Eskiden gazete ve gazeteci denildiğinde daha çok saygınlığı vardı mesleğin..
Dördüncü kuvvet olarak bilinirdi basın ve gazeteci..
Şimdilerde öyle mi ya?
İnsanlar sadece işi düştüğü zaman basını ve gazeteciyi tanıyor.
24 Temmuz basında sansürün kaldırılışın 102. yıldönümü idi. Yani bir nevi Basın Bayramıydı o gün.
Her ne kadar Türkiye’de sansürün bitmediğine inanan ve basının bayram yapacak hali ve dermanı olmadığına inanan biri olarak buruk birgün geçirdik.
İki basın kuruluşumuzdan Medyad Başkanı Okan Çalışkan ve Gazeteciler Cemiyetinden ikinic başkan Hakan Bulut yaphtıkları açıklama ile bayramımızı kutladı.
Belediye başkan vekili Hikmet Avşar ve Şoförler Odası başkanı Duran Şen de yine yazılı açıklamalarla kutladı bugünümüzü..
Diğer yetkililerden ses seda çıkmadı.
Siyasilerden ise bir tek DSP ilçe teşkilatı bizleri unutmadı. Bunda yeni ilçe başkanı Ruhan Atile ile eşi Mehmet Atile’nin basının içinden gelmesinin önemi büyüktür. Kendilerine bu ince nazik davranışlarından dolayı teşekkür ederim.
Diğer siyasetçiler ise maalesef kış uykusuna yatmış gibi..
Ama bir basın toplantıları olduğunda veya adaylık açıklaması yapacaklarında, yada milletvekilleri ziyaretlerine geldiklerinde zırt pırt telefon açıp davetlerde bulunanlar, 24 Temmuz’da kıllarını kıpırdatma zahmetine bile katlanmadılar.
Elbette bu gibi uykuda olanları suçlarken bizim içimizdeki kopukluk ve bölünmeninde etkisi olduğunu itiraf ediyorum.
Ancak basınla sürekli işi olan, basını yanında hissedenler, basının desteğini görenlerinde bir kuru kutlama mesajını beklerdik doğrusu.
Ne diyelim canları sağsolsun.
Ancak ben bundan sonra basını es geçenlere, gerektiğinde anımsamayıp sadece kendi işleri düştüklerinde çağıranlara karşı gereğini yapacağım.
Bize bir adım yaklaşana, biz iki adım geliriz sözündeki gerçeği aynen uygulayacağım.
Bize gelmeyene de biz gitmeyeceğiz..
**
Basın bayramı nedeniyle yazılı açıklama yapan bazı kişi ve kuruluşların güzel sözleri ise bize moral verdi, şevk verdi. Bunlardan benim e mailime düşen birkaçından özet sunmak istiyorum.
"BASIN ÖZGÜR
OLMAZSA, GERÇEKLERİ
ÖĞRENEMEYİZ"
Mersin Yapı Müteahhitleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nesim Ekinci: "Özgür ve bağımsız basını olmayan bir ülkenin,milletinin de gerçekleri öğrenebilmesi mümkün değildir"dedi.
Ekinci, basının özgür olmadığı bir ülkede demokrasiden söz edilemeyeceğini belirterek, sansürün kaldırılmasından bu yana 102 yıl geçmesine rağmen, Türkiye'de basının, bugün hala sansürü konuştuğunu vurguladı. Ekinci, basının üzerindeki idari ve siyasi baskıların sona ermesi gerektiğini kaydederek sözlerine şöyle devam etti: "Birçok ülkede ikinci güç konumunda bulunan basın, malesef ülkemizde geri sıralara doğru gitmektedir. Mesleki sıkıntıların yanında bir çok sıkıntıyla karşı karşıya kalan ve siyasi, idari zorluklar nedeniyle günlük yaşamını idame ettirebilmekte sıkıntı çeken basın mensuplarının sorunlarının çözülebilmesi için kapsamlı projeler hazırlanmalıdır.Demokrasinin dördüncü kuvveti olan basınımızın sorunlarının çözüme kavuşturulması noktasında gerek idari gerekse mesleki otoritelerin önemi büyüktür.Halkın haber alma hakkını sunmaya çalışan gazetecilerin zor şartlarda çalışması, sansür nedeniyle işini hakkıyla yapamaması demokrasi ve özgürlük anlayışıyla bağdaşmaz. Özgür ve bağımsız basını olmayan bir ülkenin,milletinin de gerçekleri öğrenebilmesi mümkün değildir. Bu nedenle gerek ilimizde gerekse ülkemizdeki yazılı, görsel ve işitsel yayın yapan basın kuruluşlarının bu anlamlı gününü kutluyor, sorunlarının çözüme kavuşturulması adına somut adımların atılmasını temenni ediyoruz."dedi.
(Teşekkürler)
**
ŞEN’İN MESAJI..
Tarsus Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Duran Şen, Türk Basınından sansürün kaldırılışının 102. yıldönümünü kutladı.
Şen, basının örtülü ya da açık biçimde sınırlandığı, basın özgürlüğünün sağlanamadığı ülkelerde basının halkın ve gerçeğin sesi olma işlevini yitirdiğine işaret ederek, 'Özgür ve tarafsız basın demokratik, şeffaf ve açık toplum olmanın en önemli şartlarından biridir. Günümüzde basının sansür ve benzeri kısıtlamalara maruz kalmadan gerçekleri topluma aktarma, kamuoyu oluşturma, denetleme, eleştirme ve sorgulama görevlerini tam anlamıyla yerine getirebilmesi, şüphesiz demokrasinin standartlarını yükselten temel unsurlardandır . Basının özgür konumunu gölgeleyerek temel işlevinden uzaklaştıran sansür, halkın çıkarlarının savunulması ve özgür düşüncenin gelişmesinin önünde en büyük engeldir' dedi.
Basın kuruluşlarının ekonomik olarak güçlü olması gerektiğine dikkat çeken Şen, 'Maddi imkansızlıklar basın kuruluşlarının bağımsız hareket etmesinin önündeki en büyük engeldir. Bu engelin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Özellikle yerel basın mali sorunların altında nefes alamamaktadır. Oysa tüm teşvikler yaygın basına verilmekte, yerel basın ise matbaadaki yan işlerle ayakta kalmaya çalışmaktadır. Yerel basının ekonomik özgürlüğe kavuşturulması için gerekli teşvik yasaları bir an önce çıkarılmalıdır . Kamu kurum ve kuruluşları da abone ücretlerini belirlemede ve ilan vermede daha duyarlı davranmalıdır' diye konuştu.Duran Şen, Basın çalışanlarının iş güvencesine, sendikal haklara sahip olarak daha rahat koşullarda çalışmasının sağlanması, ekonomik durumlarının iyileştirilmesinin, iş verimliliğini artıracağı gibi basınımızın gelişmesine katkıda bulunacağını kaydetti.
Tarsus Ülkü Ocakları ve Baro Tarsus Temsilcileri de birer açıklama ile yanımızda olan kuruluşlar.
Kendilerinde teşekkür ediyorum.