Medya sitelerinde okumuşsunuzdur.. Okumadıysanız da paylaşmak ve kendi bildiklerimi bildirmek isterim…
Gazeteci Balçiçek Pamir, politikacı Fikri Sağlar ile yaptığı röportajı MİT’e verdiği iddiaları üzerine hakkında açılan davayı kaybetti. Cem TV de, Balçiçek Pamir'e telefonla ulaşmış ve görüş almak istemiş.
Ancak Pamir, soruları yanıtlamayarak Cem Vakfı Genel Başkanı İzzettin Doğan’ı aramış ve haberin yayınlanmaması ricasında bulunmuş.
Cem TV’ye de gün doğdu tabi. “Biz ilkeli, dürüst, özgür habercilik yapıyoruz” diyecek ya!
Cem TV yönetimi de açıklama yaparak Pamir’i deşifre etmiş. Ve açıklamada “Haberin sorumluları dururken, doğrudan Cem TV patronajının aranması ve o patronajdan medet umulması doğru mudur?” denmiş. “Biz sansür uygulamayız” diye ahkam kesmiş. Medyaradar’a gönderilen o açıklamayı büyük bir ihtimalle hala o kanalda ne olduğunu bilemediğim Enver Aysever yazdı.
Çünkü Aysever, başından beri çalışanların Sayın Doğan ile iletişim halinde olmasını engellemiştir. Hiç de hoşlanmaz! Tehdit bile eder. “İzzettin Doğan ile görüşen olursa bu meslekte yaşatmam” der…
Gelelim “Sansür” meselesine… “Bu yapılan sansürdür” denmiş Cem TV’nin açıklamasında…Henüz bir sansür yapılmamış, anladığımız kadarıyla yayınlanacakmış o haber. Pamir sadece bir ricada bulunmuş.
Sansür uygulamazmış Cem TV…
Gün içinde köşe yazarlarının yazılarını yayınlarken o ekranda Cem TV eski Genel Müdürü Mustafa Yükselir’in eşi olan Sabah Gazetesi Yazarı Sevilay Yükselir’in köşe yazısını niçin sansürlediniz?
Sansür uygulamazmış Cem TV…
Neden hiçbir zaman Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız’ın haberlerini yayınlamadınız?
Sansür uygulamazmış Cem TV…
Neden Musa Özuğurlu İlahiyatçı Zekeriya Beyaz, Yaşar Nuri Öztürk ve Nihat Hatipoğlu'nu eleştirince yayına telefonla bağlanıp müdahale etti Aysever?
Madem Cem TV’nin patronajının aranması doğru değil. Neden kanalın yönetmeninden editörüne kadar herkes İzzettin Doğan’ın evine gidebilmiştir? Şimdilerde gidilemese de telefonla aranır Sayın Doğan.
Evini de herkes bilir.
Şimdi Aysever her zamanki gibi “geçmiş beni ilgilendirmez” diyecek. Ama geçmiş her zaman karşınıza çıkacak…
Bu arada son bir not:
Gazetecilik sadece etik değil, adalette gerektirir!