Bu yazıda size Başsavcı Cihaner'e cemaatleri kurtarmak için nasıl saldırıldığını ispatlayacağım. Beni muhafazakarların düşmanı olarak gösterenler yine başlayacaklar bağırmaya ama yapacak birşey yok. Aşağıda okuyacağınız bütün herşey gerçektir ve tek satırına dokunulmamış ve oynanmamıştır. Hak yemenin dinimizce en büyük günah olduğunu düşünürsek bu yapılanların günahını varın siz düşünün.
AKP iktidarının Başsavcı İlhan Cihaner’e yönelik baskıları, sadece cemaat yuvalarına baskınların yapıldığı günle sınırlı değil. Daha soruşturma aşamasında dört koldan baskı başlıyor. Her aşamada cemaat yöneticileri ilişkilerini devreye sokuyor, operasyonu durdurmaya çalışıyorlar. Başsavcı önlemlerini alıyor. Ancak AKP, iktidarın bütün olanaklarını harekete geçiriyor…
AKP Genel Sekreteri, İstanbul Milletvekili İdris Naim Şahin, 11 Mart 2009 tarihinde cemaatin siyasi meselelerini çözen işadamı Mehmet Çelik’le telefonda şöyle konuşuyor:
Mehmet ÇELİK- …İstanbul’da mısın yoksa, Ankara’da mısın?
İdris Naim ŞAHİN- Ankara’dayım Abi.
Mehmet ÇELİK- Şey için aradım, telefonda söylemeyeyim diye düşünüyorum. Erzincan da kuvvetli bir baskı yapıyorlar. Oradaki Kuran kurslarımızı basmışlar. Oradan adam yok almışlar içeriye. Toplu şeye sokuyorlar, orda başsavcı vardır. Tuncelili. Bir zülüm yapıyor orda, bir de burada okumayan kızlara. İsmailağa’dan Fatih’ten başlattılar, bu seçim üzeri bu kasıtlı başlattılar onu. Ceza yazıyorlar bunlara. Çocuklarını okula göndermeyenlere baskı yapıyorlar bütün hocalara.
İdris Naim ŞAHİN- Ceza yazmazlar da, uyarı yapmışlardır. Ceza diye bir şey yoktur.
Mehmet ÇELİK- Herhalde uyarıyı ceza dediler.
İdris Naim ŞAHİN- Ceza yoktur.
Mehmet ÇELİK- Ama bu seçim üstü neden baskı…
İdris Naim ŞAHİN- Daha önce de oldu, onu konuştuk şeyle, Bozkurt Bey’le konuştuk onu. Konuşmuştuk ilgilileriyle bir daha bakıyım ben.
Mehmet ÇELİK- Diğer tarafa çok sıkı bir, 17 tane bayanı almışlar. Başsavcı kasıtlı şeyle, dosya gizlidir. Şey yapıyor bu vesileyle baskı yapıyor.
İdris Naim ŞAHİN- Erzincan’da mı?
Mehmet ÇELİK- Erzincan’da, evet.
İdris Naim ŞAHİN- Peki, tamam ben bakayım.
Mehmet ÇELİK- Tam seçim üstü orda da MHP’liler şeye geliyor. Bunu kasıtlı JİTEM, polis bunu nasıl yapıyor, bilmiyorum kasıtlı seçim üstü yapıyorlar.
İdris Naim ŞAHİN- Anladım.
Mehmet ÇELİK- Bunu art niyetli değil, bunu sanırım bunu yaydırmak cemaate.
İdris Naim ŞAHİN- Anladım.
Mehmet ÇELİK- Peki, hadi görüşürüz.
İdris Naim ŞAHİN- Sağ olun.
Konuşmanın tarihi, 11 Mart 2009 demiştik. Başsavcı Cihaner, AKP iktidarının baskılarına dayanamayıp 20 Mart 2009 tarihinde, dosyayı Erzurum Başsavcılığı’na sevk edecek!
‘BELEDİYE BAŞKANI’NI ARADIK, BIRAKACAKLAR’
İki cemaat yöneticisinin 26 Şubat 2009 günü yaptıkları görüşme, gözaltına alınan cemaat üyelerinin serbest bırakılması için Belediye Başkanı’nın devreye girdiğini gösteriyor. Dönemin Belediye Başkanı ise AKP’li Mehmet Buyruk.
M.T.- Şimdi iki üç günlük şey, tekrar şey çıktı. Bu Erzincan’da şey olmuş, küçük çaplı operasyonlar olmuş.
A.K.- O bizimle alakalı mı?
M.T.- Bizimle alakalı ama halledildi.
A.K.- Hı!
M.T.- Belediye Başkanı’nı aradık 6 tanesini bugün bıraktılar, 3 tanesini de yarın, diğersi gün bırakacaklar inşallah.
A.K.- İnşallah.
M.T.- Zaten 8 tanesi el marufta görevli arkadaşlardı. Erzincan’a gitme durumumuz vardı, onunla uğraştık iki gün hocam.
A.K.- Allah’ım kolaylık versin.
