Bazen bir anda ismi ve cismiyle tanınan insan, peşinden milyonlarca yalandan insan koşarken kendi çoktan o rengârenk ışık altında siyah ve beyazın en çok da gri rengin güzelliğini unutur. Kelimelere takılır, kelimeler ise kanatır ve acıtır insanı. Demek istediğim aslında 'Her şey' olabilir insan ama 'Hiç' kalmak kendi ışığını unutmamaktır en güzel olan.
Yaptığınız işin birde backround'una baktınız mı hiç? Ya da sadece 'Ben' kavramına kapılıp çoğalmaktan mı korktunuz. Uzun zamandır yazmamın sebebi belki de insanlığın sadece gösteriş, ün denilen ünsüz düşmeleri kendimce. Varoluş da sevmek kavramının yalan tınısı, insanlığın cisim kavramında ruhunu kaybedişi. En çok gösteriş dünyasında ki ünlülerin cisimlerinin silinmesiyle kaybolmuş ruhları. Galiba arkada kalmayı 'Backround' u bu yüzden seviyorum ismimle değil ruhumla yazdığım için...
O sadece Backround'yla sayısızca işe imza atan Paris'deki Türk Kızı...
Türkiye çığlığında kavrulmadan hakettiği yere yurt dışında kavuşmuş ama içinde ki uhdeler ile Türkiye ye dönen küçük bir kayık... Kendi dünyasında 'Geçmiş' ve 'Gelecek' kavramlarını silerek İşte o 'An'ı keşfeden bir güzel ruh... Kamera arkasında gişe rekorları kıran bir finale imza atmaya gelen bakış açısı güzel bir göz... Stop Derken içinde ki 'Stop' u durdurmadan Türkiye de hayallerinde ki filme imza atmaya gelen Türk Kızını sabırsızlıkla beklerken ruhunu varoluş kavramında ki bütün imzalarını onu bunu eleştirmekten başka birşey yazmayan yazarlar adına, Tüm Türkiye adına tebrik ediyorum.
Tebrikler Meta Akkuş Bir Türk kızı olarak seninle gurur duyuyoruz!
1- ) Öncelikle Meta Akkuş kimdir?
Meta Akkuş ışıktır. Yani özü ışıktan gelir. İçimizde ki nefes, nur, ışık, Allah'ın yaratıcı gücünün kendisidir. Bu "nefes" Allah'ın yaratıcı gücü, nuru, ışığı, bir beden içinde saklanarak kişiye dönüşür.
Meta Akkuş kimliğinde hayat bulmuş bu ışığın, var olma heveslerinden biri de kendisinde mevcut olan yaratma gücünü, görsel âlemde sinema sanatını kullanarak, yaşam sevdasını paylaşmaktır. Kendimi içimdeki sevgi yüklü ışık olarak tanımlarım zaten amacım da hayat ekranına yaşam yansıtmak..jpg)
2-) Kaç yıldır Fransa dasınız?
Hep Fransa da değildim, liseden sonra Londra da okumaya gittim ve orada yaşamaya başlayınca, Paris Salon'um, çalışma masam oldu.
3-) Türkiye den çekimler konusunda kimlerden teklif aldınız?
Su ana kadar tanıştığım herkes teklifler sundular. İşlerim beğenilir.
4-) Sizi Türkiye de yapacağınız bir film ile duyduk bu filmdeki gelişmeler nasıl?
Çok iyi, gayet güzel ve heyecan verici adımlarla çalışmalarıma devam ediyorum. Çok güzel işler yaptım, işimi çok seviyorum, çok olumlu ve süper tatmin edici yeni teklifler geliyor.
5-) Peki Türkiye'de Start alacak olan filminizin konusu ne olacak?
Romantik komedi olacak, şu anda tamamlanma aşamasındayız..jpg)
6-) Hayallerinizde Türkiye de film yapmak var mıydı?
Hayır! Hiç!
7-) En son gerçekleştirdiğiniz projeniz?
Bu filmin senaryosu. Birde Beyrut'ta Lübnan Çevre Bakanlığına reklam çektim.
8-) Türkiye de Kıraç, Gece Yolcuları, Levent Yüksel gibi sanatçıların klip yönetmenliğini yapmışsınız, nasıl gelişti teklifleri size kimler sundu?
TMC'den sunuldu. Mustafa Bey Kıraç'ı ve Gece Yolcularını tanıttı bana. Benim imajlarımla şarkıları süslendi. Basarîli sonuçlar, eğlenceli set anlarımız oldu.
