Önceki gün Öğretmenler günüydü. Bu önmeli gün nedeniyle birçok öğrenci geldi. Kimisi şiirlerini getirdi, kimisi duygularını anlatan yazılarını. Dün Merve Keser adlı öğrencimizin şiirini sunduk. Bugün ise adının açıklanmasını istemeyen Tarsuslu bir öğrencimizin mektubunu sizlere sunmak istiyorum.
Birlikte okuyalım..
“CANIM ÖĞRETMENİM
Günün kutlu olun. Seni çok seviyorum. İyiki varsın, iyi ki hayatıma girdin. Annem ve babamdan sonra en büyük sevgiyi sende buldum. Bazen düşünüyorum da bazen seni annem ve babamdan sonra çok seviyorum. Çünkü onlara itiraz edebiliyorum, size itiraz etmek aklıma bile gelmiyor. Sizin verdiğiniz görevler bana zor gelse de yerine getiriyorum.
30 soruluk testin 30’unun da cevabı 3-4 sayfalık metnin tamamını deftere yazmak da olsa ellerim sızıdan tutmaz olsa, başım ağrıdan çatlasa bile yazıyorum . Gerçi bu yazdıklarımdan birşey anlamıyorum. Ne kazandırdığına aklım ermiyor. Size akıl vermek gibi olmasın ama çok yazı yazdıracağınıza bol bol kitap okumamı, 10-15 soruluk testler çözmemi önerseniz ben daha mutlu olurum . Ve bazen çocuk olduğum aklıma gelir. Çünkü kendimi çoğunlukla sürekli ders çalışmaktan annemin sürekli bana bağırmaktan ‘Ders çalış’ demesinden kendimi çocuk gibi hissetmiyorum.
Bazen düşünüyorum da acaba öğrencilerinizi sevmiyormusunuz da, onlara ceza mı veriyorsunuz? Bu cezayı haketmek için ne yaptık. Keşke işlediğimiz dersle ilgili 5-6 soruluk ödevler verseniz. 4-5 problem verseniz, onları yazmak yerine soruların cevaplarını yazıp öğrensem..
Birgün bir arkadaşım ağlıyordu. Arkadaşımın öğretmeni Matematik ödevi olarak çalışma kitabından bir üniteyi yapmalarını istemiş. Ben çok üzüldüm. Sizce öğretmenin o konuyu sınıfta hep birlikte işlemesi gerekmiyor mu?
Yine bir başka arkadaşımla birlikte ödev yapıyorduk. Dikkat ettim. Arkadaşım hep yanlış cevaplar veriyor. Fotokopiden bakarak yazdığı cümleleri eksik yazıyor. Neden dikkatsiz yapıyorsun, doğru yazsana dediğimde cevabı "Boşver öğretmen zaten kontrol etmiyor" diye oldu.
Neden bazı öğretmenler bol bol ödev verir onrada kontrol etmez. Eğitimci bir büyüğümüz çok yazı yazmak öğrencinin yazısını çirkinleştirdiğini, bıktırdığını, çok ödevin öğrenciye hiçbir katkısı olmadığına, aksine öğrenmeden soğuttuğunu, sorumsuzluğa sürüklediğini söyledi.
Çünkü çalışkan çocuk zaten görev versen de, vermesen de derslerle ilgilenir. Çalışmayı sevmeyen çocuk çok verilen ödevlerle öğrenmekten görev bilincinden uzaklaşır, yalan söylemeye başlar" dedi.
Ben öğrenmeyi, çalışmayı seviyorum öğretmenim. Ama sizin verdiğiniz ödevlerle ne yaptığımı bilmeden acı çekiyorum. Keşke sizde benim sizi sevdiğim kadar beni sevseniz.
Sizi çok ama çok seviyorum. Günün kutlu olsun.”
Büyük önder Atatürk’ün başöğretmen olarak kabul edildiği gün olarak kutlanmaya başlayan Öğretmenler günü Tarsus’ta dün yapılan etkinliklerle kutlanırken özellikle Kültür Merkezindeki tören bir başka anlamlıydı.
Milli Eğitim Müdürü Ethem Sarı’nın verdiği mesajlarla yeni nesil öğretmenlerin çok çalışması gerekiyor. Çünkü yeni nesil gençleri onlar yetiştirip toplumumuza kazandıracak.
Bu vesileyle bir kez daha Öğretmenler gününü kutluyor, öğretmenlerimize başarılar diliyorum.