Hayatın her anı gitmeler ve kalmalar arasında gider gelir. Bu aslolan gitmek mi kalmak mı?
Gitmek istersin gidemezsen ne olacak? Kalmak istersen ne olacak?
Bu soruların yanıtları arar dururuz. Aslında her ikisi de zor. Bu aşk içinde geçerli arkadaşlık içinde iş hayatı içinde ve siyaset için de.
Siyasi yaşam içinde de gidip gelmeler hep vardır. Dünya’nın her ülkesinde siyasetçiler ağızlarından çıkan hatalı bir kelimeden dolayı istifa eder. Ancak bizim ülkemizde pişkinlik yapar koltuklarında otururlar. Klişeleşmiş olan çizgilerinden vazgeçmezler. Sadece kendileri bilir kendileri söyler ve kendileri dinlerler.
Domuz gribi aşısı, pardon ” domuz gribi vurgunu” ben bunu söylemeyi daha çok tercih ediyorum. Haber bültenleri dün bir alt yazı geçti 27 trilyon değerinde domuz gribi aşısı elde kaldı diye. Reklamlar dönüyor “salgın aramızda, aşı olunuz”. Vatandaşımız aşı olsun diye kuşak reklamlara girilmiş.
Artık yuh.
Sağlık bakanı Sayın Recep Akdağ bu açıklamalardan sonra neden istifa etmiyor ben bunu da anlamıyorum.
Aşı olunuz aşı olunuz.
Çünkü aşı elde kaldı bunu elden çıkarmak için her türlü yönü deniyorlar artık. Aşı bitmezse herhalde Sayın Bakan’da gider.
Bence şu anda gitmek zamanı.
Ben de gidiyorum artık. Her şeyden vazgeçerek. İnsan yaptığı hataların arkasına pişkin pişkin durup kalmaktansa, hatanı kabul edip gidilmeli.
Ey yâr, bu sözlerim sana.
Senden özür diliyorum. Yaptıklarımdan ötürü, seni üzdüğüm için. Dostlarına karşı seni rezil ettiğim için. İlkel davranışlarda bulunduğum için. Bu içinler çoğalır. Sözün özü,
“SENDEN ÖZÜR DİLİYORUM”