AMAÇ TÜRKLÜĞÜ KORUMAK
Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir haber çok ilgimi çekti. Türk halkının pek benimsemediği bir durumdu. Haberi mutlaka okumuşsunuzdur.
Çocuk sahibi olma umudunu yurtdışındaki sperm ve yumurta bankalarına bağlayanlara Sağlık Bakanlığı’ndan kötü haber geldi. “Türk soyunu koruma” amacıyla yapılan yönetmelik değişikliğiyle bu yola başvuranlar hapis cezasıyla yargılanacak. Bakanlık kararına ise tepki yağıyor. Türkiye'de bu yöntemle ilk bebek sahibi olanlardan Leyla Bilginel, yasağa şiddetle karşı çıkarak 'O zaman Türklerin yabancılarla evlenmesi de yasaklansın' dedi. Hayli enteresan bir durum Türkiye’nin şuan ki durumuna bakıyorum, fuhuş yapmak serbest, imam nikahlı yaşamak serbest, bu nikahta bebek sahibi olmakta serbest, sperm bankası aracılığı ile hamile kalmak yasak.
Önce şöyle düşündüm, yerinde bir karar. Ülkede o kadar genç erkek varken gidip David’lerden, Helmutlardan çocuk sahibi olma arayışına giren ve Müslüman’ım diye gezenler. Bu yaptığınızın hiç bir dinde yeri yoktur. Dört kitapta da bu yapılan hoş görülmez. Evlilik dışı çocuk yapmak zina yapmakla aynıdır.
Fakat bunun bir de bir başka yanı var, yani madalyonun öbür yüzü ise bambaşka. Bu kanunu geçirenleri kınıyorum! Böyle saçmalık olamaz! hele hele “Türk soyunu koruma” adı altında, hiç olmamalı! Bu kararı verdiyseniz, yabancılar ile cinselliği de engellemelisiniz. Yabancı kadın heveslisi Türk erkekleri frenleyip ceza vermelisiniz! Çocuk isteyen Türk kadınları cezalandırmak yanlış! Tüm çocuklar evlilikle mi doğuyor? Kaç tane çocuk babası olduğu halde babasız büyüyor. Durum böyle olunca isteyen istediği şekilde çocuk yapar, buna da kimse müdahale etmemeli.
Aslında çocuk sahibi olamamak mutlaka ki çok üzücü bir durum ancak diğer taraftan bu uygulamayı onaylamak mümkün değil. Bazı konularda insanların kendilerini çok zorlamaması gerektiğini düşünüyorum. Olduğu gibi kabul etmeleri gerektiğini de...
Bu satırları yazarken bir anda birkaç ay önce okuduğum hatta eleştirdiğim bir türkücümüzün yaşadıkları aklıma geldi..
Türkiye'nin şıpsevdi ünlülerinden biri olan İzzet Yıldızhan'ın öyküsü de hayli ilginç. Bir taraftan çocuk sahibi olmak isteyen kadınların sperm bankasından çocuk sahibi olmaları engellenmek istenirken, İzzet Yıldızhan’ın yaptıklarını da acaba alkışlamak mı lazım…
İzzet Yıldızhan’ın olayını bir hatırlayalım isterseniz.
Önce Adana'da pamuk tarlalarında çalışan sonra da Ankara'da kebapçı çıraklığı yapan Yıldızhan'ın hayatı şöhrete kavuşmasıyla aniden değişti.
Yıldızhan her hareketi ile İbrahim Tatlıses’i örnek alınca çapkınlık hikâyeleri de hızlandı. Kendiside 15 çocuklu bir ailenin çocuğu olan Yıldızhan, 40 yaşına geldi, henüz hiç evlenmedi. Ama 3 ayrı kadından 5 çocuğu var. Nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim. Aynen şöyle Yıldızhan'ın üç ayrı kadından olan üç çocuğu da yaşıt. Ünlü şarkıcının Nilüfer Y'den Veysel Efe, Gizem Hanım'dan Sevgi ve Ajda Ballıkaya'dan Suriye adlı çocukları var. Bu üç kardeş hepsi 2005 doğumlu. Eğer anlayamadıysanız tekrar okuyun yine anlayamadıysanız google girin önünüze çıkan haberlerden bu durumu çözmeye çalışın. Bu arada Yıldızhan’ın özrü kabahatinden büyük bakın bu duruma nasıl bir açıklama getirmiş.
"Ben birlikte olduğum kadınların annelik hakkını ellerinden almadım. Çocuk sahibi olmak sadece benim istediğim bir şey değil. Bunu karşı tarafta istiyor. Üstelik evlenmeyeceklerini de biliyorlar. Yani ben kimseye evlilik vaadinde bulunmuyorum” demiş.
Bir tarafta çocuk sahibi olmak için sperm bankalarına giden hanımlar, diğer tarafta seyyar sperm bankası gibi dolaşan İzzet Yıldızhan. Acaba hangisi doğru, hangisi yanlış. Bir gerçek var her ikisinden de bir Türk soyu yaratılmayacağı kesin.