Tarsus’ta bundan yıllar önceydi.
Yanılmıyorsam 1993-1994’lü yıllar..
O yıllara kadar Tarsus eski parkının yanından geçip Şehir stadı ile Endüstri Meslek Lisesinin arkasından İsmetpaşa Rasim Dokur Bulvarına çıkan tali bir yol vardı.
Öyleki Tarihi Tarsus Parkının yanından Stadın arkasını takiben geçip giderken sokağın ıssız ve karanlık olmasından ürkerdi insanlar.. Ondan öncesinde ise Kültür Merkezi yapılmazdan evvel şimdiki Açık Hava Gösteri Merkezinin olduğu yerde marul, lahana, pırasa yetiştirilen tarla vardı..
Şimdiki Spor Salonunun yerinde ise toprak bir futbol sahası mevcuttu. O yıllar biraz daha gerilere götürür bizi.
Spor Salonu yapıldıktan sonra oralar biraz olsun temizlenmişti. Ardından top sahası Kültür Merkezine tahsis edildi.
Buna rağmen Parkın arka duvarından itibaren Rasim Dokur Bulvarına çıkmak isteyenler şimdiki Kültür Sokağı olarak tabir edilen sokaktan geçmek zorundaydı.
Ama gelin görün ki gerek gündüzleri gerekse geceleri bu sokaktan geçerken insanlar korkardı. Özellikle geceleri erkek bile olsanız, geçmek cesaret işiydi.
Sonra bu sokakta 1995 yılından itibaren sağlıklaştırma çalışmaları başladı. Sokak temizlendi, asfalt yapıldı, kaldırımlarına parke taşları döşendi.
Endüstri Meslek Lisesi Okulunun duvarına boydan boya değişik resimler yapıldı. Tabi benzer resimler karşı cephedeki stadın duvarına da çizildi.
Tarsus’lu ressamlar aylarca çalıştı, okulun ve stadın duvarına Tarsus’u simgeleyen resimler çizdiler. Tarsus’un tarihi eserlerini simgeleyen motifler, kentin ünlü şairleri, sporcuları, yazarları, şehrin simgesi olmuş bitkileri işlendi nakış gibi.. Hem de renk renk..
Bu çalışmalardan sonra adı geçen sokak tam bir Kültür Sokağı haline geldi.
En azından bu sokaktan geçenlerin içi ürpermiyordu..
Kadınlar, çocuklar bu sokaktan tek başına bile geçerken korkmuyorlardı..
Bırakın gündüzü, geceleri bile ışıl ışıl olan bu sokak gerçekten çok güzel yapılmış, kente yakışır bir şekilde dizayn edilmiş, şeffaf hale getirilmişti.
Bunun yanısıra adı geçen sokakta zaman zaman kermesler düzenleniyor, fuarlar açılıyor, çocuklar bisikletleriyle kaykay yapıyorlardı.
Bazıları için bu sokak hem sanatını icra etme alanı, hem de para kazanma mekanı oldu.
Sonra Tarsus Yarı maratonu düzenlendi. Buraya Türkiye’nin yanrısıra Afrika’dan, Asya’dan, Avrupa’dan yüzlerce yabancı atlet geldi.. Maratonun startı bu sokakta verildi. Kültür sokağı uluslar arası organizasyonlara ev sahipliği yapmaya başladı.
Bunlar madalyonun bir yüzündeki güzellikler. Ama birde madalyonun arka yüzü var.
O da bu güzelim sokağa sık sık saldırıda bulunan kişiler. Kim oldukları bilinmeyen şahıslar, binbir emek verilerek çizilen resimleri boyayla tahrip ediyor, karalıyor.
Yapılan tahribat bir değil, iki deği, üç değil..
3-5 ayda bir aynı olay tekrarlanıyor. Bizlerde üzülüyoruz, sanata saldırı yapıldığı için..
Oysa bu sokağa kamera sisteminin yerleştirilmesi ile bu saldırıları yapanlar tesbit edilebilir.
Kültür Sokağına kamera sistemi konulunca , bunun en azından caydırıcı olabileceği ve faillerin kısa sürede yakalanacağı bilinmelidir.
Naçizane benim görüş ve önerilerim böyle.
Onaylamak veya bu konuya duyarlılık göstermek ise yetkililere kalmış.
**