Düğün değil bayram değil.
Ufukta bir yıl öncesinde bir seçim de yok..
Ama Türk siyasetinde seviye giderek düşüyor.
Nedeni ise sadece bir Anayasa referandumunun yapılacak olması..
Öyle ki, siyasi partilerin liderleri hatta başbakan olmuş kişiler birbirine mahalle kabadayısı ağzıyla hitabediyor.
Başbakan çıkıyor bir başka lidere vuruyor.
Ana muhalefet ve diğer muhalefet liderleri de birbirine sokak ağzıyla veriyor veriştiriyor.
Geçen hafta bir boy meselesi gündeme düştü..
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na AKP ‘li Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcısı Bülent Arınç vuruyor. Öyle vuruyorki, Kılıçdaroğlu’nun boyuna kafayı takmış..
"Boyuna bakmadan konuşuyor. Sen boyun kadar konuş" diyor.
Halbuki insanın yaradılışı öyleyse, onun boyu bosuna birşey dememeli.
Bu sözün günahı Bülent Arınç’a olmalı..
Ama CHP lideri Kılıçdaroğlu boş durur mu? O da çıkıyor, karşı cevabı verirken o da pot kırıyor..
"Senin boyun uzun aklın kısa" diyor.
Bir iki gün sonra Van’da konuşan BDP Lideri kalkıyor hem de Van’da Van’lı AKP’li Hüseyin Çelik’e verip veriştiriyor..
Vanlı bakan ve milletvekilini Vanlılara şikayet ederken "Sana 12 Eylül referandumunda sandıkta kına göndereceğiz" diyor.
Ne demek kına göndereceğiz?.
O kınayı erkek adam neresine yakacak ki?
Düğün değil bayram değil.. Bu kına da neyin nesi?
**
Bundan iki üç kadar evveldi.
Özel bir radyoda bir söz de müzik parçası..
Müzik dedikse nasıl olduğunu o şarkının sözleri anımsatıyor zaten..
Sözünü kim yazmışsa sanatçı da diyor ki:
"Sen de kına yak orana!"
"Sen de kına yak orana!"
Ve bu parça günlerce, aylarca özel radyolarda çalındı durdu.
İster istemez birkaç kez kulak misafiri olduk.
Daha beterleri de var tabi…
"Bandır bandır ye beni" diyenler..
"Hani benim Recebim" diyenler de cabası..
Siyasette seviye dedik ya..
Şimdi de CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, maden bulmuş gibi bir "Recep" Edebiyatı doladı diline..
Oysa bu Kılıçdaroğlu’nun "ben aday olmam" derken CHP’de Baykal’ı diskalifiye edenler tarafından nasıl arkasından iteklenerek lider yapıldığı dün gibi ortada.
Kılıçdaroğlu’nun yakaladığı rüzgar o kadar kuvvetli ki…
Adam kalkıyor mağdur duruma düşürülüp hapse atılmaya çalışıldığını iddia ettiği Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal’a memleketi Rize’den geçmiş olsun diyerek selamlarını yollarken, yine bir başka Karadenizli sanatçı olan ve 5 yıl önce kansere yenik düşerek Hakkın rahmetine kavuşan Kazım Koyuncu’ya da selamlarını yolluyor.
Oysa Kazım Koyuncu’ya dua göndermesi gerek. Bir de merhumun oyunun olmadığını bilse acaba o selamı ya da duayı bile gönderir mi?
Zamanında eski başbakanlardan ve DYP lideri Tansu Çiller’in dili sürçtüğü zaman gülenler bugün daha komik durumlara düşüyor.
12 Eylül’de yapılacak referandum yaklaşırken insanlar siyasette söz sahibi konumda da olsa belden aşağı vurmaya, mahalle kabadayısı ağzıyla konuşmaya devam ediyorlar.
Bunları görünce Türkiye’de yapılan siyasete de, yapılacak referanduma da insanın veryansın edesi geliyor.
İnsanlar böyle birbirini kıracaksa.. İnsanlar böylesine evetçi, hayırcı, boykotçu diye ayrışacak ve birbirine olmadık laflar söyleyecekse, ben böyle siyaset de, siyasetçi de, referandumda istemiyorum.