Yaklaşık iki yıl önce kaleme aldığı ‘Ergenekoncuları iyi belleyin’ başlıklı yazımı içinden geçtiğimiz şu kritik günlerde bir kez daha sizinle paylaşmak istiyorum. Zira çember gittikçe genişliyor.
Ergenekon’un neresinden tutsak, neresinden başlasak, ne kadar gerilere gitsek yeridir.
Yazıya aslında 1925 yılında Kars cephesinin büyük kumandanı ilk meclis mebusu Halit Paşa’nın meclis salonunda ‘Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir’ yazısının altında nasıl vurulduğunu, sonra günlerce meclisin kullanılmayan bir odasında tedavi edilmeyerek, ölüme terk edildiğini, can çekişerek nasıl can verdiğinden; olayın meclisin ortasında herkesin gözleri önünde olmasına rağmen, Paşa’nın nasıl ‘kim vurdu’ ya gittiğinden başlamak isterdim. Ama……
Şimdilik o kadar gerilere gitmeyelim. ‘Dersim olayları’ diye anılan olaydan ve onların arkasında kimlerin olduğundan da bahsetmeyeceğim. (Yazı kaleme aldığımda daha Onur Öymen, Dersim katliyamına arka çıkmamıştı) Şeyh Sait Ayaklanması’ diye tarih kitaplarına yazdırılan olayında aslından da bahsetmeyeceğim. Bediüzzaman Said Nursi’nin yaşadıklarından, yaşayamadıklarından da bahsetmeyeceğim. ‘Menemen Olayını’ bir kez daha kurcalayıp ‘aslında kim kimdi’ diye de sorgulamayacağım. Hele Menderes’i ipe götüren komediye hiç değinmeyeceğim. ‘Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz’ diyen devlet büyüğünden! Ve aynı gün aynı silahla bir sağcının bir de solcunun öldürülmesine de değinmeyeceğim.
Yalnız gelecek kuşaklara yaşanılabilir bir Türkiye bırakmak adına yaşadığımız olayların aslını iyi bellememiz gerekiyor.
Gelecek kuşaklara daha demokrat, daha özgür, daha adil, daha temiz, daha güçlü, bölgesinde ve dünyada söz sahibi bir Türkiye bırakmak istiyorsak yaşadığımız olayların aslını ve kim kimdir iyi bellememiz gerekiyor.
İyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı, hak ile batılı. Bir de kandan, kinden, bölünmüşlükten, zafiyetten, benim olsun küçücük olsuncuları, toplumu ayrıştırıcı; kanla, silahla, baskıyla varlığını sürdüren Ergenekoncuları iyi bellemek gerekiyor.
Ergenekon’un kalemşörlerini iyice bellemek lazım ki bir süre sonra fırtına dindiğinde hayat normale dönmeye başladığında bunların kim olduğunu ve nerelerden beslendiğini unutmayalım.
30 bin vatan evladının toprağa düşmesine neden olan PKK terörünü kimin bitmesini istemediğini, kimlerin bölgede uyuşturucu ve silah ticareti yaptığını iyi bellemek lazım.
Doğu ve Güneydoğunun kalkınmasına kimin engel olduğunu oraya verilen teşviklerin nerelere kimlere gittiğini iyi bellemek lazım.
Nükleer santrale kimlerin karşı çıktığını (kullanılan köylülerden bahsetmiyorum) iyi bellemek lazım
Altın ve bor madenlerinin çalışmasına kimlerin; hangi siyasi, medya ve iş çevrelerinin karşı çıktığını iyi bellemek lazım.
Yıllardır deniz, demir ve havayolu taşımacılığının gelişmesine kimlerin niye engel olduğunu iyi bellemek lazım.
Kıbrıs’ta çözümsüzlüğü çözüm olarak görüp oradan nemalananları, ‘Kıbrıs’ı da Sattılar’ diye başlık atanları iyi bellemek lazım.
Sınır komşularımızla ilişkileri bozanların arkasındakileri iyi bellemek lazım.
Darbe için uygun şartlar oluşturanları iyi bellemek lazım, Faili meçhul cinayetlerin failinin kim olduğunu iyi bellemek lazım. Madımak olayının, Gazi olaylarının, Uğur Mumcu’nun, Ahmet Taner Kışlalı’nın, Bahriye Üçok’un, Necip Haplemitoğlu’nun, Danıştay 2. daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin’in, Susurluk kazasında ölenlerin, Hrant Dink’in faillerini iyi bellemek gerekiyor.
Kısaca Ergenekon’u, onun siyasi, ticari, bürokratik uzantılarıyla kalemşörlerini iyi bellemek lazım.
Sanırım bugün bunlara ordunun büyük bir kısmını ve yargı organlarını da eklemek gerekiyor. Zira Ergenekon zihniyetinin büyük kısmı buralara yuva yapmış.
Büyük, güçlü, modern ve çağdaş Türkiye için bunları tek tek bellemek gerek.