Son yıllarda iş dünyasında iki önemli konu var. Biri tekstilin kötü gidişatı, diğeri ise bazı bölgelerde uygulanan teşvik sistemi...
Bu hususta Tarsus’taki tekstilcilerde muzdarip, diğer işkolları da. Çünkü Tarsus’a teşvik uygulanmıyor, kapsam dışı tutuluyor yıllardır.
Bu nedenle Berdan Tekstil ve Çukurova gibi büyük fabrikalar kapandı.
İşin en acı yanı da ne biliyormusunuz?
Hem bölgemize teşvik verilmiyor, hemde bu işletmeler kapandığı, binlerce insan işsiz kaldığı halde destek olunmuyor.
Bunların sonucunda kapanan ve yıkılan işyerleri gözümüzün önünde.. Ama birde Berdan’ın abide gibi duran bacasının yıkılması yokmu?
Dün bir hemşehrimiz telefon açıp durumu bildirdiğinde çok üzüldüm.. Gerçekten de Kasım Ağanın döneminde yapılan bu abide gibi fabrika yıkıldığı gibi şimdi birde bazıların yıkmayacaklarına söz verdiği halde bacayı yerle bir etmesi benim kanıma dokundu..
Şimdi kala kala elimizde bu bacanın görüntü ve fotoğrafları kaldı..
Muhteşem Ekenler son yıllarda tekstilin gözden çıkarılmasının son derece yanlış olduğunu söyler ken"Binlerce insana istihdam sağlayan bu tesisler kolay kurulmuyor. Destek olunması lazım" diyordu.
BERDAN’IN GEÇMİŞİ..
Tarsus’ta 1951 yılında çırçır ve prese tesisleri olarak faaliyete başlayarak hızla büyüyen Berdan Tekstil, geçen yıla kadar Amerika'dan Çin'e kadar 22 ülkede 83 markaya ürün satarak ülke ekonomisine katma değer sağlıyordu.. 2000 yılında yaşanan ekonomik krizden bu yana 50 milyon euro borç ödemesi yapan firma, yeni yatırımlarla kapasitesini büyütmek, uluslararası rekabette daha da öne çıkabilmek için çabalarken, sektörle ilgili ortaya atılan olumsuz açıklamalar ve buna bağlı bakış açısının moral bozukluğu yaşadı ve sonrada kapandı..
Berdan Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Muhteşem Ekenler, firma olarak 5 milyon euroluk bir yatırım ile yıllık 9 milyon metre olan üretim kapasitesini 18 milyona, işçi sayısını da 850'den bin 500'e çıkarabileceklerini düşünürken ne yazıkki fabrika sermayesizlikten kapandı..
Oysa Berdan Tekstil kuruluşundan bugüne kadar 200 milyon euro sabit yatırım yapmıştı. Ekenler, "Maalesef bir hükümet üyemizin tekstil sektörünün bittiğine yönelik açıklamalarının da etkisiyle olumsuz bir kanaat oluştu. Bankalar bu yüzden sektöre kredi vermeye sıcak bakmadı.. 2000 yılı ekonomik krizinden bu yana 50 milyon euro borç ödedik. Borç ödemeye odaklandığımız için yeni yatırım yapamadık. Kaynak sıkıntısı yüzünden sözünü ettiğimiz 5 milyon euroluk yatırımımızı yapamadık.. Bu yatırımı yapmış olsak bugün çok daha farklı noktada olurduk" diyor..
Tekstile komşu fizibilitesi ile yatırım yapanlar yüzünden sektörün sıkıntıya girdiğini savunan Ekenler, "Adana'da tanıdığım bir kasap, gümrük birliği öncesi 'Nasıl olsa bize de bir iş çıkar' diye 2 adet dokuma tezgahı aldı. Halbuki o arkadaş kendi kasap dükkanını geliştirmek için çalışsaydı daha faydalı sonuçlar alırdı. Avrupa Birliği ve Gümrük birliğine girilecek diye komşu fizibilitesi ile tekstil fabrikaları kuruldu. Bir de bizim gibi eskiden kurulan, altyapısı geçmişi olan, yetişmiş insan kadrosu olan firmalar var. Bir defa bunları ayırmak lazım. Her işin bir fizibilitesi var. Bu kadar üretilen mal nereye satılacak diye düşünmek lazım. 'Berdan para kazanıyor ben de yapayım', 'Bossa para kazanıyor ben de kurayım' diye komşu fizibilitesi ile iş yapılırsa sonu böyle hüsran oluyor. Tekstilde maalesef böyle fabrikalar kuruldu. Neticede Uzakdoğu ve bilhassa Çin'le rekabet etmesi çok zor. Çünkü bunlar yeterli altyapıya, kadro ve uzmanlaşmaya sahip değiller. İnsan yetiştirmek, o pazar payına sahip olmak, modayı takip etmek, markayı oturtmak devrimle değil evrimle oluyor. Bu bir zaman meselesi, hazım meselesidir" diye konuştu.
