Yeni 10 bin ögretmen ataması yapıldı. Hayırlı olsun
Veli olarak hepimiz çocuklarımızın iyi bir eğitim alabilmesi için varımızı yoğumuzu ortaya koyarız ya..
En iyi okula gitmesini isteriz. Kimimiz ise kentin uzağında bile olsa çocuğumuzu oradaki okula kaydettirir, iyi eğitim alması için ikametgah cinliği yapar, üstüne birde servis parası ödemeyi bile göze alırız. Normal okula kayıt yaptırırken 10 YTL istense vermeyen veli kendi istediği okula çocuğu kayıt yaptırılsın diye 100-200 YTL'yi bile gözden çıkarıyor. Üstüne üstlük ayda 50-60 YTL de servis parası cabası...
Servis olayında da pazarlıklar oluyor. "Başka servisçi 40 YTL alıyor, siz niye 50-60 YTL istiyorsunuz" diye 10 YTL.nin pazarlığını bile yapıyorlar.
Yani hem en iyiyi isterken yerine göre çok para veriyoruz, hakkı olana da hakkından kısıyoruz.
Sonra çocuklarımız okulunu bitiriyor. Lise faslında da aynı terane...
Lise bitiyor (veya lise son sınıfta okurken) üniversiteye girsin diye çocuklarımızı dershanelere gönderiyoruz. Okullarda 5 YTL spor parası, 10 YTL temizlik ve hizmetli gideri için para istense ortalığı ayağa kaldırıyoruz, "param yok" diye yırtınıyoruz.. Sonra dershanelere 1.5- 2 bin YTL (1.5- 2 milyar lira) verirken hiç itiraz etmiyoruz..
Çelişkiler böyle devam edip gidiyor...
Çocuğumuz istediği üniversiteyi kazanamadı mı?
Gelecek yıl daha iyi dershane hangisi diye tekrar sorup o dershaneye çocuklarımızı gönderiyoruz.
Sonra diyelim ki üniversiteyi kazandılar. (Büyük bölümü kazanıyor, gidip gidememek de ayrı sorun) 4 yıl, 5 yıl, hatta 6-7 yıl okuyanlar var. Birde Hukuk yada Tıbbı kazandıysa 10 yılı buluyor üniversite hayatı. İlköğretimden itibaren sayarsak bir çocuğun, bir öğrencinin 20 yıla yakın zamanı okumakla geçiyor.
Ancak günümüzde ne kadar okursanız okuyun, okullar bitince hemen "iş hazır, gelin başlayın" denilmiyor.
Çünkü mühendis olmuşsunuz, işletmeci olmuşsunuz, doktor olmuşsunuz, öğretmen olmuşsunuz ama bu olmuşsunuz kelimesi bile yetmiyor..
Eskiden liseyi bitirenler öğretmen oluyordu. Bugün öğrenci öğretmen olabilmek için 4 yıllık üniversiteyi bitiriyor.
Yine öğretmen olamıyor. Birde yeterlilik sınavına giriyor... KPSS denen bir olay var. Oradada başarılı olacak.
Yani sınav üstüne sınava gireceksin... O da yetmiyor tabi...
Çünkü o kadar çok üniversite mezunu genç ve öğretmen adayı var ki.. Bekle ki öğretmen kadrosu çıksın...
Bu arada boşmu duracaksınız...
Boş dursanız psikolojiniz bozuluyor.. Vekil öğretmenlik yapayım diye müracaat ediyorsunuz.. Ücretli öğretmen olayım diyorsunuz... Yine burada geçici öğretmen olmakta çok zor...
Hele birde beden eğitimi bölümü veya spor akademisi mezunuysanız, bekleki tayin çıksın...Birde bıranş öğretmeniyseniz, bekleyin tayininizi..
Elbet okumak güzel ve faydalı... Ancak 20 yıl dirsek çürüttükten sonra tayininiz çıkmıyorsa, okumanızın karşılığı olarak biryerlerde görev alamıyorsanız o zaman bu durum zorunuza gitmez mi?
