İnsan yaşadıkça nelere şahit oluyor…
Kimi öğrenciler ÖSS’de başarılı olup istediği okulu tutturma, tercih etme, sonrada üniversiteyi okuyabilme hayali içinde… Okuyacaksın 4 yıl, 5 yıl, hatta yerine göre 10 yıl…Okulunu bitirip mezun olacaksın. Bunları yaparken ailen her yıl 5–6 milyar lira ( 5-6 bin TL) para gönderecek senin okuman için…Yurt için,yemek için.. Okul harcı ve kitaplar için..
Okulu bitirince sevineceksin.. "Çok şükür mezun oldum" diyerek kepini havalara fırlatacaksın….
Bu sevinç sonra yerini endişeye, üzüntüye bazende umutsuzluğa bırakacak..
Neden nasıl demeye gerek var mı?
Özellikle kız çocuklarının okutulmadığı, ilköğretim okullarına bile zor gönderildiği Ağrı’dan bir kız çıkıp gelmişti geçen Haziran ayında.... Ağrı’nın Tutak ilçesinin Aşağıköşk köyündenNalan adında bir kızımız..
Nalan...Öyle çalışkan, öyle başarılı bir öğrenci ki.. Ama ailesi çok fakir.. 7 kardeş olan Nalan 700 haneli köyde ilköğretim okulunu devletin desteği ile bitirdikten sonra Devlet Parasız yatılı sınavlarına giriyor ve burslu olarak, Bursa Yatılı Kız Lisesini kazanıp orada öğrenimine devam ediyor. 2001 yılında buradan mezun oluyor..Bu kez gözü daha yükseklerde..
Ama hem ailesi fakir,hemde yöresinde "Kız çocuğu okuyupta ne olacak. Verin kocaya gitsin" zihniyeti hakim olduğundan birçok sıkıntılarla karşılaşıyor. Yılmıyor, dersaneye bile gitmeden evde kendi başına öğretmenlerinden öğrendiği kadarıyla ders çalışıyor..
"Ben üniversiteye gideceğim baba" diyor.Paramız yok densede amcasının yardımı ile okuyor. Amcası Reşit Öztürk.. İleri görüşlü, bir ilkokul mezunu şoför olmasına rağmen abisi Haydar Öztürk ile kavga ederek "Nalan okuyacak abi..Gerekirse ben okutacağım" diyerek Nalan’a sahip çıkıyor.
Nalan ÖSS sınavlarına girip başarılı oluyor.. Artık üniversiteli olacak. Ama paraları yok. Olsun..İmdatlarına Tutak Kaymakamlığı yetişiyor.. Bu kıza burs parası veriliyor, amca Reşit beyde şoförlük yaparak kazandığı paradan kendi kızlarının yanısıra Nalan’a da destek oluyor.. Böylece Harran Üniversitesinde öğrenim görüyor Nalan.. tutak’ın köylerinden bir çiçek fışkırıyor adeta.. Bu çiçek Nalan Öztürk..
Herkes "Kız kısmısı okuyupda nedecek" demesine aldırış etmeden o Harran Üniversitesi İktisat Fakültesini okuyor… Yine devletten burs alarak,amcasından destek görerek..
Ve birgün geliyor 2007 yılında mezun oluyor okulundan Nalan kız…
"Çok şükür Allahım mezun oldum. Bana kız kısmısı okuyupta napacak diyenlere inat okudum okulumu bitirdim" diye seviniyor.
