Şifremi unuttum | Üye Ol
    GÜNDEM   |  SİYASET   |  SPOR   |  DÜNYA   |  EKONOMİ   |  MAGAZİN   |  MEDYA   |  EĞİTİM   |  SAĞLIK   |  TEKNOLOJİ   |  YEREL HABER   |  FOTO GALERİ 
   
 
 
 
 
Evetler ve Hayırlar…
  Naif KARABATAK   naifkarabatak@gmail.com 11 Ağustos 2010 Çarşamba  

       TRT’nin siyah beyaz ekranlarında onu “Evet-Hayır” yarışmasıyla tanımıştık. Yaşına göre hayli hareketli, kıvrak ve bir o kadar da lafazan bir sunucuydu. Erkan Yolaç’tan bahsediyorum…

Adından çok “Evet Hayır Yarışması” olarak ünlenen Erkan Yolaç, evlerimize beyazcamla konuk olurken, her yarışmacıya “Başınızı emme basma tulumba gibi sallamayacaksınız” diyerek, yarışmacıyı sahneye “mehter marşıyla” çağırıp, “İzmir marşıyla” gönderirdi.

O iki kelimeyi kullanmayacaksın” derdi…

O iki kelime ise “Evet” ve “Hayır”dı…

Ekran başındakilerin “bundan kolay ne var?” demesine karşın, çocukluğumuzda kendi aramızda yaptığımız yarışma da bile, görürdük ki, “iki dakikalık süre içinde” o iki kelimeyi kullanmamak ne mümkün…

Çünkü çok iyi biliyoruz ki, o sihirli iki kelime, hayatımızın her alanında var…

Her şeye “evet” denmeyeceği gibi, her şeye “hayır” demek de kabul edilebilir değildir. Bunun içindir ki, “neye evet, neye hayır” diyeceğini bilmek gerekiyor…

Her şeye “evet” diyenlerin “yönetici” olamayacağı söylenir…

Her şeye “hayır” diyenlerin de iyi bir ilişki içerisine giremeyeceği esastır…

Bu da gösteriyor ki, neyi nerede konuşmak gibi, neyi kabullenip, neyi reddedeceğini de bilmek gerekiyor…

Kuru kuruya her şeye “evet” diyenler ne kadar yanlış içerisindeyse, kuru kuruya her şeye “hayır” diyenler de aynı yanlışla karşı karşıyadır…

Hayatımız boyunca neye “evet” dediğimizi, neye “hayır” dediğimizi gözden geçirme şansımız olsa, şunu göreceksiniz; “Olumlu her şeye “evet”, olumsuz her şeye de “hayır” dediğimizi…

Ancak bir fark var, bunun için “önyargıdan uzak olmanız” da gerekir…

Kuru kuruya muhalefet yapanları buna dâhil etmiyorum…

***

12 Eylül’de önemli bir halkoylaması var…

Halka danışmak, son kararın halkın olduğunu deklare etmektir de…

Bütün vesayetçilerden, bütün dayatmacılardan, bütün baskılardan uzak, “halk nasıl istiyorsa öyle” demenin bir başka şeklidir referandumlar…

Bunda “ben yaptım oldu” yok…

Veya “Bugün böyle karar verdik, yarın nasıl karar veririz belli olmaz” diye acayip bir yorum da yok…

Geçen yıl tam aksi karar vermiştiniz, bugün neden böyle karar veriyorsunuz?” diye suçlamak da yok…

İşimize gelirse 267, işimize gelmezse 367, belki de 487 ya da 550 diyebiliriz” gibi keyfi hukuki yorumlara da yer yok…

Vatandaş ya “evet” diyecek ya da “hayır” ama vatandaş diyecek…

Öyle “kayısıya çözüm oluyor mu, olmuyor, öyleyse hayır” gibi çocukça yaklaşımlardan uzak değerlendirmelere ihtiyaç var…

Anayasa nedir, neye yarar, getirilen değişiklik nedir, öncekinden farklı ne gibi demokratik adımlar atılmış, vatandaşın hayatı ne kadar kolaylaşmış, ne kadar özgürlük sağlanmış, demokrasi ne kadar rayına oturmuş.. gibi kriterlere bakmak gerek…

Anayasa, bir yemek kitabı değildir, istihdam alanı sağlayan fabrika da değildir...

Anayasa, bir toplumun nasıl yaşayacağını, nasıl idare edileceğini, hangi haklara sahip olduğu.. gibi günlük yaşayışa atıf yapan kararlar bütünüdür…

Ya da orijinal tarifiyle; “Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasadır.

Burada anayasayı hazırlayana göre değişiklik gösterebilir…

Mesela anayasayı darbeciler hazırlamışsa, vatandaşı potansiyel düşman görerek, kendisini koruma kalkanı altına alarak anayasa hazırlamış olma ihtimali yüksektir. Zaten yaşadığımız süreçler de bunu gösterdi…

Ancak, anayasa, halk tarafından, siviller eliyle, özgür bir ortamda, halkın istediği bir şekilde hazırlanırsa, “insan odaklı” olur ve “devletin, milletin hizmetinde olan kurum olduğunu” anlarsınız…

12 Eylül’de yapılacak referandumda da, insan odaklı bir anayasaya “evet” ya da “hayır” diyeceğiz…

Silahların gölgesinde değil, baskıyla değil, korkuyla değil, kendi seçtiklerimiz eliyle hazırlanan, kendi özgür irademizle karar vereceğimiz bir anayasayı oylayacağız…

Bu açıdan, 12 Eylül’de sahneye koyulacak olan, Erkan Yolaç’ın keyifle izlediğimiz “Evet-Hayır oyunu” değil, “evet” dememek için, “kırk dereden su getirme samimiyetsizliği” ise hiç değil…

Bu bir oyun değil, bu darbecilere karşı “biz yaparız, alasını da yaparız” denen ilk sivil anayasanın ayak sesleridir…

Bu yazı 428 defa okunmuştur.
 Yorumlar  -   Yorum Ekle

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 
 
 
A. Raif Öztürk

Avantajlar sezonu ÜÇ AYLAR başladı.
 
 
 
 
 
Naif KARABATAK

Fenerbahçe Savunması!
 
 
   
 
  HAVA DURUMU

Hava Durumu ISTANBUL
16/9
Şehir Seç »   
 
  DÖVİZ KURLARI
   Alış  Satış  
  USD  1,4570  1,4640  
  EURO  2,1902  2,2008  
  GBP  2,4021  2,4147  
   ÇOK OKUNANLAR
   YAZARLAR
      A. Raif Öztürk
      Naif KARABATAK
      Mehti SARAÇ
      Gündoğdu YILDIRIM
      Fuat TÜRKER
      Fethi AKAR
      Müge ORUÇKAPTAN
      Yakup BONCUK
      Güngör URAS
      Eshabil ÜSTÜNDAĞ
   ÇOK YORUMLANANLAR
   ANKET
Cumartesi Günü Mesaisi'ni destekliyormusunuz?
Destekliyorum
Desteklemiyorum
   ŞANS OYUNLARI
21/04/2012
2-9-14-22-32-38
18/04/2012
4-14-17-18-28-10
 
   GAZETELER

 
 
ANA SAYFA   |   GÜNÜN TÜM HABERLERİ   |   MODA OLANLAR   |   ARŞİV   |   ZİYARETÇİ DEFTERİ   |   KÜNYE   |   REKLAM   |   CANLI YAYIN İZLE  |   İLETİŞİM
 
RSS | Add to Google Haberingundemi.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Haberin Gündemi sorumlu tutulamaz.