Tarsus’ta son 16 yıl içinde KKTC eski Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ı 3. Kez ağırladık..
İlk gelişinin 1995 yılı olarak hatırlıyorum. O tarihlerde adına Tarsus Belediyesi bir park yaptırmıştı. 1995 öncesinde halı saha,düğün salonu ve birahane ile kahvehane bulunan Toros mevkiindeki harabe görünümlü alan yıkılmıştı. Hergün kavgaların olduğu, polisin olay çıkmasın diye karargah kurduğu Toros mevkii temizlenmiş ve buraya park yapılmıştı. O dönemin yeni belediye başkanı Burhanettin Kocamaz tarafından ilk icraatlardan birisi olarak yaptırılmıştı. Denktaş Parkı..
Açılışınıda o dönemlerde KKTC Cumhurbaşkanı olan sayın Denktaş bizzat gelerek yapmıştı. Yani bundan 15 yıl önce…
O tarihlerde basınla da bir sohbeti olmuş, bizleri Mersin Otelinde (Şimdiki adıyla Şelale Oteli) toplamıştı.. O yıllara kadar kendisini bir Kıbrıs mücahidi olarak tanıdık. Ömrünü de Kıbrıs Türk’ünün bağımsızlığı ve huzuru rahatı , çıkarlarını korumak için harcamıştı.. Elimde o tarihten kalan tek fotoğraf var. Bu fotoğrafı 9 Aralıkta yayınladık. Kendisinin 26-27 Aralık tarihlerindeki ziyaretlerinde o fotoğrafın çıktığı gazeteyi takdim ettim.Hem çok şaşırdı, hem de çok sevindi..
Şuan eski Cumhurbaşkanı olarak hayatını sürdüren Denktaş’ın Tarsus’un Düşman işgalinden kurtuluşunun 88. Yıldönümü törenlerine gelmesi bizleri onurlandırdı, şereflendirdi. Beraberinde KKTC Mersin Konsolosu Oya Tuncalı ile birlikte gelen Denktaş ile hem törenlerde birlikte olduk, hem de Belediye tesislerinde 26 Aralık gecesi onuruna verilen yemekte görüştük. Yemek sonrası sohbatte birlikte o engin bilgi ve tecrübelerinden istifade etme imkanı bulduk.
Kendisi Kıbrıs’ta yaşananları ve Türklere yapılan zulümleri anlattı bir kez daha..
Mevcut Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın rumlardan yana olan görüntüsü hoş olmazken önümüzdeki seçimlerde Eroğlu’nu desteklediğini açıkça ifade eden Denktaş, Kürt açılımı ve Ergenekon konularında da görüşlerini açıkladı.
Denktaş, Ergenekon davası nedeniyle birçok insanın haksız ve suçsuz yere gözaltına alınıp hapse atıldığını anlatırken bu insanların Avrupa İnsan hakları mahkemesine dava açmaları halinde kesin kazanacaklarını ve Türkiye’nin yüklü miktarlarda tazminata mahkum edilebileceğini söyledi. Bunu söylerken bir Avukat olarak,bir hukukçu olarak fikirlerini beyan ettiğini söyledi. Aynı zamanda bir gazeteci olan Denktaş,bol bol fotoğraf ve kamera kaydı da yaparak Tarsus’ta bir hayli malzeme topladı. Anılarını ölümsüzleştirdi..
Denktaş “Ergenekon davasında bir insanı içeri alıyorsunuz, sonra o insanın suçları olup olmadığı hakkında delil toplamaya çalışıyorunuz. Böyle bir usul dünyanın hiçbir yerinde yoktur .Yaşanan gelişmeler bizleri üzmektedir. İçeri alınan insanların çoğunu tanıyorum. Asker olsun,sivil olsun ben bu insanların darbe yapacaklarına inanmıyorum. İyi niyetli insanlar olduklarını biliyorum. Türkiye’de birşeyler oluyor, ama ne? Buna akıl erdirmek mümkün değil. İnşallah bu tehlikeli durum çabuk geçer..”
Türkiye’yi AB’ye almamak için Kıbrıs kartını sürekli gündeme getirenleri de eleştiren Denktaş “Türkiye’yi AB’ye üye yapmak istemiyorlar ve Kıbrıs’ı şart olarak öne sürüyorlar. Bu haksızlık. Onu halletseniz bile yine AB ye almamak için başka şartlar öne sürecekler.” Diyerek bu hususta da açıkça neler düşündüğünü Türkiye’yi ortaya koydu.