9-) Müzik Kliplerinde kısa metrajlı bir film izleyici şarkıya daha çok yakınlaştırıyor ve hissettiriyor diyebilir misiniz?
Bilemem. Olabilir. Böyle düşünmemiştim hiç. Ben şarkinin bana verdiği duyguyu hikâyeleştiririm. Şarkı, yüreğime imajlarını empoze eder, ben ise onları uygularım. Genelde hikâye anlatmayı sevdiğim içinde, yapmış olduğum kliplerde kısa metrajlar vardır, özellikle 'Senden Başka' ve ' Ayşem' bunlar başlı başına bir film aslında.
10-) Çekmiş olduğunuz reklam filmleri, müzik klipleri, kısa filmler en çok yapmak istediğiniz hangisi?
Yaratmayı, üretmeyi, set'i seviyorum. İşimi çok seviyorum, ayırt edemem. Hepsinin bana verdiği haz apayrı. Her zaman film yaparım, klip yaparım, reklam yaparım, ve her zaman kısa metrajlı filmde yaparım. Önemli olan içimde ki hikâyenin dışa haykırışıdır.
11-) Güzel bir tablonuz var peki bu tabloda en çok hangi rengi seviyorsunuz? Hangi işiniz size içinizde çığlık attırıyor?
Hepsi! Anneler ve babalar çocuklarının birini diğerinden daha çok seviyor diyemez, bende işlerim için böyle bir şey diyemem. Hepsini çok ama çok seviyorum. Onlar benim mucizelerim.
12-) 10 yaşında ailenizi bırakarak Fransa ya okumak için gitmişsiniz. Sizce Türkiye eğitim konusunda kötü mü? Neden Fransa?
Eğitim, öğrenmek isteyen herkes için her yerde iyidir. İnsanı adam yapan okul değildir, okulu adam yapan insandır. Okul sana bir şey vermezken, sen ondan alırsın, bilgiye açsındır. Çünkü bir okul diğer okuldan iyidir demek mantıksız; kişi susamış olduğu bilgiyi var olduğu her mekânda bulma kapasitesine sahiptir. Yeter ki öğrenme isteği kişinin doğasında olsun. Böylelikle okulu iyi kullanarak kendini eğitir. İyi öğretmen, iyi okulda öğrencinin öğrenme merakıyla ölçülür, mekânla bir ilişkisi yoktur. Her an, onun bilgi kaynağı, her yer onun okulu, herkeste onun öğretmeni olur. Ne güzel bir okuldur bu hayat aslında :)
.jpg)
Neden Fransa? Bu soruya gelince bunu aileme sormak gerek, muhtemelen orada eğitim dışında, temel bilgim için ve kendi varoluşumun nedenini hatırlamam için bana gerekli tecrübeler verdi ki, bu karşı konulamayan güç ailemden beni oraya gönderme hevesini yarattı.
13-) Yurt dışında bir Türk kızı olarak Türkiye'yi temsil etmeniz gurur verici, Türkiye den bu konuda kimlerden tebrik aldınız?
Sizden aldım mesela :) röportaj isteğinizle beni tebrik etmiş oldunuz, teşekkür ederim.
Filmlerim, reklamlarım, kliplerim, yaptığım işlerim her yerde seviliyor. Yeteneğim her ülkede fark ediliyor, sürekli iş teklifleri geliyor sürpriz ülkelerden, her yerden olabiliyor bu; sürekli yeni çalışmalar yapıyorum, bana güvenen insanlarla, güler yüzlü ekiplerle çalışıyorum, bu tebriklerin en güzel formu.
14-) Gelecek ile ilgili projelerinizden biraz bahseder misiniz?
Gelecek? Böyle bir zaman kavramı benliğimde bulunamadı :)
15-) Türkiye sinema sektöründe sizce nerede?
İlk aşkım Yeşilçam! Hülya Koçyiğit, Ediz Hun, Tarik Akan, Cüneyt Arkın, Kartal Tibet, Belgin Doruk, Türkan Şoray, Kemal Sunal . Ve daha niceleri, beni anladınız sanırım. Sinema Sektörü aslında olması gerektiği yerde. Bence sürekli daha iyiye gitmekte.
16-) Kamera önü neden değil peki? Hep arkasında mı yer almak istediniz?
Çünkü Beynim, fiziğimden önce davranarak ön plana geçti. Ruhum var olma nedenini bulma isteğiyle beynimi tetikleyip doneler yarattı, bu doneler sunumlarını, resim, renk, ışık, ses, atmosfer, doku, mimik ve nihayet sahne, sonrada hikâyeler oluşturdu içimde ve bir dünya hayat buldu. Gittikçe yoğunlaşan ifade isteği sinema sanatında "Exit"ını yani çıkış yolunu seçti. İçimdekileri paylaşma hissi beni aşarak, fiziğimin ön planda olmasını engelledi.
