Hiç hayatınız ile ilgili hayallerinizi ve yaşadığınız gerçekleri sorgulama fırsatı bulabildiniz mi? Gerçek nedir hayal nedir. Bu da nereden çıktı demeyin, Bu yazı gerçek ve hayal arasındaki farkı o kadar güzel anlatacak ki önce tebessüm edecek daha sonra düşünmeye başlayacaksınız.
Önce küçük bir hikaye ile başlayalım, Buna ister hikaye deyin ister fıkra isterse masal nasıl isterseniz öyle düşünün. Çünkü şu an Türkiye’de gerçeklerden çok uzak, masalla uyutulup, hikayeler ile aldatılıp, fıkralar ile güldürülüyoruz. Yurdumuzun dört bir yanı Molotoflar ile yanıyor kimsenin umurunda değil…
Hikayemiz dört kişilik orta direk bir ailenin sıradan bir günün akşamın da geçiyor. 12 yaşındaki evin oğlu babasına gelerek “Babacım gerçek nedir hayal nedir arasında nasıl bir fark vardır” diye sorar”. Baba ise gazete okuduğunu söyleyerek başından gitmesini ister.
Evin oğlu aynı şekilde önce annesine sonra 22 yaşındaki ablasına da aynı soruyu sorar, her ikisinden de hemen hemen babasından aldığı tepkiye yakın bir tepki alır. Annesi ve ablası da evin genç delikanlısını başlarından bu şekilde savar.
Evin delikanlısı ağlamaklı bir şekilde tekrar babasına gider ve kendisinin neden bu evde adam yerine konulmadığını bir soruyu bile evde kimsenin kendisine anlatmadığı hüzünlü bir şekilde anlatır.
Baba dayanamaz ve oğlunu yanına çağırır “Bak oğlum önce anne sonra da ablana git ön kapıda İbrahim Tatlıses’in olduğunu söyle. Nasıl cevap verecekler gel bana söyle” der.
Evin oğlu önce annesine Annecim İbrahim Tatlıses ön kapıda seni soruyor ne yapayım diye sorar. Annesi “Oğlum ibo’ya söyle mutfak balkonun yanına gelsin” der.
Evin oğlu bu kez ablasına gider aynı soruyu ablacım İbrahim Tatlıses ön kapıda seni soruyor ne yapayım diye sorar. Ablası heyecanlanır “ibo’ya söyle arka bahçeye gelsin” der.
Evin oğlu bu sorulara ve aldığı cevaplara hiçbir anlam veremez. Hayal ve gerçek bunun neresinde diye düşüne düşen babasının yanına gelir.
Baba oğlunu görünce “ne oldu oğlum sordum mu?” diye seslenir. Oğlan babasına sordum ancak hiçbir şey anlamadım der. Annem “ibo’nun mutfak balkonuna gelmesini” ablam ise “arka bahçeye gelmesini söyledi” der.
Baba derin bir nefes alarak bak oğlum İbrahim Tatlıses’in ön kapıda olduğu bir hayal ama bir gerçek var ki biz bu evde iki tane orospu besliyoruz der.
Böylece hayal ve gerçek üzerine çok güzel gerçek bir örnek vererek oğlunun anlamasını sağlar.
Bizde şu anda hükümetimiz sayesin de bir türlü hayal ve gerçek teröristlerin kim olduğunu bir türlü anlamış değiliz.
Öyle ki hayali teröristler Silivri’de Ergenekon adı altında ağılaştırılmış mühebbet hapis ile yargılanırken. Gerçek teröristler, 40 bin kişiyi öldüren PKK’lı teröristler ellerini kollarını sallayarak Türkiye’ye geldiler. Onun ile birlikte binlerce insan güney doğu da adeta zafer çığlıkları attılar. Şu sıralar Türkiye’nin dört bir yanına Molotof atarak alev alev yakıyorlar. Son 7 şehidimiz ise işin cabası.
Soruyorum bu teröristlerin hangisi hayal hangisi gerçek, Binlerce can alanlar mı terörist yok bir takım yalan yanlış iddialar ile devlete karşı baş kaldırma ihtimali olanlar mı terörist,
Bizim devletimiz gerçek teröristler ile mücadele etmesi gerekirken, nedense hayali teröristler ile sıkı bir mücadele veriyor. Gerçek teröristler ellerini kollarını sallayarak dolaşırken, Hayali teröristler ise birer vatansever olduklarını ispatlamak için analarından emdikleri süt burunlarından geliyor.
Başbakan Erdoğan, 3 Eylül 2007 tarihinde yaklaşık iki yıl önce, 60. Hükümetin programını açıklarken “Farklılıkların, Zenginlik Olacağını İfade Ederek, “Bu Ülkede Bölücü Teröre Destek Verenleri de Terör Örgütü Olarak İlan Ediyorum.” Demişti. Türkiye’de bölücü terör örgütü kim. Tabii ki PKK.
Acaba şu anda Türkiye’de bu hükümetin, dolayısı ile AKP’nin ve DTP’in dışında bölücü terör örgütüne yardımcı olan kim var. Kimse yok.. DTP’nin ne olduğunu biliyoruz. Eli kulağında bugün yarın kapanacak…
Başbakanın bu söyleminden sonra Bu hükümetin dolayısı ile AKP’nin de Terör örgütü olarak ilan edilmesi gerekmiyor mu ?
Hem de gerçeğinden hayalinden değil.
Hayallerinizin bir gün gerçeğe dönüşmesini dileği ile kendinize iyi bakın.
Burhan Akdağ