Benim de elimden geldiğince hizmet ettiğim spor medyasının hali gerçekten içler acısı kulüpler profesyonellik adı altı altında bütün iletişim bağlarını kopardılar. Hiçbir spor müdürünün bu duruma karşı koymamasının sonunda muhabirlerin kaliteli haber yapma şansları da yok oldu, gitti. Buna sebep olanlarda kendi içimizdeki amigo muhabir olarak tabir edilen şahsiyetler. Gazetecinin görevi gerçekleri olabildiğince yalın bir gözle hedef kitlesine sunmaktır. Yönetici kızacak, kulüp zarar görecek gibi düşüncelerle yapılan haberler gazetecilik mesleğine açık ve net bir şekilde en büyük ihanettir.
Özellikle Galatasaray'da şahit olduğu birkaç olayı sizlere aktarmak istiyorum. Sondan başlayalım anlatmaya, Fotomaç gazetesinden Savaş Çorlu'nun, Galatasaray Başkanı Adnan Polat'ın sözlerine dayandıralarak yapılan bir haber yalanladı. Neden mi? Sevgili Savaş Çorlu haberin doğru olduğunun üzerine yemin edecek kadar kendine güveniyor. Birkaç tane muhabir arkadaşımız Başkan Polat'ın etrafını sarıyor ve, "Başkan bu haberi bize niye söylemedin işte biz hep senin dediği yaptık, biz Galatasaraylıyız onlar değil" şeklinde gazeteciliği yerin dibine sokacak tarzda konuşmaları ile Sayın Adnan Polat'ı ikna ediyorlar ve kaçınılmaz son haber yalanlanıyor. Ancak ortada bir gerçek var ki 'MUHABİR İSTEDİĞİ İÇİN HABER YALANLANMAZ' Peki neymiş yalanlanacak kadar Galatasaray'ı rencide eden haber Adnan Polat demişki; "Rijkaard daha ne yapsın gol mü atsın? Biz hocamızdan memnunuz, üzerimizdeki şanssızlığı atınca tekrar eski günlerimize döneriz" Yalan buysa doğrusu Rijkaard'ı desteklemediğinizmidir sayın Başkan? Diyorsunuz ki ben haberin içerini değil sözlerin bana ait olmadığını söyledim. Peki aynı haber amigo muhabirlerin gazetesinde çıksa aynı şekilde davranacakmıydız? Davranmadığınızı çokta iyi biliyorum. Bu muhabir arkadaşlarda haber yalanlatmak için harcadıkları enerjilerini haber yapmak için harcasalarda bizde yıllardır yapmalarını beklediğimiz o güzel haberlerini okuyabilsek.
Amigo muhabirlik yapan taraftarlıkla, gazeteciliği birbirine karıştıran sevgili meslektaşlarım Galatasaraylı bazı yöneticilere de 1 gün haber verir beklentisiyle hergün yalakalık yapıyorlar. Bazı meslektaşlarım da, "Galatasaray başarılı olsun da biz bazı şeyleri görmesekte olur" zihniyetiyle haber yapıyorlar. Herkesin şunu çok iyi bilmesi gerekir ki, Galatasaray, Türkiye'ye mal olmuş, kamuya açık bir kulüptür. Bu kulübe yönetici olan insanlarında medya ile gerekli iletişimleri sağlamak başlıca görevleridir. Galatasaray yönetimi diyor ki benim kendi televizyonum var, internet sitem var ordan açıklarım öğrenirsiniz bu direk olarak yasallarla belirlenmiş olan gazetecilerin haber alma özgürlüğünü kısıtlamak yoluyla engellemeye girer ve kanunlar dahilinde suçtur. Ama beraber hareket ettiğimiz muhabir arkadaşlar birkaç tane yöneticiye şirin gözükmek için bu düzene ses çıkartmaz ve bu durumu kabullenmeye devam ettiği sürece daha çok bu mesleği bitirme hamlesi ile karşılaşırız.
Aşağı yukarı 12 senedir bu mesleğin içerisindeyim ve onlarca futbolcu, onlarca yönetici geldi geçti. Galatasaray'da herşey değişti bir tek ben değişmedim. Futbolcular ve yöneticiler geçici gazeteciler kalıcıdır. Onlar yolcu biz hancıysak neden hala daha kalitemizin altında yaklaşımlarda bulunma ihtiyacı duyuyoruz. Mesleğimizi aşalayıcı durumlar var ki ortada, yöneticiler muhabirleri aşağılıyor. Çocuk azarlar gibi azarlıyor. Diğer arkadaşları da bıyık altından gülüyor. Kulüplerde yöneticilik yapan bütün herkes gazetecilerin sorularını cevaplamak zorundadılar. Basın taraftara açılan tek kapıdır. Muhabirin sermayesi haberdir. Kulüp yöneticisi olarak siz bu sermayenin oluşmasını sağlamazsanız, sizin muhalefetiniz yada menajerler sizin yerinize haber kaynağı olarak geçerler bu defa duyumlar size olan güvensizlikten dolayı gerçekmiş gibi sayfalara ve ekranlara taşınır. Niye bize güvenmiyorlar diye soracak olursanız; Çünkü siz amigo muhabirlerin dışında herkesin her söylediğine doğru bile olsa yalan diyorsunuz.