Beyni tarafından sabotaja uğramış bir fiziğim ben! :) Belki beynim bir gün arka planda kalmak ister ve vücudumun ön plana geçmesine izin verirse, kameralar beni sevebilir, neden olmasın.
17-) Filmler çoğunlukla “gişe filmi” ya da “sanat filmi” diye kategorize edilir. Sizinki hangisi? Böyle bir sınıflandırmaya katılıyor musunuz?
Hepsi! Filmlerim, Sanat yüklü gişe filmleridir.
Sınıflandırma mevcut; her film hangi tarzda olursa olsun, her müzik, her yaptığımız şey, her sanat türünün bir kitlesi vardır. Aslında sürekli birbirimize hizmet ederiz. "Gişe" veya "sanat", önemli olan yaratma gücümüzü sevmiş olduğumuz. Bizi tatmin eden bir uğraşta, mutlu bir şekilde kullanıp bunu kendimizi ifade etme yolunda değerlendirmiş olmamızdır. Yani bir şey yapmış olmamız aslında; bunu söylerken bir şey yapma mecburiyetimiz varmış gibi oldu fakat aslında hiçbir şey yapma zorunluluğumuz da yok tabi ki; var olmanın tanıdı, bizi en mutlu edici şekilde yaşamaktan başka... Bence bir şey yapma isteği de aslında yaşamdan aldığımız bu hazdan doğar diye düşünüyorum. Sınıflandırma, kontrast yaratır, bu farklılıklarda hayatın tadı tuzudur, bizlere seçenek oluşturarak, tercihlerimizi yapmak için pusula rolüne girerler, neden olmasın, Farklılıkta benzerlik kaçınılmazken yaratmış olduğumuz kontrast illüzyondur. Fakat sınıflandırmayı doğurur buda bize zevk verir.
18-) Belki klişe bir soru olacak ama çizgisini beğendiğiniz, kendinize örnek aldığınız ya da “ustam” dediğiniz yönetmenler var mı? Dünyada ya da Türkiye’de…
Stanley Kubrick
19-) Son olarak 2012 yılından beklentileriniz ve bizlere söylemek istedikleriniz?
Böyle bir tarih, ne de böyle bir zaman kavramı benliğimde bulunamadı. Özür dilerim; Mevcut olan tek zaman kavramım Şimdi, "Now" yani Su An!
Su an dan beklentim yok, çünkü şu an bana her zaman ihtiyacım olanı veriyor, istediğim her şey mevcut, inanılmaz bir şekilde şu an'a teslim olmuş, mutluluk sularında göğe yükseliyorum. Ne mutlu bize ki böyle muhteşem bir An'dayız.
2012 veya 3012 veya 0012 :) Şu an, bulunmuş olduğumuz en doğru an'dır. Benim için, var olmak sevginin kanıtıdır. Umarım şu an herkes için öyle olur.
YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI BELGESEL FİLMLER
Son Tren - 2008
YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI KISA FİLMLER
Unsatisfaction - 2008
5. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali, Retrospektif Bölümü, Özel Gösterim. 2004
La Muetta - 2008
Zero Tues - 2004
5. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali, Retrospektif Bölümü, Özel Gösterim. 2004
La Peur - 2004
Clement Ferrand Film Festivali
5. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali, Retrospektif Bölümü, Özel Gösterim. 2004
Scope - 2004
5. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali, Retrospektif Bölümü, Özel Gösterim. 2004
La Solitude - 2000
DİĞER FİLMOGRAFİSİ
Vide Clip
Senden Başka - (Kıraç)
Yalan - (Kıraç)
Ayşem - (Kıraç)
Tek Hatıra - (Kıraç)
Uslanmadım - (Levent Yüksel)
Again - (Archive)
Out The Door - (Who Made Who)
Deep And Meaningless - (Sean Kelly)
Un Jour Viehdra - (Parker)
Le Temps D'une Chanson - (Tigane)
Halala - (Valseuse)
Bir Bilsen - (Gece Yolcuları)
Reklam
Doğadan
BP
Chanel
CK
Lüx (Pearl)
Lüx (Grape)
Lüx (Bag)
Garanti Bankası
Pınar (Beyaz)
Pınar (Kar Beyaz)
Saur
Mini Roma
Haberin Gündemi / Yasemin Erdem