Peki ya Kürt açılımı?
Denktaş Kürt açılımı diye lanse edilmesinin yanlış olduğunu ve her Kürt kökenli insanında PKK’lı olmayacağını söyledi. Denktaş’ın hoşuma giden bir sözü de şuydu “Ben insanlara senin kökenin nedir diye sormam. Bu yanlıştır. Madem ki Türkiye Cumhuriyeti Bayrağı altında bu topraklarda yaşıyorsun ve nüfus cüzdanında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yazıyor o halde Ne mutlu Türküm diyene sözünü bu ülkede yaşayan herkes açıkça ve korkmadan söyleyebilmelidir”
Kürtlerle ayrı düşmemek ve onları dışlamamak gerektiğini belirten Denktaş “Bizler Kürdüm diyenleri,onlarda diğer kardeşlerini,bu ülkede yaşayan insanları kucaklamalıdır. Onlar sanmasın ki ayrı bir ülke kurarsalar kendilerini rahat bırakacaklar. Bu oyunlara gelmeyelim,birbirimizi sıkı sıkı kucaklayalım, bir ve iri olalım.”
Kıbrısta çok haksızlıklar ve zulümler yaşadıklarını belirten mücahit Denktaş,yılların verdiği mücadele azmiyle 86. Yaşını kutladığı bugün bile dimdik ayaktaydı.. Her ne kadar yüzünde yılların verdiği yorgunluk varsa da, bugün KKTC’nin bağımsız ve hür bir devlet olması,arkalarında Türkiye Cumhuriyetinin bulunmasının kendilerine onur ve gurur verdiğini söylerken kendilerinin her zaman Türkiye’nin desteğine ihtiacı olduğunu belirtiyordu.
Aslında isterdim ki sayın Denktaş’ın konuşmaları cumhuriyet alanında da gerçekleşebilse..Orada toplanan binlerce insan Mücahit Denktaş’ın söylemlerini dinlesin.
Onun engin bilgi ve tecrübeleri bizleri aydınlattı.. Mutlu etti, gurur verdi..
Kendisini Kurtuluş bayramının ardından uğurlarken elini sıkıp “Sayın Cumhurbaşkanım Allah size sağlık sıhhat ve afiyet versin.İnşallah seneye de yine sizi aramızda görmek istiyoruz” dediğimde bu sözler çok hoşuna gitmiş.. Gözlerimin içine bakarak gülümsedi ve “Teşekkür ederim. İnşallah bende yine gelmeyi çok isterim” dedi..
O KIBRIS’IN ATATÜRK’Ü..
Sayın Denktaş Tarsus’tan ayrılırken ve elini Allahaısmarladık şeklinde sallarken etraftaki herkes kendisine el sallıyor, tekrar gelmesin istediklerini söylüyordu..
O sırada kalabalıktan bir ses duyuldu.
“Sen Kıbrıs’ın Atatürk’üsün..”
Gerçekten de nasılki Türkiye’nin bir Mustafa Kemal’i, bir Atatürk’ü varsa…
Kalplerden silinmeyen,ilkeleri ışığında olan bizleri dimdik ayakta tutan…
Kıbrıs’ında bir Atatürk’çü lideri vardır..O’nun adı da Rauf Raif Denktaş’tır. Kendiside Atatürk’ü rehber edinmiş, kalbinin kıblesi yapmış..
Bir konuşmasında “Fransadan gelen bir kartta “ Tanrı sizlere Atatürk gibi bir dahi’yi verdi.. O dahi de sizlerin bugünkü seviyeye gelmenizi sağladı. Bu nedenle ne kadar şanslısınız” diyordu.
Evet..Biz Türkler, Atatürk gibi bir dahiye,bir komutana,bir büyük insana sahip olduğumuz,onun torunları olduğumuz için çok şanslıyız..
Kuzey Kıbrıs’taki Türk halkı da bir Atatürk gibi, Atatürk hayranı ve onun ışığında yürüyen bir Denktaş’a sahip olduğu için şanslıdır.. Denktaş’ın fikirleri ve hedeflerini iyi anlarsak,Kıbrıs’taki Türkler iyi anlayıp tatbik ederse oradaki KKTC’yi kimse yıkamayacaktır..