Bizim bir Hayali”miz vardı.
Ama artık yok..
Aradan tam tamına 30 koca yıl geçti..
O değerli insanı bundan tam 30 yıl önce 2 Ağustos 1980 tarihinde kahpe kurşunlara kurban verdik.
Oysa bir ay daha yaşamış olsa, bugün belkide aramızda yine kalem sallıyor, bilgi ve birikimi ile Tarsus’a hizmet üretecetiyor olacaktı..
HAYALİ HASAN YAVAŞ...
İlk bakışta isim bile bazılarının garibine gelebilir.. Hayali derken bu değerli fahri hemşehrimiz hayal gibi değil dimdik duruşuyla, efendiliği, vatan, millet sevgisiyle tanınmıştır.
Bu değerli abimizi bugünbir kez daha anlatmamın nedeni, kendisini unutamadığımızdandır..
Bizim de kaybettiğimiz insanlar var, hem de çok sevdiğimiz..
Tarsus’ta uzun yıllar gazetecilik ve köşe yazarlığı yapan Hayali Hasan Yavaş 2 Ağustos 1980 tarihinde kahpe kurşunlara hedef olarak aramızdan ayrılmıştır.
Vatanını, milletini çok seven bir şahsiyetti Hayali abimiz...
Bugün yeni nesil kendisini pek tanımaz. O nedenle Hayali Hasan Yavaş hakkında kısa bilgiler vererek onu yeni nesile de tanıtmak istiyorum.
1933 yılında Van ilinde dünyaya gelmiştir. Babası Hamit bey, annesi İkbal hanımdır.
İlk orta, lise tahsilini Van’da yapmıştır. Erkek Sanat Okulu mezunudur.. İlk yazısı 28.12.1948 tarihinde Van Sesi gazetesinde yayımlanmıştır.
Merhum Kemal Tursunbay’ın sahipliğini yaptığı eski Tarsus gazetesinde NOKTA sütununda günlük yazılar yazmış, aynı zamanda Yurt Şairleri ve Gönülden sesler " köşesini yönetmiştir . Evliliğinden üç çocuğu olmuştur.
Mersin’ de 1980 yılına kadar Ticaret Bakanlığı Bölge Ticaret müdür Muavinliği, Müdür vekilliği ve son olarak da Bölge Müdürlüğü görevini başarı ile yürütmekte olan Hayali Hasan Yavaş, memuriyetindeki hizmet süresini doldurarak kendi isteği ile emekliye ayrılmıştır.
Tarsus’ta basının duayenlerinden üstadımız Tevfik Urbay tarafından 1980’li yıllarda yayımlanan Zafer gazetesi, Hayali Hasan Yavaş emekliye ayrıldığında şu satırları yazmıştır: "Yıllardan beri gazetemizin ilk yayın hayatına atıldığı günlerde Hayali Hasan Yavaş, "Kalemin Ucundan" başlığı altında bir süre günlük yazılar, "noktacık" sütunundan hicivler yazmıştır. "
Aslen Van’lı olmasına rağmen bir Tarsus’ludan daha çok Tarsus sevgisiyle dolu olan Şair ve yazar Hayali Hasan Yavaş 1980 döneminin kargaşalı dönemlerinde ve hergün siyasi cinayetlerin işlendiği bir anda evine giderken öldürülmüştür. Katiller olaydan sonra firar ettiler, olayın nedeni ise sadece siyasi olarak hafı zalarda kaldı. Oysa Hayali’nin kimseyle bir düşmanlığı yoktu.
Ne acıdır ki, Hayali Hasan Yavaş, evine giderken, evine kısa bir mesafe kala silahlı kişilerin saldırısına uğramış ve aldığı kurşun yaralarıyla ağır yaralanmış, ilk önce Tarsus Devlet Hastanesi’ ne kaldırılmış ve Tarsus Devlet Hastanesi’ nde doktor olmadığı için hemen Adana Tıp Fakültesi Numune Hastanesi’ ne götürülmüşse de orada hayatını kaybetmiştir.
Evet..Hayali Hasan Yavaş yıllar evvel, ilk yazılarına Radyo mecmuasında başlamış ve daha sonra Türkiye’ nin bir çok gazetelerinde makaleleri ve şiirleri neşredilmiştir.
Vatan, millet sevdalısı, milliyetçi bir insan olan Hayali Hasan Yavaş’ın hatırasını yaşatmak ve Tarsus’lu şairler içindeki yerini korumak için Tarsus belediyesi tarafından Stad ile Meslek Lisesi arasındaki Kültür sokağına bir portresi yaptırılmıştır.
2 Ağustos 1980 ‘de öldürülen Hayali Hasan Yavaş’ın Tarsus Şehir mezarlığındaki kabri çalılarla kaplanmış, otların arasında kaybolmak üzereyken yine bir gazeteci yazar ağabeyimiz olan Orhan Kır, Abdullah Tufan, Mehmet Örsel, Halil Aksoy gibi şair dostları ve Mermerciler, Briketçiler Odası başkanı Mehmet Sorar’ın desteğiyle mermerden yaptırılmış, temizlenmiş, ortaya çıkarılmıştır.
İşte bu değerli basın şehidi abimizi ben 14-15’li yaşlarda tanımıştım. Kendisine o zamanki Tarsus gazetesinin kapısında hergün Yenises gazetesini verir, hal hatır sorardım.
Kahpece öldürüldüğünü duyduğumda ne kadar üzülmüş, gözlerimden yaşlar süzülmüştü.
Ancak, aynı ortamda bulunan Abdullah Tufan abimizin anlattıkları gerçekten acı vericiydi.
"1980 yılının o sancılı dönemlerinde benim işyerim şimdiki Garanti Bankasının yanındaydı. Bu mıntıka bir grubun etkisi altındaydı. Makam mevkii ise başkasının denetimindeydi. Sağ-sol olayları yüzünden birçok bölge sanki kurtarılmış alan gibiydi ve farklı görüşten olan insanlar ters görüşteki insanların hakim olduğu mahalle ve semtlere giremiyordu.
Benim işyerime de daha önce sık sık uğrayan Hayali kardeşim, olaylar artınca gelemez olmuştu. Nedenini sorduğumda "Abdullah hocam, ortam gergin, bir de biz üzerine gitmeyelim. Güvenlik açısından oralar uygun değil. Kusura bakma bu nedenden dolayı gelemiyorum. Ama seni çok seviyorum" demişti.
Sonra 2 Ağustos 1980 tarihinde çok acı bir olay sonrası öldürüldüğünü duydum. Bende aynı güvenlik zaafı yüzünden çok istememe rağmen Hayali’nin cenaze törenine katılamadım. Bu nedenle o günden bu yana içimde bir uhde kalmıştır. Bunun acısını ve üzüntüsünü hala yaşıyorum" derken bugünkü gençliğinde 1980 ve öncesi durum hakkında neler olduğunu bilmesini isterim.
İşte biz şairler ve yazarlar yazılarımızla, şiirlerimizle yaşamaya çalışırken Hayali Hasan Yavaş abimizde şiirleriyle bugün aramızda yaşıyor…
Bir kez daha kendisini saygı ve rahmetle anıyoruz.
**