Dinlemelere takılan bir konuşma da oldukça dikkat çekici. Hasan Karahan isimli şahıs 25 Mart 2009 tarihinde cemaatin hocalarından A.N.Ö.’yü ararken “Başbakan’ın yanındayım” diyor. Hasan Karahan A.N.Ö.’ye, “Kemal Hoca’yla Başbakan’ı telefonda görüştürsek nasıl olur” diye soruyor…
Hasan KARAHAN- Bak şimdi, beni iyi dinle.
A.N.Ö. – Buyur.
Hasan KARAHAN- Bak, gene sır diyorum.
A.N.Ö. – Evet hocam.
Hasan KARAHAN- Sır olacak, tutacaksın, şimdi Başbakan’ın yanındayım ben.
A.N.Ö. – Evet.
Hasan KARAHAN- Onla görüşeceğim.
A.N.Ö. – Evet.
Hasan KARAHAN- Acaba diyorum, Kemal Hocam’la bir görüştürsem onu.
A.N.Ö. – Hıı, eee…
Hasan KARAHAN- Kimseye bir şey söyleme, bak N.
A.N.Ö. – Yok yok yok tamam.
Hasan KARAHAN- Duymayacağım.
A.N.Ö. – Tamam, bi dakika bi odaya…
Hasan KARAHAN- Bi söyle bakayım bi…
A.N.Ö. – …………(anlaşılamadı) bi saniye hocam, bi gelir misin? (yanındaki birisine söylüyor)
Hasan KARAHAN- Alo…
A.N.Ö. – Tamam, tamam dedi hocam.
Hasan KARAHAN- He, ayrıl oradan.
A.N.Ö. – Tamam, bekliyoruz hocam.
Hasan KARAHAN- Bak, hayır, ben şimdi Başbakan’ı bekliyorum.
A.N.Ö. – Tamam.
Hasan KARAHAN- Gelecek, onla görüşürken Kemal hocamla bir görüşsün.
A.N.Ö. – Tamam hocam.
Hasan KARAHAN- Tamam mı?
A.N.Ö. – Olmazsa şeye eve geçiyoruz hemen 5… 191 (telefon numarası veriyor)
…
Hasan KARAHAN- Nevzat, bu mevzuyu kimseye söylemiyorsun.
A.N.Ö. – Yok yok.
Hasan KARAHAN- Bi sen biliyorsun.
A.N.Ö. – Tamam kesinlikle.
AKP, cemaati kurtarmak için kozlarını bir bir ileri sürüyor. İlk olarak Devlet Bakanı Cemil Çiçek arıyor Cihaner’i. Hemen ardından Ceza İşleri Genel Müdür Yardımcısı Çetin Şen telefon ediyor. Evi aranan cemaat yöneticisi, baskın sırasında AKP Erzincan Milletvekili Sabahattin Karakelle’den yardım istiyor. AKP’li Milletvekili Karakelle “şey” ile görüştükten sonra, cemaat yöneticisini arıyor; “Sizi mazeret kapsamına sokacaklar hocam” diyor.
Bu görüşmeden sonra Mehmet Çelik, AKP Genel Sekreteri İdris Naim Şahin’ini arıyor. Oysa AKP Genel Sekreteri çoktan harekete geçmiş, “İlgililerle daha önce görüşmüştük” diyor. AKP’nin İsmailağa cemaatini kurtarma operasyonu telefon konuşmalarına böyle yansıyor.
ERZİNCAN HUKUKUNA KARŞI ERZURUM HUKUKU
Operasyon daha da genişletilerek sürdürülecekken Erzincan Başsavcılığına 10 Mart 2009 tarihinde Özel Yetkili Erzurum Başsavcısı Osman Şanal’dan bir faks geliyor. Faksta “İsmailağa cemaatinin anayasal düzeni zorla değiştirmeye çalıştığı hatta silahlı olduğu” belirtiliyor. Bu gerekçeyle İlhan Cihaner’den elindeki dosyayı derhal fezlekeye bağlayarak Erzurum’a göndermesi istenir. Bu tarihten sonra Erzurum ve Erzincan Başsavcılıkları arasında hukuk tarihine geçecek yazışmalar yapılır. Tam bu sırada Adalet Bakanlığı’na bağlı müfettişler Erzincan’a gelir. Başsavcı Cihaner’e dosyayı Erzurum’a göndermesi “ima edilir”.
ERZURUM AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE GİDECEK
Soruşturma dosyasının Erzurum Başsavcılığı tarafından istendiği gün, cemaatin bölge sorumluları arasında yapılan konuşma, Erzurum Başsavcılığı’nın girişimlerinden cemaatin önceden bilgisi olduğunu gösteriyor. Tarih: 10 Mart 2009. Erzincan Başsavcılığı’na bilgi o gün gidecek…
M.T.- Erzincan’a geri getirmişler.
Ş.G.- Erzincan’da var.
M.T.- Erzurum’a nakletmişlerdi ya, şimdi tekrar Erzincan’a almışlar.
