Sizin için o meşhur abant toplantısının kararlarını irdeledim. Ama yandaş medyanın yaptığı gibi sadece kendi görüşlerimi yazmadım. Karşıt görüşlerin altına kendi açıklamalarımı cevap olarak ekledim. Yani abantta toplananların yazdıklarıda benim yazdıklarımda aşağıda yalın bir halde durmaktadır. Önce cemaatçilerin yazdıklarını okuyun sonra benim yazdıklarımı okuyun ve en sonunda yine yorumunuzu yapın. Yani beni haklı görmüyorsanız eleştirin. Ama ne olur okuyun özellikle yazının son kısmını okuyun. Bana düşman olan cemaatçi kesim ve Pkk sempatizanı olan bazı insanlar mailler atarak, 'Sen Kimsin?' sorusunu sordukları için kendimi ve benim yolumda gidenleri tanıttım. Bizi korkak belleyenlerin, sindirmek isteyenlerin hatta ve hatta aşağılamak isteyenlerin bizi daha iyi tanımasını istediğim için yazının son kısmını ekledim. Sizin için ve vatan için sonuna kadar yazacağım. Korku bizde değil hainlerde olur. İşte sizin için kapsamlı bir cemaat ve vatansever karşılaştırması. Yazı uzun oldu ama gerçek bir vatanseverseniz okumalısınız. Unutmadan yazının başlığı bizi tehdit edenlere cevaptır. Nafile tehditler bizi ne korkutur nede yıldırır, ancak güldürür! Beni cahil ve araştırmayan bir adam olarak gören ve yorumlayanlara sadece biraz sabır diyorum. Çok az kaldı çok bilmişler biraz sabır tanışıcaz hemde beni çok yakından tanıyacaksınız. Hiç acele etmeyin araştırıyorum hemde herşeyi, herkesi araştırıyorum. Rahat olun acele etmeyin yüzleşeceğiz hepinizle...
Abant Palace Otel'de 25 Haziran cuma günü başlayan 'Vesayet ve Demokrasi' konulu toplantıda 'Sonuç ve Değerlendirme' oturumunu yöneten Abant Platformu Dönem Başkanı Levent Köker, sonuç bildirisi taslağını okuyarak, müzakerecilerin görüşlerine sundu. Yaklaşık 2 saat süren tartışmaların ardından hazırlanan 16 maddelik sonuç bildirisi şöyle:
'1. Demokrasimizin vesayet altında olduğu bütün katılımcılar tarafından vurgulanmıştır.
Açıklama 1: Vesayet burada baskı anlamında kullanılıyor. Yani TSK'nın demokrasiyi baskı altında tuttuğu iddia ve ima ediliyor. Yani cemaatçiler yine askerimize saldırıyorlar. Yazık inanın çok yazık. Acıyorum bu insanlara.
2. Demokrasimizi işlemez hale getiren vesayet, yakın tarihte yaşadığımız sosyal, politik ve uluslar arası tecrübelerle yakından ilişkilidir
Açıklama 2: Türkiye'de işlemeyen bir demokrasi varmış. Atatürk'e hakaret edenler, Türkiye'yi bölmek istediklerini açıkça ifade edenler. Vatandaşa al ananı da git diyenler. Terörist başına sayın diyenler idam mı edildiki hala daha demokrasi istiyorsunuz. Sizin demokrasi anlayışınızın karşılığı arsızlıktır. Afedersiniz ama tam karşılığı gerçekten bu. Bence şımarmadan gerçekleri tarafsızca değerlendirmek lazım.
3. Vesayet sadece anayasal hukuki düzeyde kurumsal olarak karşımıza çıkan bir demokrasi engeli olmayıp aynı zamanda bir siyasi kültür temelli zihniyet kalıbı niteliğindedir.
Açıklama 3: Siyasi anlamda bir vesayet söz konusu değildir Öyle olsaydı PKK'yı destekleyenler meclis kürsüsünden mehmetçik katillerine methiyeler düzemezlerdi.
4. Bu yönleriyle vesayet demokratik işleyişi engelleyerek siyasi, sosyal, ekonomik nitelikteki ulusal ve uluslar arası sorunların çözümünü güçleştirmektedir.
Açıklama 4: Bu ülkenin tek sorunu kendi içindeki düşmanlarıdır. Bu ülkenin vatandaşı gibi gözüküp bu ülkeye hainlik edenler olmasa bu ülkede hiçbir sorun kalmaz. Nedense bu demokrasi çığılığı bir PKK yandaşlarının ağzında birde cemaatçilerde var. Diğer vatandaşlarımızın kafası çalışmıyormu ki demokrasi istemiyorlar. Tek fark vatandaş ülkesini çıkarsızca seviyor. Diğerleri ise kullanıldıkları güçler tarafından yönlendiriliyor.