Tekstil sektörünün en büyük kabusu olarak gösterilen Çin'de elyaf sübvansiyonunun yanı sıra elektrik, kredi ve işçi maliyetinin yok denecek kadar az olduğunu buna ilave olarak kalitesiz boya ile ucuz ürün yaptıklarına dikkat çeken Ekenler, fabrikasının kapanmasından ve işçileri çıkarmak zorunda kalmasından dolayı çok üzgündü.
Geçen ay işçilerini fabrika bahçesinde toplayıp onlara yemek veren ve alacaklarına mahsuben para dağıtan Ekenler, yinede gelecçekte tekrar faaliyete başlayacaklarından umutlu..
AH ŞU TEŞVİK MESELESİ!..
Birde ticareti ve fabrikalar kurulmasını teşvik meselesi var. Tarsuslular, Mersin’liler, hatta Adanalılar bu durumdan bir hayli muzdarip.
Bir işadamı olarak bu konuya da parmak basan Ekenler herkesin sesine tercüman oluyor...
Hükümetin iyi niyetle çıkardığı geri kalmış yörelere teşvik uygulamasının istismar edildiğini ve haksız rekabete yol açtığını kaydeden Ekenler, buna örnek olarak K.Maraş'ın gösterilebileceğini ifade etmektedir. K.Maraşlı politikacıların üstün lobi faaliyetleri ile kurulu tesislere aynı teşviki aldırmayı başardıklarını savunan Ekenler, "Benimle aynı kapasiteye sahip, aynı işi yapan bir tesis Kahramanmaraş'ta kurulu ise yılda benden 3 milyon TL daha fazla para kazanıyor. Bunu sadece K.Maraşlılar alıyor. Ben Tarsus'ta fabrikam olduğu için cezalıyım. Neticede ben iplik fabrikamı kapattım, 600 kişiyi işten çıkardım. Bütün ipliğimi Kahramanmaraş'tan alıyorum. Çünkü daha ucuz. Yaşamak mecburiyetindeyim. Ne oldu, oradan adamı işe alırken buradan çıkarttınız"
Türkiye'de ekonomiye sadece faiz, döviz ve borsa üçgeninden bakanlar bulunduğuna da dikkat çeken Ekenler, "Bu at gözlüğünden bir an önce kurtulmamız ve reel ekonomiye yoğunlaşmamız gerekiyor" diyerek içini dökmüştü.
Çukurova ve Berdan Tekstil gibi tesisler çok kolay kurulmuyor. Tarsus'ta Berdan' gibi Çukurova gibi büyük bir tesis kapandı ve maalesef tekrar açılmadı. İşsizlik iyice arttı.
Bu sebeple mevcut tesisleri destekleyerek ayağa kaldırmak çok daha akıllıca. İşte teşvik ve tekstilde durum. Sayın Ekenler herşeyi çok güzel özetlemiş. Biz ise ona katılıp, destek verip bir nevi sözlerini tasdik ediyoruz.
Ama sonuçta şunu da belirtelim...
Teşvik olayındaki hatalar ve tekstil krizi nedeniyle Tarsus’ta 10 bine varan insan işsiz, aşsız kalmıştır. Bu da piyasayı olumsuz etkilemiş Tarsus’un üzerine kara bulutlar çökmesine neden olmuştur.
Üstünü üstlük yıkılan fabrika ve sonrasında bir yıl geçmesinin ardından sembol olan bacasının bile yıkılması bizi çok üzmüştür.
Bu üzüntülerin birgün son bulması dileğiyle...Sabır diyorum..