Kaşımaktan ve
kaşınmaktan zevk almayı
o kadar seviyoruz ki
anlatamam.
Yahu elli sefer değil,
binlerce kez hatta
milyonlarca kez söylenmiştir;
‘Her şeyi kaşıyın ama din ile
ilgili konulara ilginç yorumlarda
bulunmayın’
Birisinin ailesine, arkadaşına,
takımına, arabasına, kedisine,
köpeğine vs. Küfür edebilirsiniz.
Ancak dini ile ilgili bırakın küfrü,
laf etmek bile ateş yakar.
Yüce Yaratan,
son din olarak İslam’ı ve
onu bizlere tebliğ eden
Peygamberimiz (SAV)’i yollamıştır.
Bunun üzerine söz söylemek,
inkar etmek, insanın kendisine
kalmıştır…
***
Denizli Tabip Odası,
“Ilımlı İslam ve Bilim”
konulu bir konferans düzenledi.
Konferansta din ve bilimin
yıllarca çatıştığı yönünde
görüşler bildirildi.
Konuşmacılardan biri;
"Din bir şekilde toplumları
sürükleyebilmek, idare edebilmek,
hatta biraz daha uyutabilmek
için iyi bir silah. Ama bunu
kullandığımız zaman bilimden de
gittikçe uzaklaştığımızı görüyoruz
aslında" dedi.
Bir diğeri;
"Hz. Muhammed kanaatkâr mıydı?
Tüccardı. Kureyş Kabilesi'ndeki
bütün ekonomik erki elinde
tutmak istiyordu. Kanaatkârlığı
ben İslam'la çok bağdaştırmıyorum.
O aşağıdakini uyutmak için bir bağ
kuruyorum"
Bir başkası,
21. yüzyılı 'ateizmin yüzyılı'
olarak değerlendirdi ve ;
” Müslümanların, Hıristiyanların
veya Yahudilerin hiçbir kutsal
kitabı benim beynimin, aklımın
sığabileceği büyüklükte değildir.
Yani sorgulamam gerekiyor.
Biz biliyoruz ki dinler kendilerinden
önceki dinlerle beslenmiş.
Bugün baktığımızda Kuran'ın
yaklaşık yüzde 70-80'ni Tevrat'tan,
Sümerlerden, Hıristiyanlardan
bir sürü geçmiş dinlerden
Nuh tufanına kadar, Adem ve
Havva'nın oluşumuna kadar geçmiş.
Bu tür aslında bilimsel olmayan
ama dogmatik bir takım
öğretilerden almaktadır.
21. yüzyıl ateizmin yüzyılıdır.
Yani bugün için konjonktürde
Türkiye'de ılımlı İslam'ın ön plana
çıkmış olması bir şeyi değiştirmez.
Napolyon'un sözüne katılıyorum.
Ülkelerin kaderlerini yaşadıkları
coğrafyaları belirler" dedi.
Dinle ilgili tartışmalara
katılan bir doktor ise herkesin
Kuran-ı Kerim'in Türkçesini okuyup
kendi kafasına göre yorumlaması
gerektiğini ileri sürdü.
Bir ve daha,
bir başka katılımcı da
domuz etine değindi.
Tartışmaya açılması
gerektiğini söyledi:
"Biz hâlâ 'domuz eti yemek
günahtır" da kaldık. Bunu
tartışamıyoruz. Niçin günahtır?
Acaba değiştirsek mi?
Bunu kimse söylemeye bile
cesaret edemiyor. Bunu yapmalı mıyız?
Bence evet yapmalıyız"
***
Allah herkese bir ağız,
bir de dil vermiş.
Ağzı olan dilini kullanarak
konuşuyor işte.
***
Ben de konuşayım.
Alıntılar yaparak tabii.
Haram edilmiş hayvanların
hepsini Kuran’da bulmak mümkün mü?
Mesela Kuran’da köpek eti yasaklanmıyor,
yılan çıyan, kartal gibi hayvanların
haram olduğu yazmıyor.
Kuran’da bulamadım diye Allah’ın
Resulünün haram ettiği bu hayvanlara
helal denir mi? İnanmadıkları
Kuran-ı Kerim’de mealen buyruluyor ki:
(İhtilaflı bir işin hükmünü öğrenmek
için Kuran’a ve Sünnete bakın!) [Nisa 59]
(İhtilaflı şeyleri insanlara açıklayasın
diye bu Kitabı sana indirdik.) [Nahl 44, 64]
(Resulüme uyun ki,
doğru yolu bulun!) [Araf 158, Nur 54]
(Resule itaat eden, Allah’a
itaat etmiş olur.) [Nisa 80]
(O Peygamber, güzel şeyleri helal,
çirkin şeyleri haram kılar.) [Araf 157]
Allah-ü Teâlâ, sadece Kuran’a
bakın demiyor, Sünnete de bakın,
Resulüme uyun diyor.
Kuran’ı o açıklar diyor.
***
Tüh be,
ben de tartışmaya katıldım.
Bilimsel konuşmadım ama
ne yapayım, Rabbim bana
bilim dışı konuşmamı nasip
etti.
Az kalsın unutuyordum.
Yahu kardeşim bırakın bu geyikleri,
isteyen domuz,
isteyen de köpek yesin.
İsteyen inansın,
istemeyen inanmasın.
Yeter ki kimse kimseyi tahrik etmesin.
Kimi insanlar cehenneme,
kimileri de cennete gider.
Gerçi bu da bilimsel olmadı.
Neyse…