Günümüzde eğitim ve öğretimin önemi malum. Her anne baba çocuklarının en iyi şekilde eğitim alabilmesi, hedeflediği okulları kazanıp iyi bir meslek sahibi olmasını ister.
Ancak bunu isterken birçok anne babanın içinde bir uhde vardır.
Nedir bu?
"Ben okuyamadım, büyük adam olamadım, bari çocuğum okusun, iyi bir meslek sahibi olsun"dur.
Bu genel olarak hep aynıdır. Çocuklarımız okusun diye varımızı yoğumuzu ortaya koyarız. Okulunda başarılı olması için yemeyiz, yediririz, içmeyiz içiririz, giymeyiz giydiririz. Eğer başarılı olamıyorsa "aman çocuğum bir dershaneye gitsin" diye üzerine titreriz.
Ben öyle insanlar tanıyorum ki, adamın evinde ekmeği aşı zor kaynıyor. Ama çocuğunu dershaneye gönderebilmek ve onun başarılı olabilmesi için para buluyor.
Ne mutlu ki eğitim ve öğretimin böyle önemini kavrayabilene, çoluk çocuğunu okutup başarılı olabilmesi için çaba harcayan anne babalara.
Öyle fedakar anne ve babaların yanı sıra çocuklarında kendine gösterilen bu ilgi ve fedakarlıkların farkına varması ve ebeveynlerinin yüzü kara çıkarmamasıdır.
Eskiden liseyi bitirenin öğretmen olarak bir iş ve aş sahibi olduğu Türkiye’mizde artık iş aslanın ağzından midesine inmiştir.
Liseyi bitirsen bir hiçsin, üniversiteye gidip milyarlar harcayıp 4-5 sene tıpta 6-7 sene, hatta bazın 10 sene dirsek çürütüp çaba harcayanlar mezun olduklarında işsizlikle karşı karşıya kalmıyorlar mı en büyük üzüntüm bu oluyor.
Çünkü 4 yıl Üniversitede okuyup mezun olanların bile bir işe girebilmesi için şimdilerde birde KPS sınavı diye bir şey icat edildi.
Yani okumanın değeri ve karşılığını eskisi gibi alabilmek kolay değil.
Birde madalyonun diğer yüzüne bakalım isterseniz.
Benim amacım burada dershaneleri övmek veya yermek değil.
Çünkü yıllar evvel dershaneler diye bir olay yoktu. Yada bir iki dershane varken bile ilköğretimde yada lisede öğrenim gören öğrencinin dershaneye gitmesi gerekmiyordu. Devlet okullarında aldığı eğitim bile yeterli geliyordu. Sonra dershaneler girdi hayatımıza. Bu dershaneler elbette eğitimimize katkı sağlıyorlar. Ancak benim garibime giden şu. Eskiden dershanelere bile gitmeyen öğrenciler başarılı olabilirken bugün dershaneye gitmemek yadırganıyor. Çünkü kime sorarsanız sorun, okullarda alınan eğitim yetersiz kalıyor diyorlar. Böyle olunca da öğrenci ister istemez dershanenin yolunu tutuyor.
Bana sorarsanız benim kitabımda şu yazar "Ben bir öğretmensem ve okulunda öğrencime yeterli bilgi veremiyorsam ve o öğrenci kendisini dershaneye gitmeye zorunlu hissediyorsa, o zaman ben görevimi yapamıyorum" demektir.
İşte asıl sorgulanması gereken, irdelenip bir çıkış yolu bulunması gereken konu budur.
İllaki her velinin öğrencisini dershaneye gönderme zorunluluğu yoktur. Ama öğrenciyi öğrenim gördüğü okulda yeteri kadar bilgi sahibi yapamıyor ve özel ders almaya mecbur bırakıyorsak burada bir yanlışlık var demektir.
Bu dediğimden sakın öğretmenlerimiz alınmasın. Ama ortadaki gerçek bu.
Bu gerçeği de kimse inkar edemez