5. Bugün karşı karşıya bulunduğumuz Kürt, Alevi, başörtüsü, azınlıklar, din-vicdan, ifade ve örgütlenme özgürlüğü gibi meseleler ve komşularımızla ilişkilerde yaşanan sorunlar vesayetçi engellemeler nedeniyle çözülememektedir.
Açıklama 5: Kürt diye bir sorun yok. Alevilik bir mezheptir bundan fazlasını isteyen din düşmanıdır. Başörtüsü dini kullanan cemaatler ve siyasetçiler tarafından rahat bırakılırsa zaten serbest kalacaktır. PKK kürtleri, ABD yanlısı dincilerde başörtülü kardeşlerimizi kullanmaktadır. İkisinin de amacı bu ülkede ayrımcılık yaratmaktır. İfade özgürlüğü adı altında Atatürk'e, Türkiye'ye küfür ederseniz cezasını çekersiniz. Demokrasinin bir sınırı olmalı. Terbiyesizlik demokrasinin bir olgusu değildir. Yukarıda yazılanlar tamamen CIA ve Mossad gibi dış güçlerin istekleridir. İstihbarat oyunlarının bir parçası olmamalıyız.
6. Vesayetçi yapılar sadece sorunları çözümsüzlüğe hapsetmekle kalmayıp aynı zamanda toplumsal gerginliklere, şiddet ve korkunun tırmanmasına neden olmaktadır. Bu da vesayetçiliği pekiştirmektedir.
Açıklama 6: Ergenekon adı altında birçok masum vatanseveri cezaevlerine koymak. Kendisini eleştiren herkesi göz altına alıp tehdit etmek hücrelere kapatmak. Korku imparatorluğu yaratmak değilmidir ki. Başkalarının bunu yaptığını söylüyorsunuz. Sizin desteklediğiniz siyasi iradenin yaptıklarına karşı bu yorumu yapıyorsanız saygı duyarım. Ancak başkalarını ima ediyorsanız yalan söylüyor ve olayları çarpıtıyorsunuz derim.
7. Tüm bu nedenlerle tek parti döneminin ideolojik mirası niteliğinde olan ve önce 1961, sonra da 1982 anayasalarıyla kalıcı bir sistem niteliği kazanan vesayetçiliğin nihai olarak tasfiyesi elzemdir.
Açıklama 7: Anayasa tabiki değişir ama sadece AKP'nin ve cemaatçilerin istediği maddelerin değişmesi diğer parti temsilcilerinin ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinin kaale alınmaması bir demokrasi katilliğidir. Bunu adı da anayasa değişikliği değil, anayasa yaptırımıdır.
8. Artan şiddet ortamı, Kürt meselesinin çözümünü güçleştirmekte ve toplumsal dokuyu tahrip etmektedir. Platform, şiddeti toplumsal barışın önündeki en büyük engel olarak görmekte, sorunun çözümü için özgürlüklerin geliştirilmesini ve demokratik siyasetin ön plana çıkartılmasını savunmaktadır.
Açıklama 8: 2 ayda 65 tane mehmedimizi toprağa verdik. Kürtçe dediler konuşuyorlar, Parti dediler kurdular. Kaçakçılık desen kralını yapıyorlar. İstanbul'a gelip ev aldılarda tapu mu vermediler. Neyin demokrasisi ve çözümü bunların isteği Türkiye'nin toprakları üzerinde bağımsız bir Kürdüstan devleti kurmak yani ülkeyi parçalamaktır. Bunu mu verelim kürtlere atamın kanına ihanet edeyim ABD'nin ayakçılarına topraklarımı peşkeş çekeyim bu mudur demokrasi. O demokrasi bizim kitabımızda yok. Önce adam olacaklar. Türkiye'ye saygı duymayı öğrenecekler ondan sonra aklı başında isteklerle karşımıza gelecekler. Mehmetçik katiline neyin hakkını vereceğiz.
9. Diyarbakır'da 32 STK'nın başlattığı ve Mardin ve Batman'da devam eden şiddet karşıtı çağrıları Abant Platformu oybirliği ile desteklemektedir.
Açıklama 9: Şiddet karşıtı düşünceyi eşini hainlere kurban veren kardelen ayşemiz ortaya atmış ve acısını bağrına basıp PKK'ya kafa tutmuştur. Vatansever kürtleri cesaretlendirmiştir. Bu oluşumu başlatan ölüm döşeğinde terörist diyerek göz altına aldığınız Türkan Saylan'ın bursu ile eğitimini tamamlayan kardelen ayşemizdir. Saylan'ın kürt öğrencisi PKK'ya kafa tutuyor. Ama rahmetli terörist muamelesi görüyor. İnanın yatacak yeriniz yok!
