‘En güzel on fıkra’ köşesinde okumuştum. Temele sormuşlar:
-Eline bir tercih fırsatı geçse de sana “güzelliği mi istersin, çirkinliği mi?” deseler, sen hangisini seçersin. Temel, hemen cevap verir:
-Tabbi ki çirkinliği!... Der. Soranlar şokta ve şaşkınlık içindedir, tekrar sorarlar:
-Yahu, aklı olan herkes güzeli ve güzelliği seçiyor, sen niçin çirkinliği seçiyorsun?
-“Küzellik keçicidir daa!…” (Atasözü: Güzellik geçicidir.)
İlk bakışta insanın Temel’e hak veresi geliyor. Çirkinliği tercih, sanki bir atasözüne dayanıyormuş gibi algılanabiliyor. Oysa birazcık düşünülünce, tek bir kişi bile çirkinliği tercih etmez ve edemez. Böyle bir tercihe herkes, sadece güler-geçer…
Evet, 12 Eylül 2010’da elimize öyle bir TERCİH fırsatı geçti ki, sonradan kendimize güldürmemek için, birazcık düşünmek bile yeterlidir. Gelecek neslin ve hür devletlerin halkının bize gülmesi, belki bir derece kayıp ve ayıp sayılabilir. Fakat hele-hele sonradan pişman olmak, hattâ vebâl almak, akıl ve vicdan sahibi herkesi kahreder.
Bu nedenlerle, bu konuya partiler üstü menfaatlerle bakmak, defalarca irdelemek ve sesimizi duyan herkese de doğruları anlatmak asla siyaset değil, bir vicdan borcudur...
Bir Müslüman veya Allaha inanan olarak, elimizi vicdanımıza koyalım:
“Hayır” dedirtmek isteyenlerin ahvâline, yaşantılarına, İNANÇ durumlarına, konumlarına, gerekçelerine ve nerelerden nemalandıkları bir bakalım. Meşhûr Kanadoğlu’nun ve benzerlerinin, ana muhalefete yaptıkları haykırışlara bir bakalım! HAYIR oyunun ne anlama geldiği, gayet net anlaşılacaktır…
· Milli menfaatlerimiz için, din ve vicdan özgürlükleri için, daha hür bir demokrasi için, halk iradesinin üstünlüğü için, hâkimiyetin kayıtsız şartsız cuntacılardan millete geçmesi için seferber olmak, akılın ve vicdanın emridir.
Bu artı değerleri bir adım bile olsa, ileriye götürecek bir fırsatı, bu millete hangi kurum, hangi güç ve hangi parti verirse versin, asla reddedilmez ve reddedilmemelidir.
· Öncelikle bilinmesi gereken; REFERANDUM, partiler arasında bir seçim değil, halk menfaatine sunulan avantajları RED veya TERCİH olayıdır…
Bu duygularla birkaç karşılaştırma yapalım:
Hayır dersek neleri reddetmiş olacağız? EVET dersek neleri kazanmış olacağız?
1. Genelkurmayda ETÖ sanıkları bile ölesiye korunurken, sadece namaz kıldığı veya hanımının başörtülü olduğu tespit edilen subayların, keyfî olarak ordudan atılması, sivil yargı ile kontrol altına alınacak. Yani bu mağdurlar da haklarını arayabilecekler. (12. Md.) Bu avantaja hangi vicdan hayır diyebilir?...
