12 Eylül yaklaştıkça tansiyon da yükseliyor. Taraflar “evet-hayır” oyundan çok uç noktaymışçasına, “ölüm-kalım” meselesi gibi algılayıp, elindeki son kozu oynayıp, eteğindeki taşları dökmek istiyormuş görüntüsü veriyor…
Oysa her iki taraf için de yanlış…
Etliye karışanlar da, sütlüyle uğraşanlar da, “aman bana değmesin” diyenler de “ikisi arasında karar veremeyenler” için de yanlış…
Günlerdir televizyonlarda ahkam kesiliyor…
Meydanlarda liderler bir birlerine çamur atıyor…
Bazıları kulak kesiyor, bazıları ip atlıyor, bazıları da elmalarla armutları toplamaya çalışırken, dünyanın en komik adamı durumuna düşüyor…
Bütün bunlara ne gerek var bilmiyorum…
12 Eylül’de 26 maddelik bir anayasa değişikliği oylanacak…
***
CHP “iki maddeyi kaldır, 24 maddeye evet diyeyim” demişti zaten. O zaman bugün CHP’nin hayır bayrağı sadece HSYK ve Anayasa Mahkemesi için mi, değil…
Anayasa Mahkemesi de 367 hukuksuzluğuna rağmen eline geçen taslağı “kendince kırparak” halkoylamasına sunmuştu. Yani Anayasa Mahkemesi de anayasa değişikliğine “olur” demişti…
İş kalıyor HSYK’ya…
HSYK, vatandaşın 12 Eylül’de “Hayır” oyu vermesi için kitapçık bastırmış…
Muhtemelen devletin kesesinden bastıracak hali de yok…
Hani öyle bir ödenek bulunmaz…
O zaman Kadir Özbek seçeneği kalıyor…
Bir de Seyfi Oktay seçeneği. Belki de kırmızı hatlı telefondan aramış, “Kadirciğim, hep hakim ataması için arayacak değiliz ya. Şöyle cillop gibi hayır kitapçığı bastır da evetçilerin sayısını düşürelim, paralar benden” demiştir…
O zaman bu değişikliğe tek karşı çıkan kurum HSYK…
Tek karşı çıkan siyasi parti ise MHP…
***
“Öyle değil” dediğinizi duyar gibi oluyorum ama öyle…
CHP, 24 maddesine daha önce “okey” demişti. “iki maddeyi çıkar da gel, alla da gel, pulla da gel” diye şarkı da söylemişti…
Derdi iki madde demek ki…
Saadet Partisi ve Büyük Birlik Partisi de “evet” diyor…
Başka kim kaldı?
Kararsızlar elbet. “Evet mi, hayır mı, söyler misin bana nedir cevabın” demeye gerek yok. Belki de eveti de yeterli bulmuyordur, hayırı da…
O zaman kararsızların anayasa değişiklik paketini yeterince okumalarını tavsiye edebilirim…
***
Bir başka cephe daha var; Boykotçular…
Belki de “sandığa gidersem evet derim” diye tereddüt edenler…
Ya da “halkın evet diyeceğinden” çekindiği için boykot demektedir…
Ama unutmayın ki, seçimleri boykot etmek, sağlığa zararlı ürünleri boykot etmeye benzemez…
Hele hele bu bir seçim değil de halkoylamasıysa…
Yani “bu yasayı değiştirelim mi, değiştirmeyelim mi” diye soruluyorsa…
Halk da cevap verecek, “değişsin veya değişmesin” diye. “Hem değişsin, hem değişmesin” gibi komik bir cevap olamayacağına göre, iki şıkkın dışında kalan ne kadar samimi olabilir?
Evet diyenler belli, hayır diyenler belli peki boykot edenler anayasa değişikliğinde yapılan iyileştirmeleri bu halka layık mı görmüyor?
Mesela kadınlara pozitif ayrım yapılmasını istemiyor mu?
Çocukların dezavantajlı konumundan, avantajlı konuma geçmesinden memnun olmayacak mı?
Mesela YAŞ kararlarında mağdur olanların hakkını aramasını önemsemiyor mu?
Belki de memurların görüşmeden, sözleşmeye geçen maaş artışlarını beğenmemiştir…
Siyasi partilerin kapatılmasının kolaylaşmasını istemiş olabilir mi?
Yoksa.. yoksa “şeklen” de olsa, “usulen” de olsa “tokat gibi cevap” verilecek olan darbecilerin yargılanmasına mı üzülüyorlar…
Olamaz…
Anladım, “Evet desem AK Partiyle, SP’yle, BBP’yle bir arada olacağım. Hayır desem CHP ile MHP’yle aynı kulvarda olacağım, yok arkdaş bu bize uymaz” deyip boykot ediyor olabilirler…
Ama bence bu ülkede yaşayan herkesin etliye de sütlüye de karışması gerekir.
Yoksa ortaya konan her şeyi bir 30 yıl daha bize yedirirler…
Unutmayın, 12 Eylül’de Merkür bile yörüngesine girecek…