10. Askeri bürokrasi, demokratik denetim altına alınmalıdır. Bu doğrultuda dış güvenlik kurumları çağdaş dünya gereklerine uygun bir şekilde köklü reformlardan geçirilmelidir. Dış güvenlik politikası ve öncelikleri askeri harcamalar demokratik kurumlar tarafından belirlenmelidir.
Açıklama 10: Askeriyenin neyini denetleyeceksiniz. Kürt halkını şımartmazsanız, dindar gözüküp Amerikan ajanlarının emirlerini yerine getirmezseniz. Dini cemaat olarak yola çıkıp, siyasi, ticari ve güvenlik alanlarına sızmaya kalkıp CIA ajanlarına istihbarat yağdırmaz yani ülkenin temeline dinamit koymazsanız. Askeriye de sizinle uğraşmaz. Askeriyeye harcayacağınız zamanı birazda Deniz Fenerine harcayın. Yazıklar olsun!
11. Savunma, güvenlik ve istihbarat konularında sivil kesim ile askeri kesim arasındaki bilgi asimetrisi demokratik denetim lehine dengelenmelidir.
Açıklama 11: İstihbarat bir ülkenin temel taşıdır ve dünyanın bütün ülkelerinde devlet sırrı diye bir olgu vardır. Bu da ülkelerin varlığını sürdürmeleri için vazgeçilemeyen tek gerçektir. Bundan dolayı istihbarat asimetrisi içine siviller sokulursa o istihbarat ağı çökmüş demektir. Türk askeri ve bürokratı bu ülkeyi satmaz. Ama cemaat adı altında ABD'li ajanlara hizmet edenleri de hepimiz gözlerimizle görüyoruz. İstihbaratın demokrasisi, denetimi olmaz. Bunlar bu işten anlamayanların safsatalarıdır.
12. Anayasa Mahkemesi, kurucu iktidar yetkisini kullanamaz. Halka ait olan ve sivil demokratik süreçlerin içinde oluşan kurucu iktidar, Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenemez. Bu doğrultuda yargı organları demokratik meşruiyet temelinde yeniden yapılandırılmalıdır.
Açıklama 12: Anayasa Mahkemesi vatandaşın hakkını anayasadaki toplumun dengelerini sağlayan kuralların resmi kitaplarında yazan şekli ile savunmak zorundadır. Anayasa mahkemeleri kara kaplı kitapta yazan resmi kanunlara, yasalara göre karar vermiştir, vermeye de devam edecektir. AKP'nin işine gelmeyen kararlar kanunla ters düşüyorsa bunun suçlusu Anayasa mahkemesinin hakimleri değil, vatandaşın kanunlarını ihlal eden vatandaşın temsilcileri yani siyasetçilerdir. Bunun tartışılması için kanunların dışında Anayasa mahkemesinin bir karar vermesi gerekir. Akp her istediği olursa sizin savunduğunuz demokrasi nasıl işleme konacak.
13. Vesayetin gündelik hayata sirayet eden ve rutinleşen zihniyeti karşısında insan yetiştirme düzenimiz yeniden ele alınmalı, mevcut müfredat her türlü vesayetçiliğe karşı duyarlılık geliştirilmesi yönünde düzenlenmelidir.
Açıklama 13: Türk toplumunun örfü adeti ve değer yargıları vardır. Bu Türkiye'ye de özgü bir durum değildir. Toplumları ayakta tutan değer yargılarıdır. Bunların çiğenenmesi halinde toplum, toplum olmaktan çıkar ve yozlaşır. Biz Türkiye olarak Avrupa sevdası ile yada ABD'nın rezil yapısı ile yatıp kalkmayıp sadece kendi özümüze dönmüş olsak zaten herşey düzelecek. Asıl baskı şuanda Laikliği savunan gerçek Atatürkçülerin üzerinde vardır. 28 Şubat intikamı tugayı gibi çalışan ABD'nin askeri cemaatçiler bu ülke için büyük bir tehlikedir.
14. Demokratik siyasi hayat ile bağdaşması mümkün olmayan vesayetçiliğin toplumsal taşıyıcısı niteliğinde görünen ve toplumun ekonomik ve kültürel bakımdan üst katmanlarında yer alan aktörlerin sivil toplum ve medya üzerinden vesayet düzenine temin ettiği destek demokratikleşmemizi engellemektedir.
