Okuduğumda uzun düşüncelere dalmama neden olan bir yazıydı bu… “Japonya’dan Türkiye’ye bir eğitim heyeti gelir. Temas ve incelemelerden sonra toplantı yapılır. Ve japon heyetindeki bir uzman şunları söyler:
“Sizin çocuklarınızda Milli Şuur yok.”
Bizimkiler bu saptama karşısında şaşırır.
“Bizim çocuklarımızın damarlarındaki kan, Milli Duygumuzun kaynağıdır…” derler..
Uzman “O başka…” der. Başlar anlatmaya…
“Biz, gençlerimize ilkokula başlamadan şok testler uygularız. Mesela uçak gibi hızlı giden trenlerimize bindirir, bir tur atarız. Çok katlı yollardan da geçer tren. Onları şöyle bir sarsar. Mini mini çocuklarımız teknolojinin bu baş döndürücü neticesini görerek şok olurlar. Sonra onları Hiroşima’ya götürüz. Bombalanmış bu bölge hakkında onları bilgilendirir, değil hayvan, bitkinin bile burada yeşermediğini gösteririz ve deriz ki; ‘Eğer sizler çalışmaz, sizden öncekileri geçmezseniz, vatanınız işte böyle düşmanlar tarafından bombalanır, hiçbir canlı yaşamayacak şekilde size bırakıp giderler… Çalışırsanız, bindiğiniz hızlı trenleri bile geçecek yeni vasıtalar yaparsınız. Gerisi sizin bileceğiniz iş…Çocuklarımız bununla ikinci bir şok daha yaşarlar.”
Bunun üzerine bizimkiler sorar:
“Peki biz ne yapabiliriz ki?”
“Siz çok daha önemli birşey gösterebilirsiniz çocuklarınıza…Bir metrekareye 6 bin merminin düştüğü savaştaTürkler herşeye rağmen galip çıkıyor, olmayacak bir şeyi olur hale getiriyorlar. En son teknolojiye ve donanıma meydan okuyarak inancın galip geldiğini isbatlıyorlar. Üstelik karşılarındaki düşmandan müttefikler sizin tabirinizle 72 millet var..
Peki içimizde metrekaraye 6 bin mermi düştüğünü bileniniz varmı?”
**
Evet bu bir hikaye gibi geliyor sizlere, bizlere, hepimize..
Ama bu ülkenin kurtuluşunda atalarımız, dedelerimiz ninelerimiz ne büyük bir iman gücü, bilek gücü göstermiş, inancın zaferiyle bu topraklarda bugün bizlerin huzur içinde, özgürce yaşamamızı sağlamışlardır.
Peki bizler bugün bırakın ülkemizi daha ileriye götürmenin çabasını, bu toprakların kıymetini ne kadar biliyoruz?
İçimizde ne hainler varki, bugün bile bu güzelim ülkeyi parçalamaya çalışıyorlar. Ülkeyi üç kuruşa satacak çok sayıda kansız dolaşıyor aramızda.
Ama Atatürk sevdalısı, Atatürk ilke ve inkılaplarından taviz vermeyerek hem bu kansızların emellerine ulaşmasını engellemeliyiz, hemde bu güzel yurdu ilelebet payidar kılmalıyız.
Yoksa Atatürk ve silah arkadaşlarının verdikleri emekler, kaybedilen onca canlar boşuna kaybedilmiş olur.
Ne mutlu bizlere ki; bugün büyük Atatürk’ün hayat verdiği yeni bir devrin başlangıcı olan şan ve şerefle dolu tarihimize ayrı bir onur katan Cumhuriyetimizin 86. Yılına eriştik.
Cumhuriyet; doğruluğu alışmayı bilgi ve çağdaşlaşmayı birbirinin hak ve hukukuna saygılı fırsat eşitliği tanıyan sayısız faziletlerle dolu bir çoğunluk rejimidir.
Hiçbir kötü emel Türkiye Cumhuriyetine zarar veremeyecektir. Kalbi Atatürk inancı vatan sevgisi ile dolu Türk ulusunun eşsiz kudreti ve çelik iradesi karşısında ne kadar güçlü olursa olsun dağılmaya ve yok olmaya mahkumdur.
Her Türk; Atatürk ideolojisini ömrü boyunca bir bayrak gibi yücelerde tutarak yurdunu ve ulusunu onun gösterdiği hedeflere ulaştıracaktır.