Darbe; herkese açık olan iktidarı, halkın gönül rızası ile elde edememe âcizliği içinde olanların, iktidar olma hırsıyla sinsice planladıkları ve gaddarca uyguladıkları bir eylem biçimidir. Ve daima, Demokrasiye ve masum halka indirilir.
Tecrübelerle sabittir…
Darbenin hiçbir masum gerekçesi de yoktur ve mutlaka zulümle icra edilir.
Çünkü Demokrasilerde iktidar yolu herkese açıktır.
Halkın güvenini en çok kazanan en büyük topluluk, iktidara en yakın olur.
Herkese açık, güvenli ve âdil bir seçim sonrası, halktan kim veya hangi gurup yetki aldıysa, iktidar olma hakkı onun olur. Yetki alamayanlar, halkın kararını hazmetmek ve mutlaka saygıyla karşılamak zorundadır. Bu hüküm çok net ve apaçıktır…
Darbelere, çok önemli altyapı ve ön hazırlıklardan sonra teşebbüs edilir.
Darbeler özellikle Demokratik yoldan iktidar olma umudunu tamamen yitirmiş (!) siyasilerle, ellerinde devletin silah gücünü ve hukuk mekanizmalarını ellerinde bulunduran anti demokrat zihniyetli muhteris kişilerin işbirliği ile gerçekleştirilir.
Dış şer güçlerle ve terör örgütleriyle de işbirliği içinde olma ihtiyacı duyarlar.
Öncelikle; ülkede huzûr var ise bunun bozulması şarttır. Bunun için de terör örgütleri devreye sokulur. Bu konuda önemli yatırımlar yapılır ve halka büyük bedeller ödetilir.
Bu bedeller huzur ve güven kaybı olduğu gibi, saçı bitmemiş yetimlerin bile hakkı olan milli sermaye, özel mal-mülk, menkul-gayrimenkul ve özellikle masum halktan ve polis ve Mehmetçiğimizden binlerce CAN olabilir...
- Sinsi süreçte; meşrû hükümetlerin iyi ve yararlı icraat yapması, (AYM, Yargıtay, CBS, Danıştay, HSYK, Muhtıralar v.d. ile) mutlaka engellenir...
Her hayırlı ve iyi icraatların mutlaka ‘bir bedel yönü’ olduğundan, her icraatın faydaları ört-bas edilmeye çalışılarak, bu bedeller dev aynasıyla nazara verilir.
Bir örnek: Yıllarca susuzluk çeken İstanbul’a 8 ay gibi kısa bir zamanda, Istıranca derelerinin dev borularla bağlanma icraatındaki başarılar yerine, ana arterlerin geçiş yerlerindeki ağaçların kesilmesi nazara verilir. “Ağaç kıyımı” diye lânse edilir.
Oto yollar, köprüler, tüneller, metrolar, marmaray gibi dev icraatlar görülmez veya ört-bas edilir. İstimlâk operasyonlarındaki nâhoş manzaralar defalarca nazara verilir…
Geçmişteki koalisyonlar tarafından, seçim koşturmalarında kullanılan işsiz-güçsüzlerle doldurulan yandaşların zarar ettirdiği kurumlarda ve fabrikalarda, bu kamburdan kurtulmak için yapılan tenkisât veya özelleştirilmeler istismar edilir. İşçi hakkını koruma (!) gibi gösterilerek, işçiler sokağa döktürülür. V.b.
- En önemlisi de; insanlık âleminin dünya ve âhiret saadetini temin eden yüce İslâm dininin prensiplerini, “İRTİCA vesilesi” gösterme çalışmalarıdır.
Tüm dünya ülkelerinde kabul edilmiş olan Din ve vicdan özgürlükleri katledilir.
Tüm lâik ülkelerde “Din işleri ile devlet işlerinin ayrı yürütülmesi” prensibi olan laikliği, “din düşmanlığı” olarak kullanırlar.
Birtakım baskılarla, halkı devlete karşı kışkırtmak için azami gayret gösterirler...
Yandaş ve yalaka medya gücünü kullanarak, bu konuda masum halkı yanıltırlar.