Çünkü Nalan Tutak’ın Aşağıköşk köyü ile çevredeki en az 10 köy içinde üniversiteye giden ve bitiren tek kız olarak parmakla gösteriliyor…
Üniversite yılları bitip Tutak’a köyüne dönüyor.. Aşağıköşk köyünde 4 yıllık bir üniversite mezunu olarak yapacak işi yok…
O da Milli Eğitime müracaat edip ücretli öğretmenlik yapmak istediğini belirtiyor. Böylece yeniden okul yılları başlıyor.. Tutak’ın Dorukdibi köyü ilköğretim okulunda öğretmen olarak yeniden derslere giriyor, küçük çocuklara ders veriyor,bilgilerini aktarıyor.. Ama dedik ya…Asil değil, ücretli öğretmenlik yapabiliyor ancak..O da geçici olarak…Derslere girdiği okullarda raporlu öğretmenler, izinli olanlar dönünce ona yol gözüküyor. Hep değişik değişik okullarda derslere giriyor. Kazandığı 300-400 Tl ile ailesine katkı sağlamaya çalışıyor. Ama bir yılda okul deiştirerek ders veriyor… Bu durum ister istemez Nalan’ı yoruyor.. Ağrı”da ve çevre illerde iş bulamıyor…
Köyde ise ailesi ile birlikte evli olan abisi,yengesi, 7 çocuğu aynı evde kalıyor.. Yani bir oda evre 17-18 kişi yatmak,yemeklerini yemek durumundalar.. Bu durumda KPS sınavlarına bile hazırlanamaz oluyor Nalan..
O sıralar amcası Reşit aklına geliyor. Durumunu anlatıyor. Amcası Reşit Öztürk "Tarsus’a gel kızım, bizim ev müsait. Hem burada KPS için dersini çalışırsın hem de Tarsus’ta iş bulmak daha kolaydır" diyerek Nalan’ı Tarsus’a çağırıyor. Üstelik tutucu bir köy olan Aşağıköşk’te tek internet var ve tüm başvurularını buradan yapmak zorunda kalıyor insanlar.. O da kız kısmısı şehire giderse, internette birşeyler yaparsa laf oluyor...
VE TARSUS’A GELİYOR….
Tüm bu sıkıntıları aşabilmek uğruna, 4 yıllık üniversite mezunu bir insan olarak kalkıp iş bulurum umudu ile Tarsus’a geliyor…Geçen Haziran ayında.. Karabucak Ormanı girişinde bulunan Yunus Emre Mahallesinde amcası Reşit Öztürk’ün evine yerleşiyor…
Nalan Öztürk "Köylülerim bana "Boşuna okuma,okuyupta napacaksın. Bunca paraları boşa vereceksin." diyerek önümü kesmeye çalıştılar. Ama ben amcamın ve devletin desteği ile Üniversiteyi bile bitirdim..
Bundan sonra elimden birşey gelmiyor. Çünkü çalışacak bir iş yok..
Üstelik İktisat Fakültesi mezunu olmama rağmen iş bulamıyorum. Tarsus’a geldim ki,hem KPSS ye daha iyi hazırlanır yüksek puan toplarım,hemde iyi bir iş bulabilirim diye düşündüm..
Bunlarda olmazsa ücretli öğretmenlik… Muhasebecilik, banka veya bir şyirkette iş bulabilirim diye umut ediyorum… O da olmazsa mecburen tarlaya gidip ırgat olarak çalışacağım. Çünkü ailem çok fakir,yardıma ihtiyacı var ve onlara verdiğim umudu boşa çıkarmamak gerekiyor" demişti bana..
Ağrı’nın Tutak ilçesinden Nalan okumuş ama nafile…Kalkıp yaz aylarında Tarsus’a gelmişti..Yukarıdaki hikayesini o zamanlarda yazdım. İş veren çıkar diye..
Ama Nalan’a Tarsus’tan ilgi gösterecek, iş verebilecek bir işadamı yada şirket sahibi çıkmadı ne yazıkki..Nalan Öztürk Tarsus’ta 3 ay kaldı, iş beklentilerine ulaşamadı ve gerisin geriye memleketi Ağrı’ya döndü..
Bugün bu gerçek hayat hikayesini sizlerle yeniden paylaşırken sizlere bir Türkiye gerçeğini anlatmış oldum.
Aslında Nalan gibi binlerce insan var aramızda... Buna rağmen insanlar bir ümitle üniversitelere gitmek, okumak,adam olmak için çabalayıp duruyor.. Ne diyelim Allah herkese hayırlı bir hayat ve iyi bir iş nasip etsin.
Nalan’a gelince..
Üzülme Nalan diyoruz. Okumaktan zarar gelmez. Bakarsın birgün seninde kısmetin açılır ve okumanın karşılığını birgün gelir alırsın..