2. M. Moğoltay, S. Oktay ve N.Sezerin özel gayretleriyle oluşturulan ve genellikle mimli bir partinin noteri olarak işletilebilen A.Y.M.nin yapısı değiştirilecek. Siyasete bulaşması önlenecek. (17., 18., 19. 20. ve 26. Md.’ler.) Elbette ki EVET…
3. "Çocuklar, yaşlılar ve özürlüler ile harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gazilerin mağduriyetleri önlenecek. (2. Md.) Elbette evet…
4. Meclis başkanı, genelkurmay başkanı, kuvvet komutanları ile jandarma genel komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan'da yargılanacak. (19. Md.) Evet…
5. Askeri yargının görev alanı yeniden belirleniyor. Siviller, savaş hali dışında askeri mahkemelerde yargılanamayacak. Sıkıyönetim ve OHAL dönemlerindeki faili meçhuller önlenmiş olacak. Şehit ailelerini ve aklıselim halkı kahreden, TSK içindeki hainlerin kollanması ve kayırılması önlenecek. (16., 17., 22. Md.’ler) Defalarca EVET…
6. Cunta ürünü olan ve darbelere yeşil ışık yakan anayasaya, kısmen bile olsa düzenleme getirilecek ve halkı canından bezdiren 12 Eylülcülerin yargılanmasını önleyen anayasanın geçici 15. maddesi kaldırılacak. (25. Md.) Bu gelişmelere HÂYIR demekte, hayır olabilir mi hiç? Bin kez evet…
7. ETÖ sanıklarının kurtarılması adına hukuk tanımayan, aksine ETÖ sanıklarını tutuklayan hâkim ve savcıları cezalandıran HSYK’nın yapısı değiştirilecek. Siyasi saplantılardan kurtarılacak. (23. ve 26. Md.) Gönül huzuru ile EVET…
***
Bendeniz, sivil toplum, resmi ve vicdani görevlerim nedeniyle sürekli halk arasında bulunuyorum. Bunca açıklamalara rağmen, birçok vatandaşımız bana soruyor:
-“Hocam, işlerimizin yoğunluğu veya derslerimizin çokluğu nedeniyle pek araştırma yapamıyoruz. Referandum nedir? Biz neyi oylayacağız? Bazı guruplar, böylesine avantajlı bir referandumda niçin hayır diyebiliyor? Vs.”
Ayaküstü cevaplarla bile tatmin oluyorlar ancak, ulaşamadığımız ‘milyonlarca vatandaşımız da, demagoji ve cerbezelerle yanıltılabilir’ endişesiyle bu konuyu seçtim.
İlk iki soruyu yukarıda irdelemiştik. Şu son soruyu da birlikte tahlil edelim:
1. Referandumda HAYIR diyecek olanların çoğunluğunun, “iktidarın işine yarayacak ve puan kazandıracak olan her şeye karşı oldukları için” ve ülke menfaatine bakmaksızın “peşin hükümlü” olarak, her müspet gelişmelere her zaman karşı çıktıkları için, bu fırsata da hayır diyecekler. Bu biir…
2. Hayır diyecek olanların bir kısmı da, halka verilecek daha fazla özgürlüğün, kendi çıkarlarını kısıtlayacağını, çok iyi bildikleri için hayır diyecekler.
3. Bir kısmı ise halkın düşünce, kanaat, DİN ve VİCDAN özgürlüğüne her zaman karşı oldukları için hâyır diyecekleri de âşikârdır. Zaten ilân ediyorlar.
4. Bunlar; halkın, sürekli kendi dayatmalarıyla hareket etmesini, sürekli postal ve tank korkusunu hissetmesini istedikleri ve de halkın bireysel arzularına göre özgür karar vermesini hazmedemedikleri için, bu referanduma bile karşı çıkmışlardı. Aynı sebeplerle; referandumdaki gelişmelere de, avantajlara da hayır diyecekler.
5. Yani, “egemenliğin, kayıtsız-şartsız milletin olmasını istemeyenler” ve “halk da kim oluyor?” ..diyenler. Bir de maalesef bu gürûha aldanan bir kısım mâsum insanlar da, referandumu “parti seçimi zannederek” bilinçsizce HAYIR diyecekler. Elbette sonra vicdanen çok pişman olacaklar…
Kısacası; sonradan pişman olmamak için, halkın âlî menfaatleri için, din ve vicdan özgürlükleri için, cunta rejiminin ve saltanatının sona ermesi için, siyasetin değil HUKUKUN üstünlüğü için, ETÖ’NÜN (ve teröristleri korumak adına kendi heronlarını ve jetlerini düşürmeye yeltenen hainlerin) tarafsız yargılanması için, sadece namaz kılma suçu (!!!) işleyerek ordudan atılanların savunma hakkı kazanabilmeleri için, gönül huzuru içinde binlerce kez EVET…Vesselâm.