Alman Hekim
Prof.Dr.Reckeweg,
"Domuz Eti ve İnsan Sağlığı"
isimli eserinde bir hatırasını
şöyle anlatır:
"Tedavi maksadıyla bir çiftçi
ailesinin biraz sapa yörede
bulunan çiftliğine gitmiştim.
Babada müzmin antroz
(dejeneratif eklem hastalığı) ve
kalça eklemi iltihabı vardı.
Ayrıca karaciğerinden de
rahatsızdı.
Annenin bacaklarında varis ve
eziyet verici kaşıntısı olan egzama
vardı. Ailenin kızları ise,
kalp yetmezliği ve romatizmadan
rahatsızdı.
En sağlıklıları görünmesine
rağmen oğulları da, anjin sonrası
kalp yetmezliğinden ve kan
çıbanından müşteki idi.
Evin öbür kızı ise,
müzmin bronşitten muzdarip idi.
Oğullarından bir diğeri de,
"domuz kıllanması" ve müzmin
plörite yakalanmış olup,
devamlı tekrar eden fistül ifrazatından
rahatsızdı.
Yukarıda sakinlerinin
hastalıklarından uzun uzadıya
bahsettiğim çiftlik evinde muayene
sırasında garip bir olaya şahit oldum.
Ailenin arasında iri cüsseli bir domuz
hiç istifini bozmadan aşağı doğru
sarkan kalın bir ağaç dalına abanarak
sırtını kaşıyordu.
Hastalara,
"Oradaki domuzu görüyor musunuz?
Onun kaşınmasına ve iltihaplara
yol açan maddeleri, etiyle beraber
siz de yiyorsunuz. İşte bu maddeler,
sizdeki hastalıkların yegane sebebidir"
dedim.
Yukarıda kendilerinden bahsettiğim,
Kara Ormanlar havalisinde oturan
benzeri çiftlik sahiplerinden verdiğim
nasihati dinleyenler, domuz eti
yemekten vazgeçerek hastalıklarının
çoğundan kurtuldular.
Şimdi o çiftliklerin etrafındaki
otlaklarda İslam ülkelerinde olduğu
gibi küçük koyun sürüleri yayılıyor”
***
İşte günlerdir konuşulan
domuz gribi hastalığının
nedeni…
Türkiye’deki insanlar
domuz eti yemişlerdir
yememişlerdir bilmiyorum.
Bildiğim;
dünyanın çok ama çok
küçük olması.
Yani globalleşme…
Bizde de domuz çiftlikleri var,
ne bileyim mikrop işte,
yerinde durmuyor.
***
Bu domuz gribi işi
biyolojik silah olmasın?
Hani her virüsün arkasından
yazarız ya belki onlardan biridir.
Birçok neden ve senaryo
üretebiliriz.
Sizi bilmem ama ben,
‘Alman doktorun tavsiyelerine
uyulması gerekir’ diye
düşünüyorum.