Demokrasinin köşe taşlarından olan partilerimiz; insanların siyasete girişte ve bir yerlere seçilip hizmet üretmede baş roldedir.
Ülkemizde de Anayasa gereği 5 yılda bir genel seçimler ve yerel seçimler yapılarak hem ülkeyi yönetenler seçilmekte hem de yerel yöneticilerim sandığa gidilerek ve oy verilerek seçilmektedir.
Buna rağmen yerelde kurala uyulurken, genelde ise milletvekili seçimleri hep erkene seçilir ve 5 yıl yerine bazen 4 yılda, bazen de 3- 3.5 yıl gibi sürelerde yapılagelmiştir.
Şu sıralar genel veya yerel seçim yok. Ama partilerin il ve ilçe teşkilatlarının kongreleri var..
MHP ve Saadet Partisi geçtiğimiz aylarda kongrelerini yaptılar. Saadette tek aday, MHP’de ise üç aday seçimlere girdi.MHP’de heyecan ve çekiş me vardı. Ama herkes istediğini destekledi, istediği gibi oy kullandı ve özgür iradesiyle istediği adayı seçti. İşlem bitti. Şimdi MHP’de seçimle tekrar işbaşına gelen Hakan Özbelli ve ekibi çalışmalarını sürdürüyor..
Peki bundan sonra kimlerin seçimi var?
İlk bakışta Tarsus CHP ilçe örgütünün seçimleri var ufukta..
Halen görevde olan Mehmet Oksal’ın yeni dönemde başkan adayı olmayacağı konuşulurken bunun yerine kardeşi milletvekili Ali Oksal ile kendisinin destekleyeceği bir kişinin aday olarak gösterileceği ileri sürülüyor.
Diğer tarafta geçen seçimlerden bu yana ikilik olduğu hissedilen CHP’de milletvekili olan Vahap Seçer’in destekleyeceği bir adayın ismi ön planda..
Seçer ekibi eski bir Emniyetçiyi destekleyecek iddiası gündemde, Oksallar’ın ise Mahmut Gücenmez adlı işadamından yana tavır koyacakları konuşuluyor.
Yani Tarsus CHP iki parça olmuş durumda.. Bir taraf milletvekili Ali Oksal ve kardeşi Mehmet Oksal’ın ekibi.. Diğer taraf ise milletvekili Vahap Seçer’in ekibi..
Bugünlerde üye listeleri askıya çıkarken ve delege seçimleri için düğmeye basılırken herkes bir tarafa meyilli gözüküyor.
Sen Oksalcısın?
Yok ben Vahapçıyım!..
Bu nasıl iştir,nasıl bir muammadır?Bilen varsa, biri bana anlatsın..
Yani parti ikiye bölünmüş derken aslında iki taraftanda olmayanları unutuyoruz.
Bu partiye gerçekten gönül vermiş, Atatürkçü, laik , milletini ve devlmetini karşılıksız seven, parti içi çekişmeleri tasvip etmeyen bir üçüncü grup daha var aslında...
Onları şu sıralar kimse umursamasa da aslında CHP’deki bu üçüncü kısım partililerin sayısı az değil.
“Biz ne Oksalcıyız, ne de Vahapçı, biz gerçek CHP’liyiz ve bu partide dayatmalarda aday gösterilen kişilere oy vermek zorunda değiliz” diyen bu üçüncü grup aslında tarafsız ve daha demokrat..
Bu nedenle üye listelerinden sonra delege seçiminin yapılmasının ardından yakında seçimler için üçüncü bir aday ortaya çıkarsa şaşmamak gerek.
Bence kavgadan, gürültüden ve gerçek demokrasiden yana olacak ve kimsenin adamı konumunda olmayacak bir isim bu parti de daha çok oy alacaktır.
Yoksa A’nın veya V’nin adayı kazandığında bu partide kavga bitmeyecektir. Unutmayın..Görünen köy klavuz istemez..