Ş.G.- İşte hocam, şeyden ötürü mahkeme süreci olacak diye.
M.T.- Ha…
Ş.G.- Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi’ne mi ne sevk edilmiş herhalde?
M.T.- Hım anladım hocam.
Ş.G.- Onların büyük bir versiyonu bizlerdik. Bir buçuk ay önce geldiler 7 tane yere onlardan Erzincan’da olduğu zaman üç gün önce de bizim 17 yere gelmişlerdi.
“ZATEN HABER VERİYORLAR!”
Cemaatin bölge sorumlusu Ş.G. 21 Kasım 2008 tarihinde Kuran kursunda hoca olan bir bayanla yaptığı telefon görüşmesinde şöyle diyor:
“Erzurum’da böyle bir durum söz konusu değil ve Milli Eğitim’e bağlı olanlara sadece yılda bir sefer şubat ayında denetim var. Gerekirse şimdi biz biraz da hani kendi konumumuzu, durumumuzu, halimizi de uzun boylu olarak değerlendirdiğimiz vakit de, ben Milli Eğitim’e bağlı olması noktasındaki şeyim ondan ötürüydü. Yani sık sık biz denetleme noktasıyla karşı karşıya kalmayalım, ikincisi dönemsel bir denetleme söz konusu olduğu vakit de, ki zaten o zaman haber veriyorlar, biz o zaman da orayı tam onların istenilen mevzuat gereği istenilen şekle, hale büründürürüz yani.”
“BADANACILAR GELİYOR”
Cemaate baskınların önceden haber verildiği bölge sorumlusu Ş.G.’ye gelen telefonla da ortaya çıkıyor. 23 Şubat 2009 günü yapılacak operasyon, 18 Şubat 2009 günü Ş.G.’ye şöyle bildiriliyor:
X Şahıs (sistemde kayıtlı değil)- Selamünaleyküm.
Ş.G.- Aleykümselam. Kim aradı sizi… ne söyledi.
X Şahıs- İlk önce şifreli konuştu.
Ş.G.- Hı hı.
X Şahıs-…Dedi ki bugün badanacılar gelecek. Hazırlığınız olsun haberiniz olsun dedi.
Ş.G.- Hı.
X Şahıs- Bende badana yapılacak dedi. Badana yapılacak yerimiz yok, ne diyorsun anlamadım dedim. Belki yanlış aramışındır dedim.
Ş.G.- Kadın mı? Erkek mi?
X Şahıs- Erkek.
Ş.G.- Erkek tamam.
X Şahıs- Ondan sonra dedi tamam kapattı. Biraz sonra yine aradı dedi ki, bugün gelecekmiş sizin oraya haberiniz olsun, tedbiriniz olsun. Dedim kim gelecek, dedi ki kimin geleceğini bilmiyor musun sen, ben dedim tamam. O şekilde kapattı.
Ş.G.- Ne zaman aradılar.
X Şahıs- Biraz önce işte 10 dakika kadar oldu.
Ş.G.- Tamam Selamünaleyküm.
X Şahıs- Aleykümselam.
Bir yandan da Erzurum Başsavcısı Osman Şanal, savcılara baskı yaparak operasyonları durdurmalarını söylüyor ve dosyayı kendisine göndermeleri için baskı yapıyor. Başsavcı Şanal, dosya gönderilmezse istenen operasyonları yapmayacaklarını açık açık söylüyor. Başsavcı Şanal’ın sözlerini, Başsavcı Cihaner’in HSYK’daki savunmasından aktarıyoruz:
“Eğer dosyayı hemen göndermezseniz, tüm başsavcılıklara yazı yazılarak arama ve gözaltına alınmaların yapılmamasını isteyeceğiz, hatta Erzurum için yazılan talimat yerine getirilmeyecektir…”
Başsavcı İlhan Cihaner, müdahalenin boyutunu görüp delillerin karartılmasını engelleyemediği için, 20 Mart 2009 tarihinde görevsizlik kararıyla dosyayı Erzurum’a gönderir. Erzurum Başsavcılığı ilk olarak şüpheli sayısını 235′ten 16′ya düşürür. 23 Şubat 2009 günü tutuklanan 9 kişi de kısa bir süre sonra serbest bırakılır…
Görevimi Yaparak Bu Bilgilere Ulaştım Ve Sizlerle Paylaştım. Kimseyi Suçlamak İstemiyorum. İnsanlar Tabiki Yandaşlarını Savunacaklardır Ancak Yandaş Savunmanın Ucu Vatan
Bu Yazılanların Hepsi Devlet İçin Gizli Belge Niteliği Taşımaktadır. Ben Gazetecilik Müdafaasına Dokunur. Vatanın Bütünlüğünü Tehdit Altına Sokarsa İşte Orada İşin Rengi Değişir. Ben Muhafazakarların Düşmanı Değil, Sadece Vatansever Bir Müslümanım. Gerçekler Can Sıkabilir Ancak Gerçek Her Zaman Gerçektir. Gerçeğe İnanmamak İse Çıkarcıların İşidir, Bizlerin Değil!