Adam elindeki lambayı
tamirciye götürdü.
“Usta kolay gelsin hayırlı işler.
Lambam bozuldu yapabilir misiniz”
“Tabii ki, siz bırakın iki gün
sonra teslim edebilirim”
“Peki ustam kaç para v
ereceğim tamir için”
“25 lira”
“Buyur usta. Emeğinin
karşılığını peşin olarak veriyorum.
Haydi hayırlı işler”
***
Adam ustadan aldığı yanıtla,
emektar lambasının tekrar
kendisini aydınlatacağı bilmesiyle
mutlu bir şekilde evine döndü.
İki gün ne ki?
Göz açıp kapayıncaya
kadar geçti.
Lamba sahibi soluğu,
tamirci dükkanında aldı.
“Ustam kolay gelsin.
Bir lamba bırakmıştım.
Siz de bugün alabileceğimi
söylemiştiniz”
“Şeyy! Lamba mı”
“Evet usta. Hatta parasını
peşin vermiştim. Ha işte şu lamba”
“Hay Allah yapamadım.
Yapmaya fırsat bulamadım”
“Nasıl olur Usta.
Yaparım demiştiniz ya”
“Dedim Ama yapamadım.
Yarın size teslim edebilirim.
Biliyorum kızdınız.
Size bir kahve söyleyeyim.
Hem bir fincan kahvenin
kırk yıllık hatırı vardır”
“Peki usta.
Tamam içerim kahveni”
***
Kahvelerini içtiler...
Adam Ustaya;
“Yarın öğleden sonra buradayım”
“Tamam bekliyorum”
***
Gece uyuyamadı adam.
Bir sağa bir sola yattı.
Yine olmadı...
Çünkü o lamba dedesinden
Babasına, babasından da
kendisine kalmıştı.
O da çocuklarına bırakacaktı.
Işıl ışıl parlamalıydı.
Sabah oldu.
Öğle nedir ki hemen geldi.
Adam tekrar; kendisini tamirci
dükkanında buldu.
“Merhaba usta kolay gelsin.
Lambamı almaya geldim”
Usta elindeki kalemi
bir kenara bırakarak;
“Tüh yapamadım lambanı”
“Ne diyorsun usta!
Bu lamba çok önemli benim için.
Işıl ışıl yapmalı tekrar her yeri”
“Kusura bakmayın ne olur.
Tamam söz yarın yapacağım”
Adam sinirli bir
şekilde evine döndü...
***
Ertesi gün yine gitti dükkana.
Tamir edilmemişti yine,
ata yadigarı lamba.
Bu gidiş gelişler aylarca sürdü.
Adam gitti, usta geri gönderdi.
***
Aylar yılları kovalamaya başladı.
Beş yıl sonra adam,
her zamanki gibi dükkana gitti.
Kapı kapalıydı.
Dükkanın içi bomboştu.
Adamı korku sardı.
“Eyvahh lambam”
Hemen yandaki işyerine girdi.
“İyi çalışmalar kolay gelsin.
Ne oldu ustanın dükkanı boş”
Aldığı cevapla yere yığıldı adam.
Usta ölmüştü.
Akrabaları da dükkanı
yağma etmişlerdi...
***
İşte böyleeee…
Para meşin kırmızı
meşin olmadı
bu defa.
Parayı veren düdüğü çalar
da olmadı.
***
Bu tamamen uydurulmuş
hikayeyi neden anlattım,
hemen söylüyorum.
Türkiye, İsrailli bir firma ile,
1960 model 170 adet tankımızın
modernize edilmesi için
bir anlaşma imzaladı.
Hem de yedi yıl önce.
Parası da peşin ödendi.
2009 Ekim ayında
yani bir ay önce teslim
edilecekti…