!) noteri olarak işletilen A.Y.M.nin yapısı, o cunta anayasasıyla korunuyordu. Millet ve memleket yararına çıkarılan her kanun iptal ettiriliyordu…
V.- Genelkurmay başkanı, kuvvet komutanları ile jandarma genel komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı, askeri mahkemelerde sürekli koruma altındaydılar.
VI.- Siviller, savaş hali dışında bile askeri mahkemelerde yargılanıyorlardı. Sıkıyönetim ve OHAL dönemlerindeki faili meçhuller on yedi bin’leri geçmişti. Çünkü darbecilerin her türlü icraatı cunta ve darbe yasalarının koruması altındaydı…
VII.- Şehit ailelerini ve aklıselim tüm halkı kahreden, TSK içindeki hainler bu cunta ve darbe anayasasının koruması ve kollaması altındaydı...
VIII.- Cunta ürünü olan ve darbelere yeşil ışık yakan, özellikle 12 Eylülcülerin yargılanmasını önleyen anayasanın 15. maddesi, aklıselim halk için UTANÇ vesilesiydi.
IX.- Yine darbe ürünü olan HSYK, bu cunta ve darbe anayasasına sığınarak, ETÖ sanıklarının kurtarılması adına hukuku bile tanımıyor, hattâ katlediyorlardı. Aksine, ETÖ sanıklarını tutuklayan hâkim ve savcıları cezalandırıyordu...
· İşte; şu Cunta ve Darbe anayasasının sadece şu 9 maddesinin değişmesi ve düzenlenmesi bile, hürriyet ve demokrasi adına bir BAYRAMDIR…
Hürriyete ve demokrasiye doğru büyük bir adım olan bu güzel değişimlere HAYIR oyu vermek, (ihanet demeye dilim varmıyor ama en azından) bir saplantı, GAFLET veya cehalettir.
Allah indinde de VEBÂLİ büyüktür. İnşallah bu konuda herkes basiret sahibi olur. Bu konudaki hassasiyetimiz asla siyasî değil, Demokrasi ve Mâneviyat menfaatinedir…
Hz. Ali’nin şu veciz sözüyle bu hassas konumuzu taçlandıralım:
“Şu yalancı Dünya; arkasını dönmüş gidiyor.
Kıyamet, Âhiret ve Mahkeme-i Kübra; yüzünü çevirmiş, bize doğru hızla geliyor.
Bugün, AMEL (çalışmak, çabalamak, ibadet, gayret, sınav vs.…) VAR, HESAP YOK…
Yarın ise HESAP ve PİŞMANLIK VAR, AMEL veya SINAV TEKRARI YOK..”
Bu nedenlerle, bizi VEBÂL altına sokacak emel ve kararlardan kaçmak zorundayız…
***
· Bilvesîle; Her birinizin ÜÇ BAYRAMINIZI da ayrı-ayrı tebrik eder, daha nice bayramlara, tüm sevdiklerinizle birlikte erişmenizi, Yüce Rabbimizden niyâz ederim.