Düzmece tarikatlar ve darbe malzemesi şeyhler üreterek, medyada aylarca sergilerler. (Ali Kalkancılar, Fadime Şahinler, Emireler, Müslümler, Evrenesoğulları, Öngütler v.s. Bunlar deşifre olanlar.) Virüs salgınları gibi, her dönem ayrı figüranlar eğitirler ve servis ederler.
Bunlar darbelerin klâsik ön hazırlıklarından sadece birkaç örnektir ve genellikle iç-dış mihraklarca gizli bir müştereklik içinde planlanarak servis edilir...
Bir de; klâsik olmayan ve şeytanın bile aklının ermeyeceği veya cesaret edemeyeceği ‘çağdaş darbe planları’ varmış da, bunun hazırlanmalarında ruhumuz bile duymamış.
Deşifre olanlardan öğrendiğimiz kadarıyla, insanın kanını donduracak nitelikte, halkın %80’inin benimsediği ‘Demokrasiye DARBE eylem planları’ maalesef mahkeme koridorlarında cirit atıyor…
Her ne kadar; her zaman olduğu gibi (Susurluk ve faili meçhuller gibi) ört-bas edilmeye çalışılıyorsa da, mızrak çuvala sığmıyor artık. Ele geçen bu planlara göre:
- Masum halkın en tabii hakkı olan Cuma namazı kılınması sırasında, Fatih ve Bayezid camilerinin bombalanma planı, karar ve imza altına alınmış.
- Yunan Jetleri düşürülerek, komşu ülke ile kriz çıkarmak, programa alınmış. Hatta ‘kendi jetimiz düşürülerek, Yunanistan’a yıkmak’ bile not edilmiş.
- Günahsız ve masum öğrencilerin ziyaret edeceği müze geminin bombalanması bile karara bağlanmış.
- Türkiye’nin en masum ve maksatları sadece “halkın îmanını güçlendirmek ve dünya ve âhiret saadetini kazanmasında yardımcı olmak ve Türk bayrağını her ülkede dalgalandırmak” olan bir cemaate, çok çirkin tuzaklar hazırlanmış. Bu cemaat evlerine gizlice silâh ve yasak madde (esrar-eroin vs.) koydurarak, YAKALATMA PLANLARI da bugün deşifre olmuştur.
- Demokrasi yanlısı yazarları ve muhafazakâr halkı stadyumlara hapsederek, İsrail vâri gaddarlıkla işkence edilmesi bile, bu planlar arasındadır. ..Ve daha neler-neler…
Ben sadece deşifre olanları ve yargılama aşamasında olanlardan birkaçını arz ettim.
Daha fazlasını ve yeni-yeni deşifre olanları zaten sizler yakından izliyorsunuz...
‘Masum ve yoksul halkın dişinden-tırnağından arttırarak ödediği vergilerle dolu-dolu maaşlarını alıp, yine masum halkın parasıyla alınan silâhları kullanarak, masum halka balyoz ve darbe yapmak’ ne anlama geliyor? İyi düşününüz!!!
- Bütün bunları niçin arz ettim?
İşiyle-gücüyle, aşıyla-ekmeğiyle, dersleriyle-sporuyla, ticaretiyle-ibadetiyle meşgûl olurken, bu gelişmelerin pek farkına varamayan, ya da darbelerden nemalanma planları yapan medyanın anlattıklarına inanan, çok sayıda masum kişilerle karşılaşıyoruz.
“Gerçekleri anlatmayan dilsiz şeytandır” atasözümüze dayanarak, veya “..bir kötülüğü elinizle engelleyin. Buna gücünüz yok ise dilinizle engelleyin. Buna da gücünüz yok ise kalbinizle buğz edin. Bu üçüncüsü, imanın en zayıf mertebesidir.” Hadîs-i Şerîfine dayanarak, bu gerçekleri arz etmek istedim. Çünkü bu gelişmeler; her vatandaşı, özellikle her Müslüman’ı çok yakından ilgilendiriyor. Yüce dinimiz adına ve güzel ülkemiz adına bunlarla ilgilenmek, asla siyasete bulaşmak değildir… Kim, ne derse desin!!!
Bu gerçekler ışığında; referandumda EVET demek, tüm bu yanlışlılara DUR demektir…
Bunları anlatmak zaten, Demokrasiye gönül veren herkesin vatandaşlık görevidir.
- Takdir ve TEVZÎ’ (dağıtmak başkalarına ulaştırmak) sizlere aittir...