Mesela benim bir akrabamın iki kızı 5-6 yıl öncesinden üniversiteyi bitirdiler. Biri Fen bilgisi öğretmenliğini bitirdi, diğeri ise sağlık konusunda eğitim aldı.
Yıllarca beklediler...Sağlık bölümü mezunu olan 4 yıl aradan sonra Gaziantep’te iş buldu, geçen yıl gitti. Bekar bir kız olarak sadece çalışmak uğruna Tarsus’taki ailesini bırakıp gitti. Çünkü okumuş, dirsek çürütmüş, tayini de G. Antep’e çıkmış. Elbet gidecek ve gitti de...Ablası ise 6-7 yıldır bekliyor ki tayini çıksın, öğretmenlik yapsın diye..
Ablası geçen yıla kadar ara ara geçici olarak vekil öğretmenlik, ücretli öğretmenlik başvuruları yapıp bulduğu yerlerde çalıştı. Hatta geçen yıl Tarsus’un en uzak bir köyüne bile gidip gelmeye razı oldu. Vekil öğretmenlikten aldığı 400-450 YTL nin yarısı yola, bir miktarı yeme içmeye gitti. Ayda cebinde 100-150 YTL kaldı. Buna bile razı oldu. Çünkü üniversite bitirmişsiniz, evde boş boş oturmak insanın ağrına gidiyor. O da psikolojik olarak rahatlama adına ayda cebinde kalacak 100-150 YTL uğruna fedakarlık yapıp her sabah erkenden kalkıp özel servisle görevli olduğu köye gidip geldi. Bunun gibi başka köylere de gidip gelen vekil öğretmenlerimiz var. Benimkisi sadece bir örnek..
Bu gençlerimiz işsizlikten devletin geçici verdiği görevlere bile razı olurken bu yıl yine yüzlercesi, hatta binlercesi vekil öğretmenliği bile bulamadı. Bakıyorum piyasada yüzlerce, binlerce üniversite mezunu gencimiz boş geziyor.
Halâ annesinden - babasından para isteyerek cep harçlığıyla idare etmeye çalışıyor.
Tabi bu durum onların çok zoruna gidiyor...
Diyeceğim şu.. Bugün benim çocuklarımda okusun diye çırpınıp duran bir veli olarak ben ve çevremdeki insanlar olarak çocuklarımıza bunu anlatamıyoruz.
Çocuklar "baba (yada anne)" diyor."Bak teyzemin (dayımın, halamın, amcamın vs.) kızı (yada oğlu) okudu da ne oldu?
Feride ablam (yada Ali abim vs.) 4-5 yıl okudu, güya öğretmen oldu? (Mühendis oldu, işletmeci, turizmci oldu.vs.) Halâ tayini çıkacak diye bekliyor. Harcanan milyarlarca lira, üniversite okurken çekilen rezillik ve sıla hasretide cabası... Şimdi bizlerde okuyalım diye uğraşıp duruyoruz.Sonra okul bitecek bekleki tayin çıksın diye uğraşacağız. Bunca koşuşturmaca, emeklerin boşa gitmesi insanın zoruna gitmez mi?"
"Gider yavrum?"
"Öyleyse biz niye okuyalım diye çırpınıp duruyoruz, sizlerde paranızı boşuna harcıyorsunuz?"
Buyrun, cevabını geleceğimizin teminatı çocuklarımıza siz verin..
Ben yinede bu tür sorular karşısında çocuklarıma"Okuyun bilgili, kültürlü olun, elbet bu işsizlik sorunuda birgün aşılır " diyorum. Çünkü bunu demekten başka birşey gelmiyor elimden...
**
Neyse bunları bir daha bir daha yazıp içinizi karartmayayım.
Yeni atanan ögretmenlere hayırlı olsun. Ataması çıkmayanlara biraz daha sabır..
Yakup BONCUK