Açıklama 14: Buna katılıyorum. Akp medyası istediğini istediği gibi gösterip insanlardan gerçekleri saklamaktadır. Örneğin Ergenokon ile ilgili bütün haberler rezillik boyunta yorumlanıp halka sunulurken, Deniz Feneri davası hakkında yayın yasağı gelmiştir. İşte baskıcı rejim ve diktatörlük budur.
15. Toplumu kutuplaştıran bu vesayetçi düzen ve onun ürünü olan diyalog ve empati yoksunluğunun yol açtığı sorunlar, ancak geniş, çoğulcu ve katılımcı usullerle yapılacak yeni bir sivil ve demokratik anayasa düzeniyle aşılabilir. Böyle bir anayasanın Türkiye toplumunu meydana getiren ve statükoyla sorunları olan kesimlerin ortak bir dil, vicdan ve akıl geliştirmeleriyle mümkün olacağı açıktır.
Açıklama 15: Haddini aşmayan herkes yıllardır istediği gibi konuşup yazmaktadır. Bundan yana sıkıntı çekenler her zaman vatan düşmanı olanlar dış güdümlü görüşleri halka empoze etmek isteyenlerdir. Bu ülkede Allaha binlerce kez şükürler olsun. Fikir paylaşımı da vardır, empatide vardır. Daha fazlasını isteyenlerin niyetleri temiz değildir. Bunun içinde daha fazla empati yapılmasına izin verip, ülkenin ayarı ile oynamaya gerek yoktur. PKK'ya destek veren bir insanla ne empatisi kuracağız. Sizin istediğiniz demokrasi mehmetçik katilleri ile masaya oturulması hatta terörist başının serbest bırakılmasıdır. Toprağın altında yatan şehidin yüzüne nasıl bakacağız ondan sonra. Dinden bahsediyorsunuz ama ahiretteki hesabı unutuyorsunuz. Şehitler size bunların hesabını sorar merak etmeyin.
16. Tam üyeliğe yönelik AB sürecinin gerektirdiği anayasal, yasal dönüşümlerin gerçekleştirilmesi daha özgür, daha barışçı bir Türkiye hedefine ulaşmamız için önemlidir. Bu hedefin gerçekleştirilmesinde en önemli görev halkın demokratik temsilcileri olan iktidar ve muhalefet partilerine düşmektedir.'
Açıklama 16: AB istediği için AKP hükümeti yurt dışında bulunan bütün istihbaratçılarımızı geri çekmiştir. Yani bütün istihbarat ağımızı ABD'ye ve Avrupalılara mahkum hale getirdik. Sonuç olarakta hergün onlarca vatan evladımızı kaybediyoruz. AB bir yalandır ve Türkiye'yi haçlı seferi yapmadan parçalama isteğidir.
Sonuç: Süslü Laflarla Türk Halkını Kandıramazsınız. Açıkladığınız Hiçbir Maddenin Türkiye Cumhuriyetine Faydası Yoktur. Bu Açıklanan Maddelerin Tamamı Abd Hükümetinin Ve Vatikanın İstediği Şekilde Hazırlanmıştır. Türkiye'yi Din Olarak Vatikana, Özgürlük Olarakta Abd'ye Bağımlı Hale Getirmek İçin Müslümanlığı Da Kullanıyorsunuz, Kürtleri De Kullanıyorsunuz, Alevileride Kullanıyorsunuz. Türk Halkı İçin Yazmaya Ve Hesap Sormaya Devam Edeceğiz.
Çünkü Biz Ölümden Değil Sadece Ve Sadece Allah'tan Korkarız. Biz Allah'ın Kullarının Emirlerini Değil Onun Elçisi Hz. Muhammed'in İlettiklerini Ve Kılavuz Kitabımız Kuran-I Kerimin Emirlerini Dinler Ve Uygularız. Yüce Rabbimizi Emir Ettiği Gibi Okuruz, Araştırırız, Yani Beynimizi Kullanıp Doğruyu Buluruz. İbadetin İçine Ne Para, Ne Siyaset Nede Ticaret Sokarız Biz Sadece Allah İçin Secde Ederiz. Cebimize Para Koymak İçin Namaz Kılmayız. Biz Kimmiyiz?
Biz Allah İçin İbadet Edenler, Ölümden Değil Allah'tan Korkan Gerçek Vatansever Ve Müslümanlarız. Din İçinde Vatan İçinde Beynimizle, Bileğimizle Sonuna Kadar Savaşırız. Ne Vatanı Nede Dini Çıkar İçin Satmaz. Gavura Da Uşaklık Etmeyiz!!!