Galatasaray çok büyük bir camia idari ve teknik olarak iyi yönetilirse zaten başarılı olur. Benim gazeteci olarak tek görevim gördüğümü, anladığımı yazmaktır. Bunun dışında ben niye Galatasaray'ın başarısı için bir çaba sarfedeyim ki. Bu görev Galatasaray sayesinde reklamlarını yapan yöneticilere ve paraları ceplerine indiren futbolcular ve teknik heyetin görevidir. Benim görevim doğru yada yanlış olan gelişmeleri yorum yapmadan sayfaya taşımaktır. Bunun dışındaki her hareket gazetecilik ilkelerine hakarettir ve mesleğin kalitesini düşürmektir. Galatasaray'da Amigo muhabirlik yapan arkadaşların gazetecilik dışında yaptığı başka bir görevde kendileri dışındaki muhabirler hakkında istihbarat toplayıp yöneticilere rapor sunmaktır. İşte şu muhabir Fenerbahçeli, şu muhabir Beşiktaşlı, şu muhabir muhalefetten şunu adamı. Amigo muhabirlerin bu raporları doğrultusunda yöneticilerde, "Şu adam Fenerbahçeliymiş ona haber vermeyelim" yaklaşımı ile insanların ekmekleri ile oynamaktadırlar. Muhabirler şu zihniyetten kurtulmalıdır; Sayın Adnan Polat, Sayın Haldun Üstünel ve Sayın Adnan Sezgin bize kızar onun için onları kızdırıcak haberler yapmayalım. Allah, Allah neden yapmıyoruz. Doğruluğuna inandığınız her haberi sayfaya koymak zorundasınız. Sizin hesap vereceğiniz insanlar gazetenizde size ekmek veren yöneticilerinizdir, Galatasaray yöneticileri değildir. Sayın Polat'ın azarlayacağı insanlar kendi şirketinde ve Galatasaray kulübünde maaşlı çalışan insanlardır. Dünya'nın hangi ülkesinde bu tarz düşünce ile gazetecilik yapılıyor. Şunu da biliyorum şu kızar bu tepki koyar ortamını da yaratan muhabirlerin kendisidir. Ne sayın Polat'ın, Ne Sayın Üstünel'in nede Sayın Sezgin'in basını böyle bir baskı altına almaya çalıştıklarını hiç zannetmiyorum.
Sevgili yöneticilerimiz şu da unutulmasın ki Amigo muhabirler hiçbir zaman gerçek dost olamazlar onların haberleri ile günü kurtaran yöneticiler sonunda bunun acısını fazlasıyla çekmektedir. Size gerçekleri gösteren ve sizi gerçek olaylarla yüzleştiren her zaman tarafsız sadece işini yapan yani taraftar gömleğini mesleğe girince bırakmış olan gerçek gazetecilerdir. Amigo muhabirler bugün sizin yanınızdan ayrılmazlar yarın yöneticiliği bırakın yolda görseler sizi tanımazlar. Gazetecilikte sonuçta insanların uyguladığı bir meslek. İnsanlar iyi bir muhabir olmaktan önce iyi bir adam olmayı kendilerine hedef seçerlerse kalıcı başarılara imza atacaklarından hiç bir şüphem yok.
Birde bu yazıya tepki gösterecekseniz şunu açıklayayım yöneticiler ile beşeri ilişkilerini kullanıp haber alan asil ve dik duruşlu meslektaşlarımı bu eleştirilerin tamamen dışında tutuyorum. Gazetecilik duruşunu gösteren bütün meslektaşlarıma da saygılarımı sunuyorum. Bu yazı mesleği elden giden bir gazetecilik sevdalısı emekçinin haykırışı olarak algılarınırsa bundan çok ama çok mutlu olurum... Unutmayalım ki, gazetecilik akıllı adam işidir, biz kimsenin cebinden para almak için emek harcamıyoruz, biz insanların beynindeki düşünceleri almak için uğraşıyoruz. Saygıdeğer yöneticilerimizden ricam biz Beyin İşçilerinin sesini duymaları ve bize gereken saygıyı göstermeleridir...