Türkiye, 30 yıl sonra 12 Eylül’le “kısmen” de olsa hesaplaşmaya hazırlanıyor. 1982 darbe anayasası, bugüne kadar delik deşik edilmiş, eleğe döndürülmüştü ama ilk kez böylesine kapsamlı bir değişime tanıklık ediyorduk.
12 Eylül’de sandık başına gidecekler, darbe anayasasının değişmesi veya değişmemesi üzerine oy kullanacak…
Elbette anayasa değişikliği, darbecilerle hesaplaşmaya indirgenemez. Bu belki “sembolik” bir değer olması açısından dikkate değerdir.
Aslında “Sonunda dayattığınız anayasanızı değiştik” deme huzuru bile yeter ya…
Biz gelelim konumuza…
Anayasa değişikliği, aslında demokratik açılımla başlayan sürecin takozlarının da temizlenmesi manasına geliyor…
Doğal olarak bu durum bazılarının hoşuna gitmiyor…
Öncelikle statükocuların…
Mevcuttan nemalanan bürokrat kesimin…
Yine mevcuttan nemalanan siyasi kesimin…
Bunların hoşuna gitmiyor, her şey yerli yerinde kalsın diye propagandaya çıkıyorlar ama “neye hayır” diyeceklerini de halka anlatamıyorlar…
Tutarsızlıklara tutar dal bulmak çok kolay değil çünkü…
“Bugüne kadar ‘değişsin’ diye mücadele verdiğiniz maddeler önünüze geldiğinde, neden burun kıvırıyorsunuz” sorularıyla karşılaşıyorlar…
Kendi partilerinin tabanı hayırlarını önemsemiyor…
Yine kendi partilerinde siyaset yapanlar da “hayır”ın samimiyetsizliğini haykırmaya başlıyor…
Silah zoruyla, dipçikle, işkenceyle, tehditle, gözdağıyla “yüzde 92” gibi bir oranla kabul edilen 82 anayasasının “yalanla, dolanla, kandırmayla, alakası olmayan bahanelerle” yeniden kabul edilmesini sağlamaya çalışıyorlar…
Vatandaş “hayır” desin diye turlayanlar, vatandaşın darbe dönemlerinde neler çektiğini bir türlü hatırlamak istemiyorlar…
Bunun için her şeyi göze alanlar da var; tosuncuklar ve iyi çocuklar…
İyi çocuklar, burada derin yapılanmaları tarif için kullanılıyor. Benim tabirim değil, kitapevi baskınında yakalananlar için en yetkili ağızların kullandığı ifade…
Tosuncuklar ise terör örgütü olan PKK’da silahlı olanları tarif eder ki, bu tabir de benim değil, “bizim tosuncuklar çok zayiat verdi, heronları düşürün” diyenlere ait…
***
“Tosuncuk” ifadesi sevgiyi çağrıştırır.
Kendi çocuğumuza, minik kardeşimize, yeğenimize, komşumuzun çocuğuna.. hasılı “kanımızın kaynadığına” bu tabiri kullanırız…
O zaman “tosuncuk” demek için ortada bir samimiyet olması, bir sevgi bulunması, muhabbet olması gerekir…
Hal böyle olunca “tosuncuklarla iyi çocukların” kanki oldukları da iddia edilebilir…
Yurdun birçok yerinde asker ve polislere saldıranlarla, milletin başına balyoz indirme gibi haince planlar yapanların kanki olabilecekleri varsayımdan öteye gider…
İnegöl ve Dörtyol’da da “iyi çocukların” izleri ile “tosuncukların” katkıları bir bir ortaya çıkmaya başlıyor…
İyi çocuklar görüşüyor, tosuncuklar araç kaçırıyor ve sonra birileri polisleri şehit ediyor…
“Polisimizi vurdular” diye de vatandaşlar sokağa dökülüyor…
Vatandaşa adres olarak tosuncuklar gösterildiğinden, hiç suçu olmayan doğu ve güneydoğulu gariban vatandaşların evlerine baskın yapılması, böylece referandum sürecinde ülkenin iç savaşın eşiğine gelmesi sağlanmak isteniyor…
Asker ve polisini seven vatandaş ise ortaya konulan oyunda kendine biçilen role uygun davranarak, varoşlarda yaşayan, ekmek derdinde olan garibanları suçlamakla kalmıyor, onları linç etmek için harekete geçiyor…
Haliyle polisler de “iç savaşı” önlemek için gözü dönmüş kalabalığı durdurmaya çalışıyor…
Bu defa “asker ve polisi seven” kalabalık, sevdiğine saldırmaya başlıyor…
Bu nasıl bir aşk bir türlü anlamadım…
Polisleri şehit ettiler diye, hiç suçu olmayan insanlara saldırmak, kurgunun parçası olmak yetmiyor, korumaya çalıştığı polisi de hedef alıyor…
Toplumsal olay böyle bir şey mi?
Hani siz polislerden yanaydınız, hani siz katillere öfkelenmiştiniz?
Bu ülkede suçluları yargılayacak yokmuş gibi, kendinizi yargı yerine koydunuz, buna rağmen de, savunduğunuzu da linç etmeye çabalıyorsunuz…
Birisi koca kalabalığı durdursa, “iyi çocuklarla tosuncukların” birlikte bu işi yapmış olabileceğini iddia etse ve amacın zaten bu kalkışma olduğunu söylese inanan çıkar mı?
Çıksa bile ne olacak, iyi çocuklarla, tosuncukların yaptığının benzerini toplum olarak yaptıklarını fark edebilecekler mi?
Onlar da askere saldırmıştı, polise saldırmıştı…
Bu kalabalık da aynısını yapmıyor mu?
***
Bütün kurgu, bütün çaba, bütün mücadele vatandaşın “evet” demesini engellemek…
Çünkü iki faşist grup olan “tosuncuklar ve iyi çocuklar” akan kandan besleniyor, verilmeyen haklardan nemalanıyor…
Unutmayın ki, tam demokrasi, özgürlük, insan hakları, huzur ve refah, vampirlere sarımsak göstermek gibidir…
12 Eylül’de ortaya konacak sarımsak, aynı zamanda vampirlerin de sonu olacak gibi…